Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

sufi-su /Emel Yeşilkayalı

http://blog.milliyet.com.tr/sufi-su

29 Mayıs '09

 
Kategori
Dünya Şehirleri
Okunma Sayısı
5341
 

Amsterdam'da madalyonun öteki yüzü

Amsterdam'da madalyonun öteki yüzü
 

Red Light District


Amsterdam'la ilgili yazdığım yazılara başlayış amacım, bu yazıyı yazabilmekti aslında.

Olumlu izlenimlerimin çoğundan daha önce söz etmiştim. Kişilerarası sınıfsal farklılıkların yaşam tarzlarında çok da belirgin olmayışı; doğalgaz zengini olmaları ve petrole olan bağımlılıklarının bize göre çok daha az olmasının ülke gelirini de doğal olarak olumlu yönde etkilemesi; doğal kaynakları tasarruflu kullanmaya önem vermeleri; kişileri meslek edindirmeye yönelik iş okullarında üretilen malzemelerin serbest rekabeti engelleyici olmaması için bozup yeniden üretilebilecek şekilde tasarlanmaları; yaşam boyu öğrenme ve sürekli eğitime verilen önem ile sunulan eğitim olanakları; sosyal devletin gereği vatandaşlara sağlanan sosyal güvenlik sisteminden yararlanma olanakları Amsterdam özelinde Hollanda'nın beni etkileyen güzel yanları.

Ama Amsterdam'da, madalyonun bir de öteki yüzü vardı. Bizim de asıl gidiş amacımız diğer yüzü görebilmekti. Arka sokakları, sosyal güvenlik sistemine dahil olamayanları, eğitimden yararlanamayanları, suça yönelen, ihmal ve istismar edilen çocukları, çocuk anneleri, kadın konuk evlerini görmekti amacımız. Gördük de...

Hollanda göçmenler ülkesi olması nedeni ile, onca zenginliğine ve eğitime verdiği öneme rağmen, pek çoğu niteliksiz, eğitimsiz pek çok kişiyi de içinde barındırmakta. Surinamlılar'ın uzun yıllar Hollanda sömürgesinde kalmış olmalarının acısını çıkarırcasına davrandıkları, çoğunun birtakım haklardan sömürürcesine yararlanmaya çalıştıklarını; diğer göçmenlerin çoğunun dil bilmemeleri, eğitime açık olmamaları, ülkeye uyum sağlayamamaları gibi nedenlerle iş ve meslek edinemediklerini ve ülkede bu nedenle sadece işsizlik aylığı ile geçimini sağlayan çok fazla insan bulunduğunu gördük ve öğrendik. İşsizlik aylığı 800 Euro. Ayrıca, mesleki eğitime devam etmeleri koşuluyla kişilere ayda 900 Euro veriliyor. Çoğu zaman bu okullarda karınlarını doyurmak ve parayı alabilmek için eğitime başlıyorlar. Ancak eğitimi tamamlamayan çok fazla. Bunun yanı sıra, hem işsizlik aylığından yararlanıp hem de sosyal güvencesiz bir şekilde çalışanlar da var.

Yoksulluk son yıllarda özellikle yaşlılar ve yalnız yaşayan anneler için artmış. 3 yıldır yoksullar için pirinç ve ekmek dağıtılmaya başlanmış.

Avrupa ülkelerinin ekonomik krizden daha az etkilenmiş olmasına rağmen, yine son yıllarda kredi ile borçlanan ve bu borçlarını ödeyemeyen kesim artmış. Bununla ilgili çalışmalar başlamış.

Gençler arasında cep telefonlarının ölçüsüz kullanımı nedeni ile astronomik miktarlarda borçlanma ve bunun sonucunda aileleri de güç durumda bırakma yaygınlaşmış.

Eskiden sadece yerliler için sorun olan bir konu artık göçmenler için de sorun olmaya başlamış. Örneğin Hollanda'ya "kapağı atıp" geleceğini kurtarmak isteyen Türk gençleri, Hollanda'da yaşayan bir Türk'e aşık numarası yapıp evlenip, vatandaşlık hakkını da elde ettikten sonra boşanabiliyor. Bu durum oldukça sık yaşanmaya başlamış.

Amsterdam'ın en önemli gelir kaynaklarından birisi turizm. Turizmin can damarı ise seks ve uyuşturucu. Özellikle seks turizmi yakın geçmişe kadar bir devlet politikası olarak desteklenmiş. Meşhur "Red Light District" yani "kırmızı fener sokağı" bunun bir kanıtı. Bu sokakta, ancak bir yatak sığabilecek büyüklükte bir camekanın -ya da vitrinin- içinde yarı çıplak kadınlar arkalarında bir yatak olduğu halde kendilerini sergilerler. Bu sokakta sekse dair her türlü şey vardır. Turistlerin uğrak yeri olan şehrin tam göbeğindeki bu yerin, artık kardan çok zarar getirdiği düşünülmeye başlamıştır. Çünkü 4-5 yıldır gittikçe yaygınlaşan bir "lover boy" sorunu bulunmaktadır. Bu bizdeki "p....nk" ile aynı anlama geliyor aslında. Genç, yakışıklı erkekler, iltifatlar, pahalı hediyeler ve güzel yaşantılar sunarak özellikle göçmen kızları kendilerine aşık edip fuhuşa sürüklemektedir. İlaveten genç erkekler de yaşlı eşcinsellerin yatağına sürüklenmektedir. Hem mağdurlar hem de lover boylar için birçok rehabilitasyon merkezi bulunmaktadır. Bizim döneceğimiz gün, 14 yaşında bir Türk lover boyla, amca çocuklarından oluşan bir çete yakalanmıştı.

Amsterdam bir uyuşturucu cenneti. Avrupa ve İskandinav ülkelerinden gelen binlerce genç, uyuşturucu kullanımının serbest olduğu coffeshopları doldurmaktadır. Uyuşturucu kullanımıyla baş edemeyen Hollanda, görmezden gelerek, hafif uyuşturucuları serbest bırakarak bu sorunu çözmeye çalışmış. Tabii bunu turizmde de kullandığı için işine gelmiş. O kadar ki, esrar alkollü içecekler, çorba ve keklerin içine de konulup satılmaktadır hediyelik eşya dükkanlarında. Şehir merkezinde LSD, kokain gibi uyuşturucu satıcıları kol gezmektedir. Öte taraftan uyuşturucunun etkisini arttıran birtakım maddeler ölümlere de neden olduğu için, yakın zamana kadar gece kulüplerinde sağlık ekipleri bulunup, isteyen kişilerin kendilerine uzattıkları uyuşturucunun içindeki maddelere bakıyorlarmış. Hiç değilse öldürücü olmasın diye. Tabii uyuşturucu kullanımı, çeşitli suçları da beraberinde getirmiş. Tıpkı seks turizminde olduğu gibi kardan çok daha büyük zararlara neden olduğu görülmüş. Gazetelerde okumuşsunuzdur. hem "Red Light District"in hem de uyuşturucu kullanımının kademeli olarak belli bir süreye kadar kaldırılması için harekete geçildi.

Tüm bunlardan sonra sadece Amsterdam'da, Çocuk ve Gençlik Bakım Kurumları için 80 trilyon yıllık bütçe verilmesinin nedenini daha iyi anlıyorsunuz. Diğer bir konu da, Hollanda'nın toplam yüzölçümü bizim Konya ilimiz ile kıyaslanırken, sadece Amsterdam'da bizim ülkemizde 50 yılda yetişen toplam meslek elemanı kadar sosyal hizmet uzmanı var. Bu iyi mi kötü mü şüpheli. Çünkü biliyorsunuz meslekler de kurumlar da ihtiyaçtan doğarlar.

Mesela gençler arasında suç işleme o kadar çok ki, başedilemeyeceği için kurumlar arası kademeli geçişler koymuşlar. Yani, nazi kampına benzer az sayıda kuruluş var. Burada suç işleyen gençleri katı kurallarla rehabilite ediyorlar. Açıkçası söylenmese de şiddetin serbest olduğunu anlayabiliyorsunuz. Kuruluşun kendi içinde de basamaklandırma sistemi koymuşlar. İlk girildiğinde belli bir süre her şey yasak. Kurallara uyum durumuna göre yavaş yavaş her basamakta yasakları hafifletiyorlar.

Amsterdam'da madalyonun öteki yüzüne bakarken, bu kadar niteliksiz göçmen, çalışmadan işsizlik parası alan varken; çocukların, çocuk annelerin, fuhuşa, suça yönelenlerin rehabilitasyonuna ve korunmasına yönelik, yaşlı nüfusun bakımına yönelik bu kadar çok kuruluş varken, Hollanda ne kadar zengin olursa olsun hazıra dağ mı dayanır diye düşünüyorum.

Ve bir de "Özgürlükler ülkesi Hollanda" sloganına inat, özgürlüklerin de sınırı olmalı diye düşünüyorum.

Sevgiyle kalın...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Sufi su, Madalyonun öteki yüzünü görünce, diğer yüzün bir anlamı kalmadı :)) Ülkemizin ve insanlarımızın kıymetini çok daha iyi anlamalıız diye düşünüyorum. Her zaman derim zaten bizim ülkemiz gibisi yok. Gözlemlerinizi aktardığınız için teşekkür ederim. Sevgi ve saygılaırmla..:)

Beyazgolge 
 01.11.2009 14:21
Cevap :
Yok, yok, her iki yüzünü de görmek lazım :)) Her şey zıttıyla anlam buluyor, bütünlük kazanıyor. Ama haklısınız, yaşamak için ülkemiz gibisi yok. Sevgiyle kalın...:)))  01.11.2009 18:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 76
Toplam yorum
: 299
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 1552
Kayıt tarihi
: 28.03.09
 
 

Merhaba, ben sufi-su. Sosyal hizmet uzmanıyım. Yıllarca korunmaya muhtaç çocuk çocuklar, koruyucu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster