Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mayıs '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
580
 

Akp iktidar yorgunu

Akp iktidar yorgunu
 

Başbakan seçim vaatlerini ardı ardına açılıyor. O anlatıyor, vatandaş olarak biz anlamakta zorluk çekiyoruz. 

Başbakan ileri demokrasi diyor, anayasanın değiştirilmesinden söz ediyor. Ama neyi değiştirip de yerine neyi koyacaklarını söylemiyor. Açıklamaların içinde beni heyecanlandıran, gelecek adına umutlandıran bir şeyler arıyorum, ama ne yazık ki bulamıyorum. 

*** 

Biliyorsunuz; Başbakan daha önce dokuz yıllık iktidarı dönemini çıraklık ve kalfalık dönemi olarak ilan edip ülkenin dokuz yıldır acemi yöneticiler tarafından acemice yönetildiğini itiraf etmişti. Aynı Başbakan güya CHP’yi ve Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirmek için Kemal Bey’in SSK Genel Müdürlüğü dönemine gönderme yapıyor ve o dönemde SSK’nın sürekli zarar eden bir kurum olduğunu iddia ediyor. Doğrusu Kemal Kılıçdaroğlu hakkında olumlu kanaatlerim vardı ama Tayyip Bey’in bu iddialarından sonra bu olumlu kanaatlerim daha da güçlendi. 

Sevgili okuyucu, ben bildim bileli bu SSK zarar etmiştir. Kılıçdaroğlu’ndan önce de zarar etmiştir, Kılıçdaroğlu’ndan sonra da zarar etmeye devam etmiştir. Sonunda bütün sosyal güvenlik kurumları tek çatı altında birleştirilip Sosyal Güvenlik Kurumu adını almıştır ama zarar etmeye de devam etmektedir. Çünkü zaten sosyal kurumlar kar etme amacıyla kurulmaz ama özellikle bizim ülkemizde bunların zarar etmemeleri mümkün değildir. 

Bu ülkede 38 yaşındaki insanlar emekli edildi. Bu ülkede bir kişi prim ödedi, on kişiye bakıldı. Dünyada eşi benzeri olmayan popülist politikalar uygulandı, elbette ki bu kurumlar zarar edecek. SSK her zaman giderleri gelirlerinden çok fazla bir kurum olmuştur. Bürokratlar tarafından yönetiliyor gibi görünse de kurumla ilgili belirleyici kararlar hep siyasetçiler tarafından verilmiştir. 

*** 

Efendim, önce zarar etmenin tarifini, daha doğrusu açıklamasını yapalım. Eğer bir kurumun gelirleri giderlerini karşılayamıyorsa, bunun sonucu olarak da borçlar giderek artıyorsa o kurum zarar ediyor demektir. 

Dokuz yıllık AKP iktidarı döneminde Türkiye Cumhuriyeti Devleti de sürekli zarar etmiştir. Gelirleri giderlerini karşılayamamış ve ülkenin borcu dokuz senede iki kat artmıştır. Üstelik bu durumun tek sorumlusu AKP Hükümeti ve o hükümetin başındaki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dır. Kendileri ülkeyi neredeyse tek başlarına yönetmişlerdir. Çünkü yine kendi ifadeleriyle yanlış yapan bakanlarını “kapının önüne koyacağını” ifade etmiştir. Bir 23 Nisan günü sembolik olarak makamını devrettiği minik öğrenciye “artık başbakan sensin, istediğini asar, istediğini kesersin” diyerek kullandığı yetkilerin sınırsızlığını ifade etmiştir. 

İşte böylesine sonsuz yetkilerle ülkeyi yöneten başbakanımızın sanırım çıraklık ve kalfalık devreleri uzun sürdüğü için ülkemizin başka ülkelere olan borcu dokuz yılda ikiye katlanırken doksan yılda meydana getirebildiğimiz mal varlıklarımız da özelleştirme adı altında satılmıştır. 

Bütün bunlar ortadayken Tayyip Bey’in Kemal Kılıçdaroğlu için kullandığı “beceriksiz bürokrat, SSK’yı zarar ettirdi” iddiaları AKP’nin Kılıçdaroğlu’nda gerçekten de dile getirebileceği bir kusur bulamadığını akla getiriyor. 

*** 

Başta da söyledim; Başbakan’ın açıklamaları beni heyecanlandırmıyor. Bütün içtenliğimle söylüyorum, sokaktaki diğer insanları da pek heyecanlandırmıyor. 

Bakınız, Türkiye’nin temel sorunları olan üretim zafiyeti, cari açık, istihdam gibi konularda tek bir çözüm sunabildi mi? 

Sanırım AKP iktidar yorgunu. 

Ayrıntıda gezinmek bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Maalesef bugün Allah(c.c) huzurunda rahatlıkla hesap vereceğim bir siyasi oluşum olmadı. Oyum boşta. Lakin mahşerde oyumun boşta olma olmasına neden olanlardan şayet Allah(c.c) katında ortaya çıkacak gerçek doğruya ben yakınsam davacı olacağım. Mahşer gerçek doğruların olacağı ve ilahi adaletin olacağı yerdir. İnsanlar bence Mahşerde vereceği hesabı da düşünerek oy versin derim. Yoksa hesap buradaki kadar basit olmaz. Saygılarımla...

hssensoz 
 07.05.2011 0:25
 

Adeta fanatik bir taraftar gibi, takım tutar gibi parti tutan bir konu getirdiğinde yorum getiremeyen sen söylediğin zaman haklısın diye söyleyen fakat ben bildiğimi yaparım diyen insanlar mı ülkenin geleceğinde doğruyu görecek. Duran saat günde iki kez doğruyu gösterir denince evet doğru diye belirten lakin duran işlevsel olmayan bir aletin artık saat vasfını kaybettiğini göremeyen toplum ülkesi için ne kadar doğru karar verebilir. Örnekler mi herhalde kitap yazılır. Para denen kavrama adeta taparcasına davranan aslında İslamiyet ölçülerinde malın, canın ve mülkün sahibinin Allah(c.c) olduğunu unutan bir toplum gerçek doğruyu görebilir mi ve doğru karar verebilir mi. Lakin bu toplum şunu unutmamalıdır. Hesap Rahman ve Rahim olan Allah(c.c) huzurundadır. Bence oy vermek dahil tüm yaptıklarının hesabını o mahşer gününde ve kabirde vereceğini unutmasın . Maalesef bugün Allah(c.c) huzurunda rahatlıkla hesap vereceğim bir siyasi oluşum olmadı. Devamı var.

hssensoz 
 07.05.2011 0:17
 

Başını bağlayarak dindar olduğu görüntüsü veren fakat başı bir kez bile secdeye gitmeyen insan ne kadar dinini anlayabiliyor ki bu insanlar ülkenin geleceğinde doğruyu bulabilecekler. Mina'da şeytan taşlarken şeytanın kafasına kafasına taş atan ve bunu sözle söyleyen lakin bu taşların başka bir kulun kafasına geldiğine aldırmayan kul hakkına riayet etmeyen kişi doğru kararı verebilir mi. Üçüncü örnek. Ben Müslümanım diye söyleyen bir toplumda namazı kocatan inandığı gibi yaşamaktansa, yaşadığı gibi inanan Cuma, bayram ve kandil günleri camileri dolduran diğer günler hiç uğramayan insanlar dinini ne kadar algılayabiliyorlar ki kendi inancında doğruyu göremeyen bir toplum ne kadar doğru karar verebilir ki. Bu dördüncü örnek. İlericiliği alkol sigara içmek gibi entel dantel kavramlarla ilerici olduğunu sanan insanlar bu kadar ilericilik dışı kalırken ilericilik hakkında adeta fetva verir gibi davranırken doğrulardan uzakken ülkesi için ne kadar doğru karar verebilir ki. Devamı var.

hssensoz 
 07.05.2011 0:01
 

Yazınızı okudum. Doğal olarak gündemde seçim var. Lakin seçimde kimler karar verecek diye şöyle bir baktığımda karamsarlığım artıyor. Geçenlerde bir ortamda çevremdeki insanlara çay söyledim. Çaprazımız da sigara içen insanların oturduğu bir kısım vardı. Yerleri gösterdim yakın yerde sigara tablası gibi yerler ve çöp kutuları vardı. Lakin insanlar çöplerini ve sigara izmaritlerini yerlere atıyordu ve çirkin görüntü vardı. Bunlar mı lise, üniversite mezunları da bunların içindeydi. Kendi bedenine zarar verdiğini algılayamayan ve bedenine adeta zarar veren insanlar doğal olarak çevresine de zarar verecekler. Peki kendisi için doğru karar veremeyen insanlar ülkesi için doğru kararı verebilirler mi. Bu bir örnekti. Seçimde daha ülkede kaç milletvekili seçileceğini bilmeyen, genel seçim ile yerel seçimi ayıramayan insan grubu acaba ülke için ne kadar doğru bir kararı verebilir. Bu ikinci örnek. Devamı var.

hssensoz 
 06.05.2011 23:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 114
Toplam yorum
: 116
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 536
Kayıt tarihi
: 18.11.09
 
 

Emekli öğretmenim. Üç yıldır Söke Ekspres gazetesinde günlük yazılar yazıyorum. 2008 Yılında röpo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster