Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Aralık '11

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
2373
 

Arap baharının "Arap Kadınları..."

Arap baharının  "Arap Kadınları..."
 

Sıra şimdi, "Arap kadınlarını politikaya sokmak." olmalı diye bir görüş de var. Resimde, "Şeyha Moza" görülüyor. Giiiyinmek, bir kültür işi...


Arap ülkeleri, değişimi nasıl yapıyorlar biliyor musunuz? “Eşleri vasıtası ile. Eşler devreye girince, işleri kotarıyorlar. Nasıl mı? Söyleyelim. İşadamları ile  toplantıya katılıyorlar. O da şöyle oluyor: Yatırım yapıp, risk alıyorlar. Cesaretlenerek de korkuyu yeniyorlar. Bir nevi, Arap baharını estirmede, moral verici zemin hazırlıyorlar. Giyim kuşam da, bir kültür meselesi olmakta.

Anlayacağınız, kalıpların dışına çıkıyorlar. Böylece kendilerini,  kapalı kapıların dışına atmış oluyorlar. Ve de inik perdelerin loş ortamında, yanan buhurdanlıkta tüten mistik kokuları içinde de tespih  ve hu çekmekten de kurtulmuş oluyorlar.

Bu sıralar  "Arap Baharı" lafı çokça dolaşıyor ortalıklarda. İsraile karşı, hepsi bir olup da yumruklarını  orta yerde birleştiremedikten sonra bu bahar neye yarar? İsrail, onların korkulu rüyası olmağa devam ediyor. Saflarına, bizleri de çekmeğe çalışıyorlar sinsi sinsi. Ama onları kurtaracak olanlar da, “Arap Kadınları” Her biri, zarafet sembolü.

Ürdün, Fas, Suriye, Mısır, laik ülkeler, bizim gibi. Demokrasi derseniz, bizdeki gibi şinanay.

Bizim leydi’ler de giyiniyor, onlar gibi yakıştırıyorlar. Gelgelelim resmi yemeklerde,  davetlerde, resepsiyonlarda kadeh tokuştururlarken bizimkiler ne yapıyor? Bunu hep merak etmişimdir. Ayıp olmasın  diye  ellerine bardak alıyorlar ama, içleri boş mu dolu mu? Veya içinde ne var? İşte bunu bilemiyoruz.

Eh, bardağın dolu olması gerekir değil mi? Elalem; “şerefe” diye kadeh kaldırdığında, sen, boş bardağı, dudaklarına götürüp içiyormuş gibi yaparsan, görenler gülmez mi?  Güldüklerini yakaladığınızda, “ niye gülüyorsunuz” demeğe hakkınız doğmaz mı? Adam mı kandırıyorsunuz?

Kim bilir, bardakta ya su vardır,  ya da gülsulu kavrulmuş fıstık vardır. Bilemiyoruz ne halt vardır. Bendeniz, düşünür düşünür, hep bunu düşünürüm. O sahneleri seyrederken, vücudumun bir yerleri, “ kalk gidelim” der gibi ayrılır, kopar benden,  gezine gezine  öteye, beriye dolaşır ha, dolaşır!

Fıstıklı gülsuyu,  kristal kadehlerde güzel durur her halde. Hiç içeniniz var mıydı? Hı? Bizim leydiler bu bardaktan “sevabına” bir yudum da, bu leydilere tattırsaydı, içkiyi miçkiyi bırakırlardı vallahülazim.

Dışta temsilcilik yaparken bu fıstıklı suya çare bulunamaz mı diye düşündüm. Sanki  allı, morlu,  zeytuni, fıstıki makaraları doladık doladık da, başka derdimiz kalmadığı gibi.

Atatürk Türkiye’sindeki “siyah beyaz” resme bakınız.( En alttaki resim)  Cumhuriyetin ilk yılları. Kanla irfanla kurduğumuz o Cumhuriyet. Hepsi de, çağın icabına göre giyinmişler. Masada, lingo lingo şişeler. Buram buram çeşitli içkiler. Dedğişen ne oldu? Aynı toplum değil mi? Mefkure aynı değil mi? İnançlar aynı değil mi? O halde? Bu dünyada her koyun kendi bacağından asılmaz mı?

Bu  toplulukta sıkmabaş görüyor musunuz? ? Yok! Olamazdı da. N'oldu da biz bu hallere düştük!

Resimlerde gördüğünüz  Şeyha Moza, ülkesinde geleneksel kıyafetlerde dikkati üzerine çekiyor. Dışarıya çıktıklarında da Batı’lı tarzı tercih ediyorlar. Atatürk’ün  zamanında aynı kadınlar olsaydı, böylesine  onları modern göremezdik. Zira ülkeleri modern değildi o zamanlar.

Şu garabete bakınız. Atatürk zamanında başlatılan Batı’lılaşma bizde, resimdeki gibi modern. O zamandan beri  modernlik  bir asırdan  bu yana dev gibi hamlelerle büyüyemez miydi?  Anlaşılan şu ki, siyasetçiler, o kafayı Sirkeci Garında hep bekletmişler..

Katar Şeyhi’nin eşi Moza, Forbes tarafından, dünyanın en güçlü 100 kadını arasında gösterildi.

Ürdün Kralı 2.Abdullah, kız kardeşi Prenses Haya ise, daha renkli bir kişiliğe sahip. Ürdün’ü, binicilikte Sydney Olimpiyatlarında temsil ettiydi atı ile.

Bahreyn ve Kuveyt ve diğer Arap ülkelerinin şeyhlerinin eşleri, eğitim, kadın hakları gibi sosyal konularda duyarlılar ama, halkın önüne çıkmıyorlar.

Suriye’nin Esma’sı, Mısır’ın Suzan’ı, Ürdün’ün Ranya’sının isimleri kamuoyu önünde ön planda. Kadınların cazibesi,  diğer kadınları imrendirip kıskandırıyor olmalı.

Suudi Arabistan’da  ise kadınların tek başına araç kullanması yasak!

Gel, buradan yak!

Ört ki, ölem!

                                                     (Resimlerde  "Şeyha Moza" görülüyor.)

 

ŞEYHA MOZA

  PRENSS   HAYA

 MOZA

 MOZA (SAĞDA)

 MOZA (YEŞİL ELBİSELİ)

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Arap kadınları kendi içlerindeki fırtınaları başka ülkelere özellikle batılı ülkelere gittiklerinde çıkarıyorlar... İran'dan gelenlerin Türkiye'deki hallerine bakılabilir. Bu kadar aşırı baskı ya da dinimizi baskıcı hale sokarak özünden uzaklaştırmak bunlara yol açıyor..

Halil Demir 
 24.12.2011 0:54
Cevap :
En kestirme ve en doğru teşhis. Marmariste rastladım. Halinden şüphelendim. Peçesiz, siyah çarşaflar içinde bir kadın, yaya olarak bir tatil köyüne kadar gitti. Adım adım takip ettim.. Sahile yöneldi. Doğru kumsala gitti. Arkadaşları vardı anlaşılan. Oraya çöreklenmek üzere elini başına götürüp, bir çekişte örtüyü fora etti. Ve çırılçıplak kalıverdi. Yüzünde, derin bir memnuniyet vardı. Ben bu memnuniyeti daha iyi görebilmek için odaklanmışken, elimde foğraf mamkinesi, kalakalmıştım şaşkınlıktan öylecesine. Yanlarına oturdum. Yazmamak şartı ile, resimsiz sohbet ettik hepsiyle. HEPSİ ÇIPLAKTI. DEVİR hÜMEYNİ DEVRİYDİ. Gazeteci sözü verdiğimiz için, ismini açıklayamam. Mesleği doktordu. Aktristleri ona katlardı. Çıplaklığının gerekçesi, dayatılan kapalılığa bir reaksiyondu. Teşekkür ederim.  24.12.2011 13:26
 

İslamiyet öncesi kadınlar devlet işlerini yönetirlerken, islamiyet sonrası yanlış yorumlarla ikincilleşmişler. Bugünlere sıkma başlara kadar geldik. yasalarla hakları tanınmış. 1934 Yılında. aynı yasalar 2001'deki değişikliklere rağmen haklar tanınmış ama ancak onları koruyacak önlemler alınmamış. hala eziyet şiddet gören kadınlar. Bu ülkede herşey çelişki ve yetersiz. Aslında anayasa toplumun halkın yararına güncellenerek düzenlenmeli ancak bu yasaları uygulayacak Meclis'in demokratik, güçlü, halkçı, barışcı yapısı olması gerek. İnsanlar yasalarla ilişkilendirilmeli. Çağın ne kadar gerisinde kalmışız yoksullukla işsizlikle, terörle. Ülkenn zenginlikleri kuşatılmış. ÖRT Kİ ÖLEM... Bolu milletvekili Tunalı Hilmi bey nufüsun yarısnın oluşturan kadınları yok saymanın mümkün olmayacağını, onların da ülke yönetiminde söz sahibi olmaları gerektiğini söylüyor. Meclis birden karışıyor. Sataşmalar, hücumlar içerisinde Hüseyin Avni bey "bu teklifi yapan arkadaşlarımız kadınlık mevkiini de nazarı itibare almışlardır. ama herşeyin bir derecesi vardır. tekamül edip olgunlaşıncaya kadar syıma girmemeleri kararlaştırılmıştır. Tunalı Hilmi beyin tüm çabaları sonuçsuz kalıyor. Kadınları milletin bir ferdi sayılmaları yani vatandaşlık haklarına kavuşmaları Meclis tarafından engellenmiştir. Türk kadınını nüfus sayımında yok eden zihniyet 6 yıl sonra belediye seçimlerine katılmaları konusunda farklı bir tutum izlemiş bu defa olumlu oy vermiştir.

Nabide Kılınç 
 20.12.2011 12:14
Cevap :
Siyaseet. Siyasetçi. Ve o siyasiler. Memlekette sssiyaset olmasaydı, icat edilmemiş olsaydı, bu sıokmabaşlar ortalığa çıkmayacaktı. Herp siyassilerin kafası altından çıktı. Siyasiler, sıkmabaaşaların icatcısı, hamisi, yardaakçıksı ve kollayıcısı durumuna geldi v e bu dujrumlara düşürüldü. Eh, millet olarak da aynuı kafadaydık. Aşıkla maşuk birleşti şimdiki tablo meydana geldi. Bu Arap kadınları da belki, izen fazla Müslüman. Saçları, başları, kıçları meydanda. iÇERDE BÖYLE. dIŞ ÜLKELERE GİDİNCE TANIYAMIYORSUN. Pekale (Bu senin tabirin ))) ) bizler, dışarıda da böyule "asorti" olsak ya? Ne gezer ne gezer...Daha da gerilere giderek, Ankara caddelerine ismini veren Tunalı Hilminin önerisine duyulan tepkiler. Bu gün Bartında, kazaları dahil olmak üzere bkadın nüfusu, yine de erkeklerden fazla. Ama aynı kadınlar sırtlarındaki küfeleri aramadılar. Kadın - erkek ,ilşkileri, bizim gibi ALATURKA memlekelerinde halli çok zor. Selam ve sevgi ile.  21.12.2011 19:51
 

Ayrıca, mırra fincanın içtikten sonra sehpa, masa üzeri vs. bırakılmaz, kim ikram etmişse ona geri verilir, aksi takdirde ikram eden kişiye ciddi armağanlar etmek zorunda kalabilirsiniz:)))

Nuray Ors 
 16.12.2011 19:46
Cevap :
Anladım. "Elden geri vermek" Hatta, mutfağa kadar götürüp bırakmak. Evin sahibesine de" yıkamağa yaredımcı olabilirim " diyeilirsiniz. Mİ? Alacağımız cevap " "Teş. Edrm. Bulşk.Mak.Var.Zahmt.etmen Mİ olurdu acep? Mırra içenlere duydurulur. LİLACAN patenttlidir.   16.12.2011 22:38
 

Demiştim ya hani, gece elimde cezve ve iki fincanla gelirim die, ama siz uyudunuz sanırım, neyse sabah kahvesi olsun bari..Ferah kahveleriniz olsun:))Sevgilerle...

Nuray Ors 
 16.12.2011 3:23
Cevap :
Her zamanki gibi saat 2,30 ' a kadar ayaktaydım. Tevekkeli hiç de uıykum gelmedi bu sefer. Getirdiğiniz kahveyi, "Mırra" niyetine içtim. ( Araplarda bir yudumluk koyu kahvedir. İçince, bütün gün o kahvenin tadı ve kokusu ağız tadında eksilmez, devam eder. Hatta birisi kahve veya çay ikram etse, kabul etmez: "Mırra'luyım" der. ) ARAP BAHARI yazıma rütuş yaparken geldi kahveniz. Şu tesadüfe bakın. Teşekkürler efendim. Kalın sağlıcakla.  16.12.2011 12:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 868
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster