Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Şubat '15

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
80
 

Aile sofraları

Aile sofraları
 

Kalabalık bir ailede doğanlar ve anne babalarıyla uzun yıllar geçirmek şansına sahip olanlar için varlığı farkedilemez bir doğal tablodur bu; anne masanın bir ucunda yanında,  evin babası ve  kardeşler.... hatta bazen büyükanne ve büyükbaba masanın en güzel yerine oturmuşlar. Düşünün ki yemeğe başlamak için önce büyüklerin - hemen her zaman besmeleyle- ilk lokmayı alması bekleniyor.

Reklamlarda da çok sık işlenen bir konu değil midir bu..... Mutlu aile tablosu denilince akla başka ne gelebilir ki zaten....

Bu tablo benim çoktandır hasretini çektiğim ve açıkçası bir daha yeralmayı ümit etmediğim mutlu aile sofrası...Çocuk sesleri, genç sesleri, şakalar espriler ya da tatlı küçük sitemler, yemeği yapana övgüler ya da onun gurur ve mutlulukla yemekleri servis etmesi..... Ne güzel bir resimdir bu.

Demin de yazdığım gibi annem 2006 yılında vefatıyla, aile  masamızın esas  ögesi temel taşı da telafisi mümkün olmayan bir acı bırakarak gerçek aleme göç etti. Benden 6 yaş küçük erkek kardeşim maalesef önemsiz bir maddi nedenden ve babamın müdahaleci yapısından dolayı  babama küstü ve her türlü bağını kopardı. Ablam da Ankara'ya uzak  bir şehirde yaşadığından 4 kişilik ailemiz 3 ayrı şehirde hayatını sürdürdüğünden  aile bağımız gevşedi diyebilirim. Babam yeniden evlendi ve eşi iyi bir hanım ama kan bağıyla örülü bir ailenin aurasını hiç kimse veremez.Çok zor.

Çoğu zaman reklamlardaki mutlu aile sofralarını imrenerek ve hatta hüzünle izliyorum.

O sofraları çok özlüyorum.

Anne baba ve en güzeli de büyükanne büyükbaba, evlatlar ve torunların bazen, hala,  dayı, teyze ve amcaların da katılımıyla  çepeçevre oturulan o şen şakrak aile sofraları burnumda tütüyor. Çocukluğumda da çok bulunduğum öyle sofralarda ve belki o dönemler bu  nimeti fazla farkedemedim ancak insan kaybedince bu güzellikleri şimdi bütün hücrelerimle özlüyorum ben de.

Rahmetli eşimin ailesiyle biz kan bağıyla bağlı aileler kadar yakınız aslında. doğum günler, i bayramlar yılbaşı akşamları, terfiler, düğünler vs. hep beraberiz ve bana " sen bizim kardeşimizsin"  der görümcelerim ancak ah o anne faktörü yok mu... Bir de eskilerden kalma o halaların amcaların dede ve babaannenin olduğu sofraların tadını bulmak imkansız artık

Yoksa diyorum;  büyümenin ileri yaşların  getirdiği yoksunluklardan birisi de bu mu? Bence öyle ve gittikçe seyrekleşen kaybolan aile  sofralarının sıcaklığı garip telafisiz bir burukluk bırakıyor içimizde.

Benden size söylemesi, özellikle kayınvalide- kayınpeder,  dede -büyükanneler, anne babalar başta olmak üzere sık sık  yemeğe çağırın aile fertlerinizi. Güler yüzle karşılayın onları. Küçük konular için sorun çıkarmayın. Bazen de- ben de sık sık yaparım-  sembolik te olsa hediyeler alın sürprizlerle sevindirin onları.

Özellikle güven ortamının bozulduğu günümüz  Dünya ve Türkiye şartlarında, "acaba bana kazık atar mı?" " acaba eşime yan gözle bakar mı?" " acaba paylaştığımız konuları aleyhime olacak şekilde dışa vurur mu?" vs endişelenmeden rahatça ve mutlu bir şekilde vakit geçirip eğlenebileceğimiz en güçlü sığınak aile meclislerimizdir. Kıymetini bilin ve güçlendirin küçük kaprisler ya da ego için feda etmeyin bu güçlü kaleleri...Ağız tadı ve huzur diliyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gerçek alem demişsiniz; bu dünya gerçek değil mi?

Kerim Korkut 
 14.04.2015 20:37
Cevap :
Sayın Kerim Bey. Benim inancıma göre -ki yüce Kuran-ı Kerim dahil pek çok kitap okunarak oluşan bir inançtır- bu Dünya gerçek alem değil.Bir illüzyonu yaşıyoruz.Çok uzun bir konu olsa da kısaca açıklamaya çalışayım; nasıl ki bazı hayvanlar çevresini siyah beyaz görür, nasıl ki bazı hayvanların koku algısı bizden daha iyidir ve yeraltından gelen titreşimleri algılayan canlılar vardır, bunun gibi biz insanlar da bize ait bir illüzyonu yaşarız. Beynimiz insana özgü kapasite üzerinden görür, koklar, dokunur, işitir vs.(Merkez beyindir biliyorsunuz) Huzursuz bir ortamda veya deprem öncesi hayvanlar bizden önce tepki verir ama biz geç algılarız. Bizim sınırlarımız farklıdır. Bu nedenle ruhumuzun beden içinde yaşamak için var olduğu fiziki alemde mavinin başka tonları var mı? duyabildiğimiz desibelin altında sesler var mı? bilemeyiz. Bize yaşatılanı yaşar ve algılarız. Ta ki,Ruhun seyahatini bitirip her şeyin gerçek olduğu sınırların bulunmadığı öbür dünyaya gitmesine kadar.İyi günler.  17.04.2015 15:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 146
Toplam yorum
: 219
Toplam mesaj
: 58
Ort. okunma sayısı
: 382
Kayıt tarihi
: 21.09.07
 
 

Merhaba...  Üniversite mezunu Kamu İdaresinde  çalışan bir bayanım. Ankara'da iki oğlumla yaşıyorum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster