Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ekim '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
520
 

Ak Parti ve medya

Ak Parti ve medya
 

Recep Tayyip Erdoğan


Medya var olduğu günden itibaren kitlelere ulaşmasından dolayı güçlü bir yapı olarak görülür. Gücün ikinci durağı olan siyaset ile de karşılıklı iletişim içerisinde hayatını sürdürür. Tarih boyunca bazen siyaset medyayı, bazende medya siyaseti kullanmıştır. Bu kullanımın bizdeki ilk örnekleri taa Abdülhamit'e kadar uzanmaktadır. İç ve dış medyaya büyük ücretler vererek kendi lehinde haber yapmaya razı eden Abdulhamit'ten sonra Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrat Partisi, Adalet Partisi gibi daha birçok siyasi yapılanma medya ile iyi veya kötü ilişkiye girmiştir. Bu ilişkilerin çoğunluğunda ise siyaset ile medya anlaşamamıştır.

En son gelen hükümet olan Ak Parti ile de medyanın ilişkileri çok iyi başlamadı. Çünkü medya bir önceki hükümet olan DSP, MHP, ANAP koalisyonunda siyasi iktidarın güçsüzlüğünden yararlanarak çok fazla güç kazanmıştı ve bu gücünü yeni hükümettede kullanmak istemişti. Fakat "Muhtar Bile Olamazsın" gibi zihinlere kazınan manşet benzeri çok manşetler atıldığından dolayı Recep Tayyip Erdoğan medyaya karşı hiçte yumuşak tavırlar sergilemiyordu. İlk dönem medya ile siyasi iktidar arasındaki bu güç savaşı kazananın olmamasıyla düollo bir sonraki raunda yani ikinci döneme sarktı. Bu dönem Ak Parti'nin millet tarafından oy artırarak iktidara getirilmesiyle medyaya üstünlük sağlamaya başladığı dönem olarak görülebilir. Bu dönemde Başbakan medyaya karşı söylemlerini dahada sertleştirmiş ve bazı gazeteler için paçavra gibi yanlış ifadeler kullanıp milleti almamaya yönlendirmişti. Üçüncü dönem ise Ak Parti'nin medya üzerinde üstünlüğü ele geçirdiği dönem olarak ifade edilebilir. Yinede bu dönemde Sözcü gibi, Cumhuriyet gibi aykırı yayın yapan gazeteler olsada geneli ya ortada bir yayın yapmayı ya da Ak Parti yanlısı yayın yapmayı tercih etmiştir.

Bu gelinen sürecin genel olarak değerlendirmesi fakat biraz ayrıntıya indiğimizde medya karşısında güçlenen siyasi iktidarın bu gücü yanlış kullandığını görebiliyoruz. Bu kanıya ise pazar günü yapılan Ak Parti 4. olağan kongresinde Cumhuriyet, Aydınlık, Sözcü, Yeni Çağ, Evrensel ve Birgün olmak üzere altı gazetenin muhabirlerinin içeriye alınmasının yasaklanmasını duyunca daha emin bir şekilde vardım. Bu mantıksız uygulamanın izahının nasıl yapılacağını bilmiyorum. Fakat ben Başbakanın bu yasaktan dolayı tüm medyadan özür dilemesinin gerektiğini düşünüyorum.

Ak Parti'nin yapması gereken aslında bu gazetelere yasak koymayı bırakın Bekir Çoşkun, Yılmaz Özdil, Uğur Dündar gibi isimlere özel davetiye göndermekti. Bu yolla onlar gelselerde gelmeselerde Ak Parti'nin medyanın özgürlüğüne önem verdiğini gösterilirdi. Bu davranış Başbakanın "Biz %99 ile gelsek bile %1'in düşüncelerine önem veririz" söylemi ile direk olarak çatışmıştır ve bana göre ayağına dolanmıştır. Çünkü gücü elde etmek kadar elde ettikten sonra nasıl kullandığında önemlidir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Lütfen bu yorumu bilgisayarına kaydet ve sil. İçeriğine kısmen katıldığım yazıda üç tane imla hatası var. "Hiçte" yerine "hiç de", "düollo" yerine "düello", "Ak Parti" yerine "AKP" yazmanı öneririm. Sağlıcakla...

Asi Güvercin 
 02.10.2012 18:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 352
Toplam yorum
: 624
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 3014
Kayıt tarihi
: 02.08.08
 
 

1989’da Aksaray’ın Eskil ilçesinde doğdu. İlköğretimini 2004 yılında Eskil Cumhuriyet İlköğretimi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster