Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ağustos '07

 
Kategori
Arkeoloji
Okunma Sayısı
5260
 

Arkeoloji mühendisi!

Arkeoloji mühendisi!
 

2001 yılıydı yanlış hatırlamıyorsam. Yaz aylarının son günlerinden biri, fakat hava hala çok sıcak. Öğrenciler, hocalar, işçiler tepeye yayılmış durumda. Herkes harıl harıl çalışıyor. Amaç güneş tam tepeye çıkmadan o günkü işimizi bitirebilmek.

Açmamda ne olduğunu anlayamadığım dağınık taşlardan bir platform çıkmıştı. Kazıya devam edebilmem için bu platformu ilk önce belgeleyip daha sonrada kaldırmam gerekiyor. Fotoğraflarını zaten çekmiştim, fakat çizimini de yapmak gerekiyor. Metrelerimi ayarlayıp, ölçülerimi alıp, çizimimi de bitirmiştim nihayet.

Saat 13.00'a doğru işimizi bitirmiş, o gün nekadar derine indiğimizi hesaplamak için kapanış ölçümelerimizi almaya başlamıştık. Arkadaşım Nivonun (yükseklik ölçmeye yarayan alet) başında, ben ise elimde mira (nivonun ölçüm yapabilmesi için ölçü alacağımız noktaya koyduğumuz cetvel), önceden belirlediğim noktaları dolaşıyorum.

Açmamda çalışan işçilerimden biri bana döndü ve bir soru sordu.

- Siz mezun olunca Arkeoloji Mühendisi mi olacaksınız ?
- !

O an patlatmak üzereydim kahkahayı, ama adamı bozmamak için sesim çıkmadı.
- Bizden mühendis olmaz, bir Arkeolog olacağız sadece

Verdiğim cevap pek tatmin etmemişti, ifadesinden anladığım kadarıyla. İşine devam etti bir şey söylemeden.

Arkadaşlara anlattım; hep beraber gülmüştük Arkeoloji Mühendisi olayına.

Aradan yıllar geçiyor, bizler kazılara gidip, metrelerce kazıp, ölçüler alıp, buluntu fişleri yazıp, çizimler yapıp, fotoğraflar çekip kışın da okulumuza devam ediyorduk. 4. sınıfa kadar gelmiştik. bir kaç ay sonra arkeolog diploması alacaktık. Gerçekten de arkeolog olmuşmuyduk. Senelerce kazılara gidip projelere katılmıştık. Her yöntemi biliyorduk, hızlı çizim yapıp, kerpiç duvarı anlayabiliyorduk. Ama gerçekten de arkeolog muyduk? Son sınıfımızda Kuramsal Arkeoloji dersi verilmeye başlanmıştı. Bir sürü bilim adamı vardı, onlarca kuram. Yakındoğudan bahsediyorlardı. İlk üretimciliğe geçişi anlatıyorlardı. Yayınları vardı. Birçoğu bu makaleleri yazarken yakındoğuyu görmemişti hiç. Onlar da arkeologdu, hem de tüm dünyaca tanınan.

Rahatsız bir soru beynime baskı uygulamaya başlamıştı "Biz neyiz?" diye. İşçinin yıllar önce söylediği söz gelmişti aklıma "Arkeoloji Mühendisi". Farkımız neydi işçilere göre? Mühendisler gibi, garip makinelerle ölçü alıp, hesaplamalar yapıp, yazıp çiziyorduk.

Bizler Mühendis olarak yetiştiriliyorduk. Düşünmüyorduk. Diğer yerleri bilmiyorduk, neden diye sormuyorduk. Çanak çömlek parçalarına bakıp burada bilmem ne kültürü var diyorduk. Ama neden orada olduğunu sorgulamıyorduk.

Kazıyorduk sadece, bizim için önemli olan, kazı yapılan alanın düzgün olmasıydı, malzeme çuvallarının depoda düzgün durmasıydı. Bunları yaparak görevimizi yaptığımızı düşünüyorduk, düşündürülüyoruk. Yüksek lisans konularımız depoda duran malzemenin çokluğuna göre belirleniyordu çoğu zaman, kafamızda bir problematiğimiz yoktu. Hocalarımız "Arkeolojiye değer verilmiyor, sponsor bulamıyoruz, kazı yapamıyoruz" diye hayıflanırken, acaba arkeolojiyi anlatmak için neler yapıyorlardı? Elde ettikleri verileri neden paylaşmıyolardı?

"Daha çok başındayız, yeterli veri yok elimizde" savunmasını duyarsınız çoğunlukla, ya da paramız yok nasıl yayın yapalım? Veri az olabilir fakat az veri ile de yorum yapabilir; başkalarının yorum yapmasına olanak sağlayabilirsiniz.

Bilimin amacı insanlığın yararına bişiler yapmak ve paylaşmak ise neden saklanıyor birçok bilgi? Kazısının başlamasından 10 sene geçmiş olmasına rağmen neden Kazı Sonuçları Toplantısı dışında bir yayını olmaz bir yerleşme yerinin? Hem de elimizde internet gibi kolay, ucuz ve milyonlara ulaşabileceğimiz bir medya varken? Bu da işin teknoloji kullanımı boyutu. (Bu konuyu başlı başına ayrı olarak yazmak gerekir.)

Eğer siz de bir arkeologsanız, benim kendime sorduklarımı sizde kendinize sorun. Eğer cevap alırsanız bizlerle paylaşın.

Görüşmek Üzere...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben espri olsun diye "arkelek" derim soranlara. Ama sanırım senden yaşça büyük bir arkelek. Yeni mezun musun, şimdi ne iş yapıyorsun bilemedim. Arkeoloji'yi bizim üniversitelerimizde, Türk kazılarında birebir yaşayanlardan biri olduğun çok açık. Ama ben pes etmekten yana değilim. Kazı mı yapıyorsun, diye sorsan; "evet" diyemeyeceğim ama arkeolojiye 20 yıldır hizmet ediyorum. Sevgiler, kolay gelsin.

Moenia 
 11.09.2007 23:41
Cevap :
Eğer bir öğrenci arkeoloji bölümünü severek okumuşsa , mezun olduktan sonrada hizmete devam eder zaten, bunu engellemesi güçtür. Aslında bende hala içindeyim kısmen, arkeoloji kitapları yayınlayan bir yayınevinde çalışıyorum. Üniversitelerin hali ortada içi gün geçtikçe boşaltılıyor, eğitim seviyesi düşüyor, öğrenci kalitesi düşüyor. Dışardan ilgilenip bişiler yapmak en güzeli bence. 2003 te mezun oldum hala kazılara gider gelirim, o yeni kazılmış toprağın kokusunu duymak için, eskiden bir şeyleri bu zamana taşımak için...  12.09.2007 13:40
 

Elinize sağlık. Aslen bunca yıldır o veriler saklandığı için kimse ülkedeki ne kıymetler var bilmiyor. Ben haala diyorum, arkeoloji müzesinin elemanlarının ilkokullara düzenli olarak gidip onları sunumlar ile bilgilendirmeli ve arkeoloji müzesine gelmesini teşvik etmeli. Gerekli olan malzeme bir laptop, bir projeksiyon cihazı ve bir perde. Toplasan 5000 ytl yi geçmez. Buna da sponsor bulunur sanırım. Ama sorun bunu bu şekilde kitlelere yayacak kim var? var olanın da vakti var mı? kim anadolunun toprak altı mirasına kim sahip çıkarsa, o bu toprakları sahiplenir demektir. öyle kuru milliyetçilik ile olmaz bu işler. çok iyi bir konuya değinmişsiniz teşekkürler.

Legolas 
 31.08.2007 19:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2444
Kayıt tarihi
: 29.06.07
 
 

1981 yılında İstanbul ilinin, Fatih ilçesinde doğdu. İlköğrenimini ve Orta 1. sınıfı Fatih'te okudu...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster