Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Nisan '09

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
11730
 

Almanları nasıl biliriz?

Almanları nasıl biliriz?
 

Bremen Mızıkacıları Masalı Almanların "Olmazı yapma" yetilerinin düşgücüne yansıması denilebilir.


Onlara genelde “Hans” ve “Helga” adını takmışızdır. Almanlar deyince Albett Einstein ile Adolf Hitler ile bir çok ünlü Alman futbolcu aklımıza gelir ama 2 Dünya Savaşının baş aktörü olmaları dolayısıyla bir irkilme hissi de duyarız. Beethoven, Bach, Mozart, Brahms, Wagner gibi klasik müzik ustalarını kendilerinden sayarlar. Goethe ve Kafka’yı anmadan Almanya tanımlanamaz. Karl Marx ve Friedrich Engels, Friedrich Nietzsche, Bertolt Brecht, Immanuel Kant, Friedrich Hegel gibi düşünür ve teorisyenler Almanya’nın Dünya düşünce sisteminin merkezliğini kanıtlayan klasiklerdir. Çocukluğumuzun daha ilk yıllarında “Bremen mızıkacıları” masalı ile Alman kültürüne adım atmışızdır. Grimm kardeşler’in Hansel ve Gratel çocuk masalı da unutulur gibi değildir.

Almanlar Türkiye tarihinde etken olmuş, zaman zaman partnerlik ve müttefiklik etmiş bir ulus. Osmanlı’nın son döneminde aydın kesimde daha fazla egemen olan Fransız etkisini Alman etkisine çevirmek için mücadele yürütülmüş. Ekonomide özellikle demiryolu işletmeciliğimizde hakim de olmuşlar. Birinci Dünya Savaşı öncesi batılıların Afrika’yı paylaşmaları olayında Alman İmparatorluğunu da görüyoruz. İttihat ve Terakki Cemiyeti Almanya safında I.Dünya Savaşına girmeyi taahhüt etmişti. İki Alman gemisinin Boğaz’dan geçim Osmanlı bayraklı olarak Rusları bombalamasıyla savaşa fiilen dahil olmuştuk. 1915’de Çanakkale Savaşlarında Osmanlı saflarında Alman subayları ve kullanılan Alman silahlarının rolünü de kabul etmek gerek. Fakat savaş işbirliğimizde en çok zararlı çıkan taraf bizler olmuştuk.

Milyonlarca insanın yitirilmesi ve Hitler’in ırkçı soykırımlarını takiben yenik çıktığı savaş sonrasında büyük ekonomik atılım yapan Almanya ile ilişkilerimiz, 1961 yılından itibaren işçi göçü bağlamında gelişti.Parçalanan aileler, vatan ve akraba hasreti oluştu. Almanya “Acı Vatan” olarak anıldı. Böylece Türk-Alman ilişkileri iki ulusun kaynaşma çabaları ve onun sorunlarına dönüştü. Günümüzde 3 milyon dolayında Türk orada yaşıyor.Kimi Alman vatandaşı olarak azınlık haline gelmiş kimi evlilkik yapmış, iki halk arasında adeta organik bağ oluşmuş durumda. Böylece bizler onların işgücü eksiğini gidermede etkili olurken, onlar da iş sağlama ve ödemeler dengemizin düzeltilmesinde katkı sağlamış oldular. Ayrıca yıllardır Türkiye’ye en fazla turistin Almanya’dan geldiği düşünülürse ülkemizin Almanya’nın sayfiyesi haline gelmesinden söz edilebilir. Almanya’ya gönderilen işçilerimiz farkında olmadan Türkiye’nin fiili tanıtımını yapmış oldular ve bunlar ağırlıklı olarak toplumun en yoksul ve eğitimsiz kesimini oluşturduğundan yaptıkları tanıtım ve bıraktıkları izlenim yıllarca pek iyi olmadı. Almanya’dan dönüş yapanlar ise başlarında tüylü şapka ve ellerinde çalan bir teyp ile ortak kültürün “Almancı” profilini oluşturdular.

Almanların bizi genelde çalışkan ama kendilerinden daha az yetenekli, tutucu, yoksul, cahil ve Orta Doğu yaşam tarzını benimseyen kapalı insanlar olarak bildikleri kabul edilir. Dönüş yapanlar ile İnternet ten edinilen izlenim böyle.Peki biz onları nasıl biliriz?

Bize göre de onlar çalışkan, disiplinli, özgüvenli, akıllı ve bu arada genelde düzgün fizikli, sarı saçlı, mavi gözlü, az kıllı insanların oluşturduğu bir ulustur. Belki biraz kendini beğenmiş ve tepeden bakan kişiler olarak algılayanlarımız vardır. İnsani özellikleri az gelişmiş, bencil, hırslı insanlar olarak tanımlayanlar var. Aynı zamanda hedefleri olan, bu hedefe dönük her şeyi yapan, dakik ve sistematik insanlardır. Adeta futbollarına da bu yansımıştır. Futbolda hep önde gelen ülkeler arasında olmuşlar.

Genellikle fazla ciddi, bencil ve mutsuz, tüm eğlenceleri patatesle bira içmek olan, çalışmaktan zevk alan insanlar olarak biliniyorlar. “Yemekteyiz” programı Almanya çekimlerinde yarışan Türk bayan bir Alman tezgahtarın güleryüzünü görünce şaşırmış, “Yıllardır rastlamadığım gülen bir Alman gördüm ya, bunu olağanüstü ve şans sayıyorum” demişti.

Almanların misafirperverlik, dostluk ve yardımlaşmadan nasibini almadıkları, bugün samimi olduklarını yarın tanımazdan gelebilecekleri söyleniyor. Bu durum güvenilmez bir imajdır. Ayrıca herkesi rakip gibi görmeleri başkalarına da güvenmediklerini ve böylece huzursuz mizaç taşıdıklarını gösteriyor.

Tanıdığım Almanlar; bazı turistler, siyaset, spor ve sanat ile medyatik olan renkli simalardan ibaret. Bayan Merkel göz önünde.. Derwall, Müller, Rumenigge, Kaleci Toni Schumacher, Falco ve Göts, son zamanlarda Feldkamp ve Skibbe.. En ünlü deterjan, otomobil ve bazı teknolojik ürünlerde de onların imajı var. Bir kalite imajı çağrıştırıyorlar. Almanya tarihindeki bazı yanlışların suçluluk duygusu içinde gözleri üzerinde hissederek, temkinli, ölçülü, sessiz ve derinden gitmeyi yeğleyen bir ülke.. Almanlar ise ziyadesiyle gururlu ve onurlu, saygın bir ulus. Üstün olma iddiasını bırakmış görünüyorlar ama dünyanın sayılı kalkınmış çağdaş yaşama ulaşmış insanları arasında olmayı başarmışlar. Hırs, azim ve çabalarıyla üstün nitelikleri zora dayanmadan beceri ve duygu yoluyla hissettirmeyi neredeyse hayata geçirmişler.

Onların sevildiklerini söylemek ise zor. Mütevazı ve tevazulu olmamakla, güven vermemekle suçlanırlar. Tepeden bakanlar pek sevilmezler.Fakat taktir de edilirler. Geleneksel yiyecekleri patates, tavuk, domuz, hamburger ve yiyecekle beslendikleri, genelde şişman oldukları düşünülür. Disiplinle, motivasyonla hedefe kilitlendikleri bilinir, ama yine de nasıl başarılı olduklarına şaşılır.

Belki de Almanya Türklerin tarih boyunca en derinden işbirliği ilişkisi içinde olduğu ülke olabilir. AB’nin adeta motorudur. 3 milyon Türkü barındırmakta, akın akın turist göndermektedir. Fakat Almanlar’ın Türkler hakkında genelde çok olumlu düşündükleri söylenemez. Bu durum politikaya da yansımış ve Türkiye’nin AB üyeliğine engel koymaya varmıştır. Öte yandan A&G araştırma şirketinin 2006 yılında yaptığı bir araştırmaya göre Türkiye halkının yüzde 56.9'u Almanya’nın dost olmadığı görüşündedir. Bu rakam hemen düş kırıklığı yaratmasın; AB’ye güvensizlik yüzde 78.1 ve diğer ülkeler göz önüne alındığında yine de Almanya Türkler için AB’nin en güvenilir ülkesi konumunda..

Türkiye’de Alman imajının çok daha iyi olması ve daha fazla sevilmeleri Alman politikasının ulusal konularımıza karşıt olmamasıyla ilgili. AB, Kıbrıs ve özellikle bölücülükle mücadelede destek. Türklerin Almanların saygınlığını kazanması ise kalkınma ve güçlenme ile ile yaşam düzeyinde çok iyi duruma gelinmesi ve çıkar birlikteliğinin oluşması sayesinde olabilir.


Alman atasözleri der ki; “Alçak gönüllülük süstür, fakat onsuz daha başarılı olunur” ve “Herkes kendi kaderinin demircisidir…Düşmek suç değildir, düşüp kalmak suçtur.”

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 61
Toplam yorum
: 1421
Toplam mesaj
: 59
Ort. okunma sayısı
: 25248
Kayıt tarihi
: 09.07.08
 
 

Ankara'da yaşayan Afyon doğumlu, Gazetecilik Halkla İlişkiler Radyo-TV bölümü mezunuyum.. Kamuda ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster