Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Aralık '12

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
9226
 

Arap baharı ve Türkiye’nin rolü

Arap baharı ve Türkiye’nin rolü
 

1.1. Arap Baharı

Arap Baharı 18 Aralık 2010’da Tunus’ta Muhammed Bouzzazi’nin kendini yakmasıyla başlamıştır.[1] Tunus’ta yaşanan bir intihar eyleminin bu kadar büyük değişimlere yol açacağı elbette ki tahmin edilmiyordu. Fakat bir domino etkisi yaratan bu olay daha sonra Mısır, Libya ve Suriye’de büyük çapta Yemen, Ürdün, Bahreyn, Lübnan, Cezayir gibi ülkelerde küçük çapta yaşandı ya da yaşanıyor.

Arap Baharı’nın isminin esinlendiği yer ise 1968 yılında Çekoslavakya’daki Sovyetler Birliğine karşı yapılan ayaklanmaya verilen isim olan Prag Baharı’dır.[2] Bahar doğasal anlam olarak yeni doğumları ve yaratılışları simgelese de süreç açısından ölümleri ve sonu ifade etmiştir. Ki sadece Suriye’de son alınan bilgilere göre 40 bin kişi hayatını kaybetmiştir.[3]

1.2. Türkiye’nin Rolü

Arap Baharı gibi tüm dünyayı ilgilendiren büyük bir olayda ülkelerin kayıtsız kalması düşünülemez. Olay sonrası her ülke o an da başta olan iktidarın politikaları doğrultusunda Arap Baharı meselesinde saflarını belirledi. Aslında Arap Baharı safları belirlemenin yanında belirginleştirdi demek daha doğru olur. Çünkü zaten daha önceden belirlenmiş olan Çin, Rusya, İran karşısında ABD, İngiltere, Fransa bloğu bu olay sırasında daha da keskinleşmiştir.

Fakat burada temel faktör Türkiye’dir. Çünkü bundan önceki Birinci Dünya Savaşı, İkinci Dünya Savaşı vb. savaşlarda bloklar daha sert ve tek taraflı olmasına rağmen Türkiye’nin izlediği dış politika sayesinde daha yumuşak bir bloklaşma gerçekleşmiştir. Arap Baharı sürecinde devrimcilerin yanında bulunan Türkiye Avrupa kanadına daha yakın gibi gözükse de doğu bloğuyla da ilişkileri koparmamış her kopma noktasına gelindiğinde ise ziyaretler yaparak veya davet göndererek kopmasını engellemiştir. Bloklar arası denge politikası diye adlandırdığım bu politika ile aslında dünya üzerindeki bloklar arası savaş veya benzeri girişimler daha zayıf kalmıştır.

Türkiye’nin Arap Baharı sürecinde uyguladığı politika destek gördüğü kadar muhakkak karşı da çıkılıyor. Her iki kanadın da kendine göre haklı yönleri var elbette. Fakat ben geldiğimiz noktada alınan sonuçların Arap Baharı’nda Türkiye’nin politikasının doğru olduğunun kanıtlandığı düşüncesindeyim.

Diyelim ki Türkiye Arap Baharı sürecinde safını Rusya, Çin ve İran’ın yer aldığı doğu bloğundan yana belirledi. Sırf Türkiye politikası mevcut bulunan yönetimlerden yana oldu diye mevcut bulunan yönetimlerin ayakta kalacağını söylemek herkese komik geliyordur herhalde. Yine Kaddafi öldürülecekti, yine Mübarek hapsedilecekti.

Türkiye’nin yeni yönetimlerle Arap Baharı sürecindeki karşı politikasından dolayı iyi ilişkiler kurması ne kadar mümkün olurdu?

Sarkozy’nin rol kapma ve yaklaşan seçimlerde avantaj kazanmak için beklenmedik şekilde Libya’ya girmesinin ardından Kaddafi düştü ve Sarkozy’i istediğini alamasa da Fransa istediğini yani petrolü aldı. Şimdi diyeceksiniz burada Türkiye’nin karı nerede? Türkiye zaten hiçbir zaman sömürgeci bir politika izlemedi ve dini sebeplerden dolayı izlemeyecektir. Türkiye’nin bölgede ki kazancı inşaat sektörüdür. Bu konudaki kazancımızı belgeleyen Sabah Gazetesi haberi:[4]

“Arap Baharı ile birlikte büyüyemeye ara veren Kuzey Afrika’da yeni bir dönüşüm yaşanıyor. Mısır, Tunus ve Libya’dan iç savaş nedeniyle işlerini yarıda bırakarak çekilen Türk müteahhitler kaldığı yerden devam ediyor. Geri dönüşü, altyapı, okul, fabrika, sağlık ve yol gibi çalışmalarla başlatan Türk firmaları, artık ülkelerin simge projelerine imza atmaya başladı. Kaddafi sonrası Libya’da yeniden doğuşu simgeleyen Medina Tower projesini Türkler yaparak adeta ülkedeki büyümenin de sembolü olacak. Zengin enerji kaynaklarına sahip olduğu için Fransa, İtalya ve İngiltere hükümetlerinin peşinde koştuğu Libya yönetimi en önemli projelerinden birini Türklere vererek, Türkiye’nin olumlu desteğine de yanıt vermiş oldu.”

Bunun yanında Libya Devlet Başkanı Muhammed Yusuf El Megarif SETA Vakfının düzenlediği “Yeni Bölge Yeni İlişkiler: Türkiye ve Libya” konulu konferansta gözyaşlarını tutamayıp “Teşekkür zaruretse, bize sunduğunuz her şey için size teşekkür etmek istiyorum.”[5] Diyerek Türkiye’yi diğer ülkelerden ayrı tuttuğunu saklamıyor.

Mısır ile olan yakınlaşma ise daha net denilebilir. Ağustos ayı itibariyle ticaret hacmi 2,55 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır ki buda geçen senenin ocak – ağustos arası ticaret hacminden %47 daha fazla.[6]

Yine Mısır Devlet Başkanının Ak Parti 4. Olağan Kongresi’ne katılıp Türkiye ve Erdoğan hakkında onlarca methiye dizmesi de Türkiye’nin geleceği iyi görüp değişimin öncüsü olarak dış ilişkileri iyi tuttuğunun göstergesidir.

Ayrıca Mısır ile olan yakınlaşma ve Mursi’nin dış politikasının Türkiye’yle paralellik göstermesi bölgede İsrail’in yalnızlaşmasına ve kendini güvende duymamasına neden oluyor. Bu da İsrail’in Türkiye’ye karşı elinin zayıflamasına çok büyük bir etkendir.

Üçüncü fırtınalar koparan Arap Baharı’nın yaşandığı yer ise Suriye. Türkiye’nin Arap Baharı öncesi Beşar Esad ile olan iyi ilişkileri ön plana çıkarılarak çok sert muhalefet yapıldı. Özellikle ortak bakanlar kurulu toplanacak[7]düzeyden nasıl bu düzeye gelinebildiği sorgulandı.

Bu olayda devletleri insanlar yönetse de devletlerin insan olmadığı unutulmamalıdır. İnsani ilişkiler duygu kaynaklıdır ama devletleri duygu ile yönetemezsin. Devlet yönetiminde ülkenin menfaatleri ön plandadır.

Türkiye Arap Baharı başlangıcında dış politika olarak tarafını göstericilerden yana seçti. Bu politikayı ülkelere göre farklı farklı uygulayacak değil. Politika bir olay üzerinde tutarlılık ister. Bu tutarlılığının karşılığını da Libya ve Mısır’da aldı. Halen yıkılmamasından ötürü Suriye üzerindeki politikası başarısız gibi görünse de Beşar Esad sonrası rejimle Suriye ile en iyi ilişkileri Türkiye kuracak ve en çok kazancıda Türkiye elde edecektir.

PKK’da bir diğer hükümet eleştirme aracı olarak kullanılıyor. Beşar Esad’ın karşı atak kullandığı silah olan terör bu yılın ağustos ve eylül aylarında ağır zafiyetler verdirdi. İki ayda toplamda 88 şehit verdik.[8]

Bu arada birde Salih Muhammed Müslim (PYD Eşbaşkanı) Kobani, Amude, Efrin, Terbaspi, Aynel Arap, ve Derik kentlerini kontrollerine hiç çatışma yapmadan aldıklarını açıklayınca Türkiye’nin Suriye politikasının Beşar Esad tarafından güçsüzleştirildiği yorumları yapıldı.[9]

Akçakale’ye atılan bombalarla 5 vatandaşımızın ölmesi yine gerilimin tavan yaptığı zamanlardı.[10]

Bu ve benzeri olayların yaşanmasının tek sebebi Türkiye’nin dış politikası olarak gösterildi. Elbette ki bir yol çizmişsen kendine o yol üzerindeki engellerin olabileceğini de bileceksin ve engellerin olması da gayet doğaldır. Biz Esad’ın karşısında dururken o bize top mermisi yerine gül atmayacaktı ama biz Esad’ın yanında olsaydık Esad sonrası gelende bize ilişkilerinde samimi olmayacaktır.

Ülkeler planlamalarını bugün ve yarın diyerek elbette yapamaz. Planlamalar uzun vadelidir ve atılan adımlarda uzun vadeli olmak zorundadır. Uzun vadeli atılan adımların karşılığını doğal olarak hemen alamazsın. Zaman içerisinde süreç sana karşılığını verecektir.

 Sonuç

Türkiye Arap Baharı’nın başladığı günden itibaren ileriyi görebilmeyi başardığı için Libya ve Mısır örneğinden hareketle başarılı bir dış politika yaptığını göstermiştir. Suriye’deki düğüm çözülünce bu dış politikanın başarısının büyüklüğü daha da ön plana çıkacaktır.

Türk dış politikasını eleştirenler filmi tersten okumalı. Örneğin Türkiye’nin Arap Baharı sürecinde Mübarek ve Kaddafi’nin yanında olduğunu varsaysın. Şimdi onlar nerede? Birisi toprağın altında diğeri hapiste. Yani Türkiye desteklediği kişilerin yerine bu ülkeleri yeni liderleriyle ilişki içerisine girecekti. Doğal olarak da yeni söz sahipleri Türkiye’ye farklı gözle bakacaktı.

Ayrıca Türkiye’nin bölgede oluşan bu denli büyük bir oluşuma karşı tarafsız kalması mümkün değildi. Bölge liderliği açısından son yılların yükselen gücü olan Türkiye’nin sınır komşusunda oluşan kargaşadan bihaber olması mümkün mü?  Tabii ki mümkün olmayacaktı. Bir taraf seçilmesi mecburi olacak durumlarda kazanan taraf olmak sanırım yanlış bir seçim olmayacaktır.
--------------------------------------------------------------------------------

[1] Duhan, “Arap Baharı Ne Zaman Başladı?”, 03 Kasım 2012, Web Kutlu, http://www.webkutlu.com/genel-kultur/22338-arap-bahari-ne-zaman-basladi.html, (e.t. 09.12.2012)

[2] Dr. Ozan Örmeci, “Arap Baharı Devrim Midir?”, 18 Şubat 2012, Ozan Örmeci Makaleler,http://ydemokrat.blogspot.com/2012/02/arap-bahar-devrim-midir.html, (e.t. 09.12.2012)

[3] Beyaz Gazete, “Naci Koru: Ölenlerin Sayısı 40 Bini Aştı”, 23 Kasım 2012,http://beyazgazete.com/haber/2012/11/23/naci-koru-olenlerin-sayisi-40-bini-asti-1523855.html, (e.t. 09.12.2012)

[4] Sabah Gazetesi, “Yeni Libya’nın Sembolü Türklerden”, 10 Eylül 2012,http://www.sabah.Ekonomi/2012/09/10/yeni-libyanin-sembolu-turklerden, (e.t. 09.12.2012)

[5] Bugün Gazetesi, “Davutoğlu: Tarihte birlik olan Türk ve Libya halkı gelecekte de birlikte olacak”, 06 Aralık 2012,http://www.bugun.com.tr/son-dakika/davutoglu-tarihte-birlik-olan-turk-ve-libya-halki-gelecekte-de-birlikte-olacak-haberi-120972, (e.t. 09.12.2012)

[6] SES Türkiye, “Türkiyeli şirketler Arap Baharı ülkeleri ile ticari ilişkileri düzeltiyor” 06 Kasım 2012,http://turkey.setimes.com/tr/articles/ses/articles/reportage/2012/11/06/reportage-01, (e.t. 09.12.2012)

[7] Sabah Gazetesi, “Suriye İkinci Evimizdir”, 23 Aralık 2009,http://www.sabah.com.tr/Gundem/2009/12/23/suriye_ikinci_evimizdir, (e.t. 09.12.2012)

[8] Mehmet Emin Öztürk, “Terör saldırıları neden mi arttı?” 05 Ekim 2012, Gaziantep Haberler,http://www.gaziantephaberler.com/mehmet-emin-ozturk&teror-olaylari-neden-mi-artti-yazisi-5807.html(09.12.2012)

[9] Cumhuriyet Gazetesi, “Kuzey Suriye Alarmı: Parçalanmaya Doğru” 24 Temmuz 2012,http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=354110 (e.t. 02.12.2012)

[10] Milliyet Gazetesi, “Suriye’den atılan bomba Türkiye Akçakale’ye düştü! Suriye’nin top mermisi Akçakale’de patladı!” 03 Ekim 2012, http://gundem.milliyet.com.tr/suriye-nin-top-mermileri-akcakale-ye-dustu-/gundem/gundemdetay/03.10.2012/1606235/default.htm, (e.t. 09.12.2012)

http://www.mehmeteminztrk.com/arap-bahari-ve-turkiyenin-rolu/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 352
Toplam yorum
: 624
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 3014
Kayıt tarihi
: 02.08.08
 
 

1989’da Aksaray’ın Eskil ilçesinde doğdu. İlköğretimini 2004 yılında Eskil Cumhuriyet İlköğretimi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster