Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ocak '16

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
36
 

Al gülüm, ver gülüm...

Al gülüm, ver gülüm...
 

Melih Gökçek: “Köylerimizde sevdiklerimize herdaim ulaşabilelim diye Büyükşehir Bld yollarını hep açık tutuyor”

demiş, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’mız sayın M. Gökçek, Twitter’daki hesabından, kar küreme aracı içinde çeşitli fotolarını da duyurusuna ekleyerek… Ben de cevap yazdım kendisine. Dedim ki,  “ E, 2016’lar Türkiyesi’nde ve de üstelik (başkent) Ankara için pek havası atılacak bir hizmet değil yani bu… Ama daha önce (AOÇ Kavşağı’na) dikmiş olduğunuz o robot  (bu) yolları açıyor olsaydı, o zaman başka tabii.”

E, üstelik gazetelerden okuduk, sayın Gökçek bu fenomen robot için “Bizim robotun granit kafası, onu mahkemeye veren mimarlardan daha iyi çalışır’ da demiş zamanında. Hâl böyle olunca, insanın bu robottan beklentisi de yüksek oluyor tabii!

TBMM Başkanı İsmail Kahraman: “ TBMM Başkanlığı İdari Teşkilatımızın, siz sayın milletvekillerimizin yasama ve denetim faaliyetlerine en etkin biçimde katılımını temin için gerekli olan idari, lojistik ve teknik desteği ihtiva eden yeni projelerini hayata geçirmeye devam edeceğiz. Bu kapsamda milletvekillerimize yasama faaliyetlerini daha başarılı şekilde ifa etmelerine katkı sağlayacak bir dizüstü bilgisayar temin edileceğini de bildirmek istiyorum”

demiş Milletvekillerimize… Yani, vekillerimiz Meclis’e girmiş (bu züğürt halimle ben aday olacak olsam, afiş bastıramam ama bir dizüstü bilgisayar alabilirim çok şükür) lâkin kendilerine bir dizüstü alacak paraları yok-muşş!

Üstelik de, bu pc vaadi tam neye denk geliyor, biliyor musunuz? Hani, bir İş Bankası tartışmamız var ya son günlerde… Vekillerimizin maaşı önceden oraya yatıyormuş ancak o bankadan almışlar bu işi, Halk Bankası’na vermişler, 2016 başından itibaren geçerli olmak üzere… Bu banka da – klasik bir uygulama olarak; yapılıyor çünkü bu tür geçişlerde – promosyon olarak vekillerin her birinin hesabına 8.200 TL yatıracakmış… Yani, işte bu bilgisayar vaadi üstelik bir de bu ek paraya denk gelmiş oldu… Diyeceğim o ki, sayın vekillerimiz, gerçi bu paranın çok küçük bir kısmıyla alıverebilirlerdi gayri kendilerinde olmayan (!) bilgisayarı ama! Neyse…

Hadi geçelim bu bonusu da… Sormak lâzım… Ey yöneticiler, bu bilgisayar hangi firmadan gelecek? Acaba yine bir yandaş mı zengin ediliyor diye gelmiyor mu akıllara?

Ey vekilim, bil ki bu saatten sonra artık gözlerimiz, kulaklarımız daha bir üzerinde olacak! Mademki artık bilgisayarın da var; senden Meclis Başkanı’nızın dediği gibi, yasama ve denetleme faaliyetlerini daha başarılı şekilde ifâ etmeni bekliyor olacağız; sorumluluğun birkaç kat daha arttı yani. Artık, pc’nde yüklü bulunan – genelde yüklü oluyor; ayrıca para ödemene gerek yok- Word programını kullanarak, şu soruları yazıya dökebilirsin meselâ:

“Çözüm süreci denilen süreç neyi çözdü? Sorunu mu yoksa birilerin ipini mi?”

“ Kaymakamlara, ‘gerekirse mevzuata uymayın!’ çağrısı yapıldı. Bu davet ediş,  Batı’daki iller için de geçerli olacak mı? Hukuk devleti, kanun devleti falan diye siyasi terimler var; kontrpiyede kaldık; anlatır mısınız?”

“Leyla Zana ile neden görüşülecek? Bu daha önceki görüşmem açıklamalarına tezat mı yoksa sadece zâtına münhasır açıklamalar arasında mı?”

“Her şey özelleşiyor da, halkın çoğunun izlemediği ve ödediği o yüzde bilmem kaçlık payda gözünün kaldığı TRT için bu sessizlik daha ne kadar sürecek?”

“Basında sıkça isimleri geçen malum kayyımların malum şirketlerde sefahat içinde oldukları söyleniyor. Söz konusu ilgili şirketlere kayyım olarak atanmak isteyen vatandaşlarımız için nasıl bir başvuru süreci var? Not: Seçim bölgesindeki seçmenlerimiz bu konuda bizden talepte bulunuyorlar.”

“Tutuklu gazetecilerin içeride yatmalarına sebep olan yazılarına bu müebbetlik değeri veren hususu biz anlayamadık; açıklar mısınız?

“Biz vekillere verdiğiniz bu bilgisayarlar hangi şirketten alındı? Bunların piyasa maliyeti ne, Meclis olarak biz kaça aldık?”…

Kolay gelsin sayın vekilim!

Mısır’ın El Ezher Üniversitesi ilahiyat profesörlerinden Suad Salih, ‘meşru savaşlardan’ köle olarak alınan kadın kölelerin, ordu komutanının ya da Müslümanların malı haline geldiğini, bu kişilerin de köle kadınlarla kendi eşleri gibi cinsel ilişkiye girebileceğini (belirterek), “Onları aşağılamak için, bir ordu komutanının ya da herhangi bir Müslümanın malı haline gelirler ve bunlar da o kadınlarla kendi karıları gibi cinsel ilişkiye girebilirler”

demiş bir kadın prof olarak. Yani, benim hemcinsim olarak… “ kendi karıları gibi cinsel ilişkiye girebilirler” demiş ya cümlesinin sonunda, buna açıkça “tecavüz” demeye ar etmiş, dili varmamış garibimin! Canım benim, canımm. Çok duygulu, hassas bir insan belli; e kadın tabii! Benim de dilimin ucuna geliyor bir şeyler de –özellikle bir kadın olarak-, ben de ar ediyorum ama çok…

Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak, “90’lı yıllarda köyler boşaltılıyordu, şimdi ise şehirler boşaltılıyor”

demiş. Aşk olsun yani sayın Kamalak! Yani 90’lardan 2020’lere geldik; o kadar ilerleme olacak tabii!

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ( Mustafa Koç’un ölümünden bir gün önce kendisi ile telefon ile görüştüğünü kaydederek, o görüşme için)    “… hatta latife yaptık, ‘alkolü de azalttın mı’ diye, ‘azalttım’ dedi. ‘Hepten bırak’ dedim”

açıklaması yapmış… Yani, içki mevzuunun gündeme getirilmesi gerçekten çok samimi bir açıklama olmuş rahmetlinin ardından… Ne kadar içten bir cumhur reisim var…

AKP’nin önemli isimlerinden Milli Eğitim eski Bakanı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik: “PKK, silahları bırakıp ülkeyi terk etmek yerine, kentlere yerleşti. Çözüm sürecine zarar gelmesin diye de, iyi niyetli olarak valiler, kaymakamlar, polisler, askerler de elleri kolları bağlı beklediler” 

demiş… O kaymakamlara “ mevzuata uymayın gerekirse” talimatları veriliyor ama bugün! Gel de kafan karışmasın! Bu kaymakamlar, polisler, askerler o zaman hükümetimize bağlı değildi de, biz de bihaberdik yani onların bu elleri, kolları bağlı bekleyişlerinden. Açıklama tam bir sakal bıyık hikâyesi; neresinden tutsan kıla bulaşıyorsun!

“Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın olduğu Çözüm Süreci toplantılarında olacakları anlattık ama, Çözüm Süreci romantizmine kapılan arkadaşlarımızın tepkisini aldık. Zaman bizi haklı çıkardı”

diye de eklemiş sayın eski MEB Bakanı’mız… Valla zaten sizlerdeki bu romantizm bizi öldürecek! Hep şöyle işliyor süreç: Bir şeylerin romantizmine kapılınıyor, sonra bir sebeple bu büyük aşk bitiyor; romantizm nefrete dönüşüyor ama aşk acınızı halk olarak hep beraber çekiyoruz. Önceki Leyla oluyor mu sana tu kaka Marko Paşa! Âşık olmayın be kardeşim! Sayenizde küstük aşka!

Kalın sağlıcakla efendim! Bakalım önümüzdeki günlerde kimler ne diyecek; neler al gülüm ver gülüm edilecek, bu alışlar ve verişler nasıl söze dökülecek hep beraber kafa patlatacağız yine, kısmetse!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 230
Toplam yorum
: 38
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1299
Kayıt tarihi
: 26.08.12
 
 

Doğum yeri: Berlin Siyasal Bilgiler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu (Bölüm ve fakül..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster