Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Nisan '18

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
83
 

Avrupa'da Sığınma Evindeki Bir Türk Kadını ( x Adı Ayşenur olsun )

Avrupa'da Sığınma Evindeki  Bir Türk Kadını (  x Adı Ayşenur olsun )
 

Ayşenur üniversite son sınıf terk,  görücü usulü ile hiç tanımadığı  ama Avrupa'da işçi olarak çalışan meslek lisesi mezunu bir genç adamla bir kaç kez telefon görüşmesinden sonra nişanlanıp ardından da ''aile birleşimi'' ile 2001 yılında evlenerek Almanya ya gelmesiyle problemleri başlayan gencecik bir Türk kızı.  Şimdilerde orta yaşlarda ve sırtında kambur olan evliliğinden 2009 yılında kurtulmuş bir kadın (tam kurtulmuş olmamakla birlikte). 
 
Hemen, hemen Avrupa ülkelerine özellikle de  evlenerek gelip sonradan evlilikleri bozulan, kimileri birilerinin yardımı ile kadın sığınma evine yerleşip daha sonra ayaklarının üzerinde duran kadınlar oldu, kimileri ise kader deyip çeyrek asırlık bir ömründen salt çocukları yüzünden sinesine çekti! İntihara teşebbüs edeni mi ararsınız, yoksa kendi kendini rezil edip serbest yaşayanları mı? Yolunu şaşıran kadınların  fazla olması seçtiği erkeğin seçimi ile alakalı olmakla birlikte, kadının karakteriyle de bağımlı. 
 
Gelelim genç Ayşenur  hanıma!  Almanya ya geldikten sonra eşinin kumar ve gece hayatının olduğunu ve vazgeçemediğini gören kadın, eşi Cengiz ile eve her geç gelmesinde munakaşa edince, Ayşenur - Bizim durumumuz böyle nereye kadar devam edecek diye isyanını dile getirdiğinde, sorumsuz kocası - Seni buraya ben getirdim, işte yol istemiyorsan çekip gidersin, sevdiğim otomat bağımlılığından sen kimsin ki geçeceğim, seni buraya getirip ''adam ettim be'' yemek yemeyi bu kadar düşünüyorsan git kendini sat, demiş! Bu arada hamile olan kadına bunca ahkam kesmelerin haricinde eve erkek arkadaşlarını getirip içki alemleri yapmış ve meze sofralarını hazırlamaksa Ayşenur hanımın vazifesiymiş. Kadın üstüne basa, basa eve arkadaşlarını getirme dediğinde ona ağıza alınmayacak küfür, tehditlerle karşılık verirmiş ve - Seni bu halinle bıraksam, sokak kadını olursun ama kendi paranı da kendin kazanırsın! Ve dahi nice ağır, pis ithamlar. Hamileyken dayak yemeler, her izine gittiğinde yalan yanlış Ayşenurun suçlu olduğuna anne ve babasını inandırıp - Kızınız kendi başına buyruk, beni dinlemiyor, ayrılık söz konusu gibi iftiralar vs. 
 
Almanya ya telefon edip kızlarıyla konuşan ebeveynlerine Ayşenur - Beraber geldiğimizde Cengiz bunları, gözlerime bakarak söylesin, ben kızımın yanında dayak çok dayak yedim, Cengizden - Ne olur, kızım okula gittiğinde bağır, çağır vuracaksan da vur ama onun yanında dövme  diye yalvarırdım. Ayşenur ve eşi ayrılmadan bir yıl önce 2008 yılında Türkiyeye gittiklerinde kendi annesinin evinde kalmışlar. Babası;  Damadının yırtıcı bir panter gibi kızına saldırdığını görüncede ipler tamamiyle kopmuş. Kızı yaşanan tüm olaylar, arbede, dayak, küfür hülasa her birini teferruatıyla anlatmış!  Almanya ya döndükten sonra dayak olayı had safhaya çıkmış, kocası kendi kızına dahi acımayıp, onları dolaylı olarak  yani yiyecek almamış, para bırakmamış, komşularının getirdiği yiyecekleri, kadın kendi  yememiş yavrusuna yedirmiş. Daha ötesi, adam - Kadınsın git çalış, para edersin! Tarzı itici sözlerle kadını tahrik etmiş. Şiddeti, manen ve maddeden  gören kadına - Elinden çocuğu alırım defol git, ananın, babanın senin mağduriyetini görmesi beni etkilemez. Tamam çocuğunuda al ve doğru Türkiyeye bir daha Almanyaya ayak basamassın!
 
Ayşenur, hiç tanımadığı yalanı bol olan bu adamla evlendiğine, üniversiteyi hemde son sınıfta neden  terk ettiğine bin pişman olup,  uzun bir süre psikolojik yardım almış. Kendini rahat ve hazır hissettiğinde, ebeveynlerinin yardımıyla  hukuk yoluna gidip ' Avukat aracılığıyla'  Almanyaya geri dönüp sığınma evine yerleşmiş, kız çocuğu o zaman 7 yaşında olan, şu an 13 yaşında,genç kızlığa adım atan, annesinin cici bir kızı olmuş . Ayşenur hanım ise, Almanca dilini geliştiren kendi ayaklarının üzerinde çalışan bir, ama eski eşinin evliyken'' Git kendini sat'' demesinin nefretini halen içinde taşımaktan kurtulamamış. Aylarca kadın sığınma evinde kaldıktan sonra önce çalışıp sonra da kendi evinin yolunu kızıyla tutmuş, orta okulu bitiren kızının erkeklerden nefretle bahsetmesinden oldukça rahatsızlık duyuyor fakat  - En büyük örnek ben olunca maalesef kızıma istem dışı rol model oldum! Son sözüm lütfen iyi tanımadığınız biriyle izdivaç yapmayın, evlilik çocuk oyuncağı değil, kızımın ileri ki zaman aşımında, hayatına nasıl başlayıp nasıl biriyle mutlu mu yoksa sorunlu mu bir evlilik  yapacağını inanın kestiremiyorum!  Ben yine 7 yıl kayıp ile evliliği noktaladım, 25 koca çeyrek asır evli kalıp psikolojisi çökenleri ve hatta!  Cehennem hayatı yaşayıp da Avrupa gibi yerde ayrılamayanları uçağın hangarında cenazesi, doğduğu ülkeye giden kadınları biliyorum.
 
 
 
 
Şahin ÖZŞAHİN, NAHİDE ÇELEBİ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kadın sorunu,sadece Türkiye'de değil,dünyanın her yerinde var.Bu sorunların büyük bir kısmında,kadın edilgen durumda,yani hiç söz hakkı yok.Bir kısmında ise,bu durumdan kadın da sorumlu.Bunu yazınızda da belirtmişsiniz.Objektif bakış açısına sahip olmak,bir yazar için çok önemli.Sizi bundan dolayı kutluyorum sevgili Gülsen hanımcığım.Yazınız da çok akıcı ve güzel.Ellerinize sağlık.Keyifle okudum.Selam ve sevgilerimi gönderiyorum,sağlıcakla kalın...

fisun gökduman kökcü 
 02.05.2018 3:33
Cevap :
Merhaba Fisun hanımcığım. Gerek şiir, gerekse yazılarımda kadın temalarını sıklıkla işliyorum, erkeklerin sıklıkla üzerine gittiğim söylenemez, nice kadınlar var ki, erkeğinin başını öne düşürüyor. Feminist olsam dahi, hakkı hak edene vermek gerek. Her birey kendi sorumluluk duygusu içinde vazifesini KEŞKE bilse dedim. Yazımı beğeni ile okumanız beni onurlandırdınız sevgili doktorum :) Sizin yazılarınızı okumak benim içinde bilgilenmek adına bir keyif. Her daim sevgilerimle..  03.05.2018 14:18
 

"Yolunu şaşıran kadınların fazla olması seçtiği erkeğin seçimi ile alakalı olmakla birlikte,kadının karakteriyle de bağımlı" Bu cümleyi aldım, özellikle de virgülden sonrasını.

Kerim Korkut 
 30.04.2018 11:10
Cevap :
Merhaba Kerim bey. Karakter düzgünlüğü farklı bir olgu, herkeste farklı olarak kendini gösteriyor. Rahmetli babam şöyle derdi. - Zaman gelecek dillerin yalan söylediği gibi, gözlerde yalan söyleyecek! Doğruluk derecesi ne kadar da çok, karşınızda ki insan gözlerinizin derinliğine bakarak yalanı 'doğru' olarak söylüyorsa :( Maalesef kadınların da ahlak düzeylerinde gözle görülür biçimde düşme var. Saygılarımla, iyi akşamlar dilerim..  30.04.2018 20:30
 

Ne elem verici hazin bir durum, yabancı bir ülkede el ele verip dayanışma içinde o çağdaş ülkelerin nimetlerinden yarararlanacakları yerde böyle üzüntü içinde perişan olmak olası değil doğrusu. Esen kalınız.

Şahin ÖZŞAHİN 
 29.04.2018 23:03
Cevap :
Ya, maalesef hocam. Avrupa ya karşı tarafı, ha kız getirmiş ha erkek. Mühim olan karşılıklı anlaşma olmalı, aslında burada ince ama hoş olmayan bir çizgi var. Avrupa'da yaşayan toplum genellikle de kırsal kesimden gelenlerden oluşuyor. 50 Yıl önce gelenle onlardan doğan, şimdiki generasyon elbette aynı değil. Adet, gelenek, görenek kisvesi altında - Aman el ne der, dendiğinde de işte ipler o zaman kopmakta! Gençlere baskı yaparak akrabaları ile zoraki evlilik olayına hiç girmesek daha iyi Şahin bey. İşte o zaman işin içerisine metres davası giriyor, bazı gençler biraz daha abartarak evlilik dışı çocuk sahibi oluyorlar ve de evlilikler bozulup boşanmalar artıyor! Çağdaş ülkelerde dayanışma diye yazmışsınız da, maalesef bu sadece hayal, aslında tam adaptasyon olunmuyor, olmaya çalışılsa bu seferde yabancı ülkenin insanları farklı şekilleriyle dışlıyor. Velhasıl ne buralıyız ne de oralı. Rabbım yanlış yoldan döndürsün bir cümle kullarını. Berat geceniz mübarek olsun, saygılarımla..   30.04.2018 21:13
 

Sevgili Tunçkal bu güzel yazınızla bilgilendim tıpkı bir öykünün yaprakları gibi sürükleyici.Sevgilerimle öptüm sizi.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 29.04.2018 19:57
Cevap :
Merhaba Nahide hanımcığım :) Avrupa da bu denli gerçek hüzün dolu yaşantılar o kadar çok ki. Yazarken kalemim epey bir zorlandı ve üzülerek yazdım. Hele ki benim yıllar önce gittiğim tarihlerde, başı bozulan, evliliği Cehennem azabı olan genç kadınlar vardı ki, cebinde kuruşu olmayan Türkiye ye ailesinin yanına nasıl gidebilirdi. Şimdilerde böyle bir durum olsa, evlilikleri bir kaç aya sığdırıp eşini geri yollarlardı. Bu çözüm yolu mu? Tabi ki değil. Bence her şeyin bir anlamda cılkı çıktı. Gençlerin mağduriyetini biraz da ebeveynleri yapıyor, illede akraba evlilikleri demiyorlar mı? Ne yazık ki durum bu ablacığım, sevgilerimle sizi öpüyorum..  29.04.2018 23:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 411
Toplam yorum
: 750
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 377
Kayıt tarihi
: 24.02.13
 
 

37 Yıldır  yurtdışında yaşıyorum , 1000 den fazla şiirim var,  çeşitli edebiyat sitelerinde, derg..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster