Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mayıs '11

 
Kategori
Kültürler
Okunma Sayısı
4118
 

Avrat pazarları?

Başlığı okuyunca, kimse ellerini ovuşturup da, bir hınzırlık filân düşünmesin sakın! Bu pazar, hemen sizin kafanızda şekillenen “o türden (?)” Pazarlar değil! Sadece kadınların rahatça alışveriş yapabildiği, erkek sineğin bile giremediği yerlerdir!.. 

600 yıl hüküm süren Osmanlı İmparatorluğu’nda, bunların bir adı da “Karı Pazarları”dır ve kentlerin en önemli ortak özelliklerinden biri de, bu çarşılardır. Burada toplumun çeşitli kesimlerine ait kişiler alışveriş yaparak Osmanlı toplumunun çoğulcu yapısını yansıtırlar. İmparatorluğun çeşitli yerlerinde (Konya, Bartın gibi) bulunan Avrat Pazarları ise, daha çok kadınların alış ve satış yapabildikleri yerlerdir. Osmanlı kadınının kamusal mekânla ilişkisi oldukça kısıtlı bulunduğundan, “Avrat Pazarları" kadınların kentsel mekânı algılamasında önemli yer tutar. 

Osmanlı kadınının 14. yüzyılda başlayan kamusal mekânla ilişkisi iki cephede gözlenebilir: Birinci cephede mekânı kullanan kadınlar ve ikincisinde mekânın yaratılmasına öncülük edenler bulunur. Bu aşamada toplumsal işleve sahip dini vakıf binalarının ve külliyelerin yapımında kadınların rolü ön plana çıkmaktadır. Padişahın ailesine mensup veya toplumun üst katmanında bulunan Valide Sultanlar, Haseki Sultanlar ve Padişahın kızlarının yaptırdıkları hayır eserleri nedeniyle; toplumsal yararın yanı sıra; hem Padişah ailesinin kadınlarına prestij kazandırmayı, hem de adlarını ölümsüz kılmayı amaçlar. Bu nedenle kurulmuş eserler arasında Haseki Külliyesi, İstanbul semtlerinde önemli bir yer tutmaktadır. Külliye’nin kuruluşu ile birlikte burada daha önce Keyci Hatun, Gülbahar Hatun, Gevher Sultan gibi kadınlar tarafından kurulan ve yine kadınlara yönelik olduğu sanılan diğer hayır kurumları da ön plana çıkmıştır. 

Avrat Pazarı bugün mevcut olmamakla birlikte, izleri 1912’lere kadar uzanabilmiştir. 19. yüzyıla ait haritalarda Avrat Pazarı’nın kapladığı alanın yanı sıra, çevresinde bulunan kamusal dini yapılar, sokak dokusu ve pazarın kent içindeki konumu dikkat çekmektedir. Sonuç olarak, Avrat Pazarı’nı da içeren Haseki Mahallesi, kadın girişimcilerin kurdukları mimari eserlerle kimlik kazanan ve böylece, hem bu kişilerin adlarının kalıcı olması hedeflenen, hem de İstanbul’da kadınlara yönelik kamusal mekânların zenginleşmesini ve çeşitlenmesini sağlayan bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Peki, yıl 2011… Ya Gaziantep’ten gelen bu habere ne dersiniz: “Tembel hanımlara özel pazar kuruldu...” Bunu duymuş muydunuz? 

Bir market; çalışan kadınlara yemek hazırlamakta kolaylık sağlamak ve zaman kazandırmak için "Tembel Avrat Pazarı" adlı bir pazar kurmuş, iyi mi?
Gaziantep'te bir market, çalışan kadınlara yemek hazırlamakta kolaylık sağlamak ve zaman kazandırmak amacıyla hazırladığı "Tembel Avrat Pazarı" reyonunda; tüm sebzeler temizlenmiş halde satılıyor.

Gaziantep'te faaliyet gösteren Oli Market'in Cebesoy Şubesi'ndeki reyonuna uğrayanlar; temizlenmiş biber, dolma yapılmak üzere oyulmuş kabak - biber - patlıcan, kabuğu soyulmuş sarımsak ve soğan, közde pişmiş patlıcan, haşlanmış patates, doğranmış nane ve maydanoz filan alabiliyorlar… Bence iyi düşünmüşler, adandan ötürü bu pazara kimse kem gözle bakmamalı ve maydanoz olmamalıdır. Hizmet hizmettir! Hizmette sınır mı olurmuş…

Pazarın adı biraz tuhaf, herkes gibi benim de dikkatimi çekti. Sanki biraz, özellikle çalışan ve oradan bunları almak durumunda kalan bayanları biraz suçlayan ve biraz da aşağılayan bir havası var gibi geliyor bana, ne dersiniz? Hem bayanlara hizmet ettiğini söyle, hem satış yapıp para kazan, sonra da bunlara kalkıp “Tembel Avrat Pazarı” de, olur mu? Ama bence, bu işte biraz Anadolu insanı hicvi, mizahı ve espri anlayışı var?

Ee, ne de olsa bizler Nasrettin Hoca’nın torunlarıyız!.. Bize ölçü – tartı – istatistik filân tutmaz ki !.. Bu isim de, tıpkı bazı türkülerimizdeki sözlere benziyor: “Manda Yuva Yapmış Söğüt Dalına… Denizin Dibinde Hatçem, Demirden Evler… Çöz De Al Mıstıvali… Teke Zortlatması” gibi...       Sakin KOŞAR.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ne olursa olsun 'tembel' tabiri kullanılmamalı diye düşününüyorum. çünkü bir şey zihnin köşesinde yer aldı mı onu kazıyıp silmek imkânsız...

Karanfil'in Engelsiz Özgürlüğü 
 02.06.2011 12:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 191
Toplam yorum
: 48
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 698
Kayıt tarihi
: 09.08.08
 
 

16/07/1951 Bozüyük / Yatağan / Muğla doğumlu, 1970 Isparta - Gönen mezunu, 1986 Anadolu Üniversit..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster