Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Şubat '14

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
358
 

Arıza tiplerin aktörü sonsuzluğa uçtu…

Arıza tiplerin aktörü sonsuzluğa uçtu…
 

Philip Seymour Hoffman


Philip Seymour Hoffman yıllar boyu sinemanın adsız kahramanlarından oldu. Seyircinin adını bilmeden, oyunculuğunu takdir ettiği aktörler arasında en tepeye ulaşmasını başardı. Seyirci için iyi oynayan sarışın, şişman oyuncu oldu. 2005’de “Capote” ile kazandığı en iyi oyuncu Oscar’ı onun kariyer zirvesi oldu. İyi ki de olmuş… Ömrünün bu kadar kısa olacağını kimse bilemezdi. Karizmatik Hollywood “jön premier” i değildi, olamazdı. Tıknaz, göbekli fiziğiyle ancak karakter oyuncusu olabilirdi. Sorunlu tipler onun ihtisas alanıydı. Ölüm haberini öğrendikten sonra onu bir anda “Synedoche of New York-New York Yanılsamaları’ nda oynadığı hastalık hastası tiyatro yönetmeni Caden Cotard karakteriyle özdeşleştirdim. Kurduğu devasa maket kentte, hayatının gerçeklerini yazdığı küçük oyunlarda,  oynattığı oyuncuların duygularında keşfetmeye çalışır Cotard. Bir gün hepsini etrafına toplar ve şöyle konuşur : “herkes ölüme doğru koştuğunu bilir, fakat içinden gizliden gizliye ölmeyeceğini düşünür”. Altın vuruş ile sonlanabilecek bir yaşamın gizli habercisi gibidir bu sözcükler.  Charlie Kaufman gibi deha bir senaristin  kaleminden çıkmış olan öykü geriye ve güncele dönüşleriyle bir karakterin varoluş gerçeğini sorgular…Karışık ve komplikedir. Yaşamın kendisi gibi…

1998’de seks sorunlarını çözemeyen genç bir adamı canlandırdığı “Happenning-Mutluluk” ile dikkat çeker. Todd Solondz’un bu aykırı kara komedisi dar bir çevredeki farklı mutluluk arayışlarını sergiler. Sözünü esirgemeyen anlatımıyla küçük bir başyapıttır. Onu fark edip izleme alanıma dahil ettiğim film ise Coen Kardeşlerin başyapıtı “Big Lebowski” oldu. “Ahbap” lakaplı Lebowski’ye kurulan kumpası yöneten, içten pazarlıklı, aşırı kibar davranmaya çalışan Brandt karakterinde dikkatimi çekmişti.

1999’da çevirdiği “Flawless” kariyerinin önemli çıkışlarından oldu. Travesti Rusty rolünde, aşırı tutucu, homofobik polis memuru Koontz’u canlandıran Robert De Niro karşısında müthiş oynar. Sesini kaybeden Koontz’a iyileşmesi için fonasyon dersleri verirken, birbirlerini anlamaya başlarlar. Doksanları “Manolya” ’daki Phil Pharma rolüyle kapattı.

2000’ler baştan sona onun yılları olarak geçer. İyi yönetmenlerle çalışır : Cameron Crowe, Bret Rattner, Paul Thomas Anderson, Spike Lee, Anthony Mingella, Sidney Lumet, Mike Nichols, Bennett Miller bunlardan bazılarıydı. Canlandırdığı karakterler arasında üçkağıtçı, eşcinsel, travesti, rahip, diskjokey, manejer, dolandırıcı, CIA ajanı, müzisyen, tarikat lideri oldu.  

Amerikan edebiyatının en fazla tartışılan yazarlarından Truman Capote’yi canlandırdığı “Capote” ile 2005 Oscar’ına en iyi erkek oyuncu dalında uzandı. Aşırı ukala, narsist, eşcinsel yazarı inanılmaz benzerlikte bir vücut dili ve konuşma tarzıyla canlandırdı. O yıl Altın Küre, Bafta olmak üzere, tüm erkek oyuncu ödüllerini topladı.

Mike Nichols’un yönettiği politik satir “Charlie’nin Savaşı” nda oynadığı CIA ajanı Gust Avrocatos rolüyle 2008 Oscarları için en iyi yardımcı oyuncu adayı gösterilir. 

2008’de “Doubt-Şüphe” filminde oynadığı Peder Brendan Flynn Tanrı’yı, inancı sorgulayan yönüyle Ingmar Bergman’ın bazı filmlerindeki rahipleri hatırlatır. Çocukları taciz edip etmediği konusu ise gizem olarak kalır.  Bir sahne oyunundan uyarlanan film Meryl Streep ve Amy Adams’ın oyunculuklarıyla da tam bir performans gösterisine dönüşür. Hoffman buradaki performansıyla bir kez daha Oscar adayı oldu.

Büyük usta Sidney Lumet’ın son filmi “Befor The Devil Knows-Şeytan Duymadan Önce” de  ebeveynlerinin kuyumcu dükkanını soymayan çalışırken, başları belaya giren iki kardeşten büyüğü Andy’i oynadı. Küçük kardeş Hank (Ethan Hawk) ne kadar salaksa, Andy’de o kadar entrikacıdır.

Spike Lee’nin yönettiği “25 Hours-25.Saat” de içine kapanık lise öğretmeni Jacop Elinsky’de kendisinden alışılmış arıza karakteri bir kez daha oynadı. Edward Norton,Rosaria Dawson, Barry Pepper gibi oyuncuların enerjik performansları yanında Hoffman tezat, sakin bir portre çizdi.        

Son yıllardaki en iyi performansı “The Master-Usta” filmindeki tarikat lideri Lancester Dodd oldu. Çeşitli yöntemlerle insanları bilinçaltından etkilemeye çalışan Dodd ve deneği Freddie Quell (Joaquin Phoenix) arasındaki sekanslar müthiş etkileyici oyunculuklar içerir. Birbirlerinin gözlerine bakarak yaptıkları geçmiş üzerine, soru cevap seansı sinema tarihine geçecek değerdedir. Her iki oyuncu da 2013 Oscarlarına aday gösterilir. Paul Thomas Anderson imzalı film, dolaylı olarak Scientolojist tarikatına yaptığı gönderme yanında, tarikatların iç dinamiklerine evrensel bir bakış atıyordu.                

Kötü adam Owen Davian “Görevimiz Tehlike 3 ” tarzı olmayan bir roldü. Yüksek bütçeli filmlerin, karizmatik kötü adamların boy gösterdiği arenada oldukça iyi bir iş çıkarır

Son filmlerinden olan “Son Konser-The Last Quartet” de bir yaylı çalgılar grubunun üyesi Robert Galbert kimliğinde, artık müzikten bıkmış bir müzisyeni oynadı. Beethoven Yaylı Sazlar Konçertosu No: 14’ü son bir kez daha çalmak için bir araya gelen dörtlü kişisel problemlerle boğuşmaktadır.

Erken ayrıldın aramızdan Hoffman. Ruhun şad olsun.     

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 223
Toplam yorum
: 54
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1054
Kayıt tarihi
: 12.01.11
 
 

İzmir’de doğdu. Viyana Tıp fakültesini bitirip doktor ünvanını aldıktan sonra Genel Cerrahi ihtis..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster