Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Haziran '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
655
 

Araf'da toplu raks...

Araf'da toplu raks...
 

Görsel: Su 'Cennet', ateş 'Cehnnem' ise 'Araf' da bu mu yoksa?


Baktım geçmişe şöyle bir yine…

Aslında hepimizin bildiği bir şeye takıldı zihnim yine… Ne tam Avrupa’yız ne de tam Asya’yız dedim kendi kendime… Ne tam ‘Doğu’yuz, ne de tam ‘Batı’, o yüzden arada köprüyüz dedik, sentezleme gereğini ıskalayarak medeniyetleri buluşturmayı bile denedik.(*)

Ne tam feodaliz ne de tam modern. Ne sağımız tam 'sağ' gibi, ne de 'sol'umuz tam 'sol' gibi! Ne yoksunluklarımız tam bir yoksunluk ne de zenginliklerimiz tatmin edici... Özgürlük alanlarımız da öyle... "Hiçbir zaman olması gerektiği gibi değil, insanlar, müziğin sesi, sözcüklerin yazılışı, bütün bize öğretilenler..." diyen Charles Bukowski tarifli o gri kıyıların tutsaklarıyız.

O yüzden olsa gerek atladık dış ivmeyle salınan o sırmalı hamağa, rahat mı rahat! Ah, bu haller post-modern…

Bu durumda bizler, ne cennetteyiz ne de tam cehennemde, salınmaktayız hep o belirsiz zamanlarda, arada derede bir zeminde, hep ama hep Araf hallerinde... (Dante Alighieri’nin kemiklerini sızlasın)

Öte yandan -dürüst, çalışkan, sade, yurtsever, özü sözü bir insanlar- gördükçe ve yaşadıkça bazen erdem adına erdemsizlikleri, doğrular arasında gizli, fink atan yalanları, tüyü bitmemiş yetim haklarını hiçe sayan talanları… Çekerler memleketin hallerini içlice… Yalın halden başlayıp (i, e, de, den hali) ekleyerek "ah halini"... Hayatın kendi oluşu içinde dalgalanan, o bitmez tükenmez med-cezri içinde… Bir ileri, bir geri… Çoğu kez de bir ileri, iki geri…

"...Bu zıtlıklar arasında, / Post modern zamanlarda, / İnsan olarak sen / Çaresizce salınırsın / İpi ince mi ince bir sarkaç misâli / Kent karmaşasıyla taşra melânkolisi, / Alışverişi bol aşklarla, / Ayrılık ve yalnızlığın / O kendin olma özlemi arasında / Yan yana, omuz omuza olmanın sıcaklığı özlenirken / Yarışma, geç(il)me ve ez(il)me hallerinin meşin kırbacı / Maalesef her daim sırtında..."(**)

Ve onlar ki, arada bir aşkın bir var oluşla isyan ederler! Kâh Mustafa Kemal’in tanıklığında, kâh Nazım’lı gündoğumlarında ya da ılık Mevlana akşamüstlerinde… Zamanın ve mekânın dışına taşan ve sıradan gündeliğin kabuğunu çatlatan bir iç çekişle… Araf hallerinin o biteviye raksında, salınışında, bu büyülü coğrafyada…

Oysa kendini bilinçlendirme sorumluluğunu ısrarla ıskalayan kesimler açısından her sahip oluş, her ediniş ve her türden aldatış cennetten bir köşe, her kaybediş, her yok oluş ve aldatılış da cehennemlik bir an gibidir.

Yine de,

Araf hallerinde durmasını bilmek gerek diyelim. İçimizdeki o kor alevi koruyup, dış kabuğu da hep sert ve dayanıklı tutarak durmasını bilmek gerek… Ta ki, elbirliğiyle ve titizlikle kurulacak olan çağdaş ve duyarlı bir sentezle cennetin o devasa kapıları sonuna kadar açılana dek!

Belli mi olur? Belki de gün gelir yine, üstümüzden yağmur yüklü bulutlar geçer…

Hem yağmur hem de umut yüklü bereketli bulutlar…

İ.Ersin KABAOĞLU,

1 Haziran 2011, Ankara

Not:

(*) Sanki burada yazdıklarımız -duyulmuş da- bir araştırmaya konu olmuşcasına 9 Haziran 2011 günü Milliyet'in manşetine düşen ABD merkezli PEW Araştırma Şirketi'nin son araştırmasına göre; “Sizce Türkiye daha çok Avrupa’ya mı yoksa Ortadoğu’ya mı dönmeli?” sorusunu Türk vatandaşı katılımcıların yüzde 25’i Ortadoğu’ya, yüzde 17’si Avrupa’ya diye yanıtlarken, yüzde 37’si bu soruya “Türkiye iki tarafa da eşit oranda yönelmeli” cevabını vermişler. Yüzde 6'sı hiçbirisi derken yüzde 15'i de kararsız kalmış.
http://gundem.milliyet.com.tr/turkler-gidisattan-memnun/gundem/gundemdetay/09.06.2011/1400214/default.htm?ref=OtherNews

(**) Şiir(im)in tamamı için bkz.: http://blog.milliyet.com.tr/Gelin__kiralim_o_aynalari_/Blog/?BlogNo=134643

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bazen düşünürüm Araf'ta yaşayan tek ulus biz miyiz diye ? Kaleminize sağlık ...

Özlem Akaydın 
 22.06.2011 22:12
Cevap :
Yalnız değiliz sanırım. Kültürel olarak'Doğu-Batı', iktisadi olarak da 'Kuzey-Güney' ikilemi arasında sıkışmış olan tüm toplumlarda bu türden bir algılma olsa gerek. İçten teşekkürler ve dostça selamlarımla...  28.06.2011 21:27
 

Eğer resimdeki taşlar, harlı, kızgın ve hatta el değdiği an derinin parçası üzerine yapışıp kalacak kadar ateşten mütevellit ise ve buna rağmen üzerinde o hassas, o kırılgan, o renkli, o umutlu, o minnacık kalpleri taşıyabiliyorsa... Evet, araf tam da orası olsa gerek. Umut ve beklentisizlik aynı noktada dans edebiliyorsa, araf... // Yeni yazın var mı diye bakınmıştımdı :) Malum, habercim arafta. Bazı dostları haber ediyor, bazılarını etmiyor. Yeni yazılarda, yeniden ve yine görüşmek dileğimle değerli duygu ve fikir paydaşım.

Emine Supçin 
 08.06.2011 1:37
Cevap :
İlk resim doğrusu biraz aceleye gelmişti, işin kolayına kaçıp senin o enfes "Aranjuez ve Hüzünlü Tanrı" bloğunda kullandığın 'mistik' resmi kullanmıştım. Bunu görünce değiştirdim. Doğrusu resim yorumun da çok güzeldi. Demek ki doğru yapmışım. Yazı yaz(a)mıyorsan resim değiştireceksin :-)) Tembelliğe dair bu türden kaçamak taktiklerini uygulaya uygulaya bu yaşa geldik işte :-)) Bundan sonra da değişmez. Uğradığın için çok teşekkürler değerli duygu ve fikir paydaşım, görüşmek üzere...  08.06.2011 10:36
 

Üstad;haklısın bir çok şeyimiz tam değil,bu birazda böyle yaşamayı, ucu açık yaşamayı sevdiğimizden belki..belkide ortadan bakmayı bilmediğimizden..ya da herşeyden biraz almak yerine bir taraftan alıp diğer yerlere kendimizi kapatmaktan kaynaklı olmasın..aslında bol yağmurlu günler yaşıyoruz..:)..selamlar.

cinford 
 07.06.2011 23:22
Cevap :
Değerli 'Cinford', bilirsinki, hayatta zorunluluk ve rastlantılar da önemli ölçüde belirleyici... Bazı şeylere zorunluluk ve rastlantılarla başlar, zamanla alışır ve sevebiliriz de... (zamanla hızımızı alamayıp o 'sevdiğimiz şey'e hükmetmeye de kalkabiliriz!) Ama bu bilinçli bir başlangıç, gönül rahatlatan bir sevgi, rızaya dayalı bir hükümranlık ol(a)maz! Wilhelm Reiche'ın, ''Dinle Küçük Adam"daki muhteşem anekdotlarından birinde söylediği gibi "...şöyle bir yakınmayı hiç duymadım senin ağzından: "gelecekte kendimin ve dünyamın efendisi olmak yolunda yürütüyorsunuz beni, peki ama, insanın nasıl kendi kendisinin efendisi olacağını anlatmıyorsunuz hiç,...". Bu söze: "Ama 'aile' olarak ama 'ulus' olarak ya da 'küresel' olarak ya da bunların hiç biri olmayarak..." diye de bir ekleme yaparak yanıtımı tamamlayayım. İçten teşekkürler ve dostça selamlarımla...  08.06.2011 14:50
 

Bizi biz yapan değerlerin neler olduğunu tam kavrayabilsek, kavrayıp da benimsesek.. benimseyip de kıymetini bilsek... ne sağ, ne sol deyip ortada kalmazdık. biz derdik biz... biziz. biz buyuz. Mevlana'dan bir söz ile yorumumu bağlamak istiyorum... Uğruna fedakârlık yapmadığın sevgiyi, yüreğinde taşıyıpta kendine yük etme.. -Mevlana- '...

fugen 
 06.06.2011 22:09
Cevap :
Çok teşekkürler Fugen hanım. Mevlana'nın bu sözü de güzelmiş. Aldık, gönül duvarımıza astık. Sayenizde...  07.06.2011 12:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 338
Toplam yorum
: 3217
Toplam mesaj
: 251
Ort. okunma sayısı
: 2364
Kayıt tarihi
: 05.10.07
 
 

Samsun/Ladik doğumluyum. Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım babamın görevi gereği ülkemizin Orta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster