Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Haziran '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
353
 

AYM operasyonu

AYM operasyonu
 

Anayasa Mahkemesi Operasyonu


Anayasa Mahkemesi raportörü Osman Can'ın ortaya attığı görüşler üzerinden süregelen tartışmalar, öyle anlaşılıyor ki Anayasa Mahkemesi ve onun aldığı kararlar hakkında herkesin kendi eteklerindeki taşları dökmesi açısından faydalı oldu. Zaten aldıkları her karar çok tartışılmakta, üzerine derin görüş ayrılıkları dillendirilmekteydi.

Ben de sürece birkaç soruyla katılmak istiyorum: Osman Can'ın dediği üzere Anayasa Mahkemesi kararlarının geçerliliği, bu kararların Anayasa ile belirlenen ilkelere uygunluğuyla ölçülecek ise(ki buna hepimiz katılıyoruz, aksi takdirde bir yargıçlar diktatörlüğü ortaya çıkar), bunun denetlemesini kim yapacak? Osman Can'a bakarsak, "Anayasa mahkemesi meclisin aldığı kararların anayasaya uygunluğunu denetler, hükümet de Anayasa Mahkemesi(AYM)'nin aldığı kararın anayasaya uygunluğunu" gibi garip bir durum ortaya çıkıyor. Diğer deyişle seni denetlemesi gerekeni sen denetleme hakkını eline alıyorsun. Bir nevi "Dar alanda kısa paslaşmalar" durumu. Oysa mevcut durum içinde en akılcı çıkış noktası şuydu: Mecliste sağlanacak genel bir mutabakat! Hani şu aranmayan veya sağlanmaması için binbir taklanın atıldığı. Ya da tekrar halka gidip kendinize daha geniş bir çoğunluk sağlanması için onu ikna etmek. Diğer deyişle yeni bir seçim!

Elbette raportörün hükümetin sözcüsü gibi konuştuğunu söylemiyorum. Asla! Fakat ben bu gidişin açılımını size söyleyeyim: Hukuksuzluk! Yapılmak istenenler artık anayasanın ve demokrasinin sınırlarını zorlamaktadır. O nedenle demokrasi denilen kavramın içini de boşaltırcasına hukuka uymamak salık verilebilmektedir. Bu gidiş kötü bir gidiştir. Ve fakat her ne kadar bu görüşü desteklemesem de dillendirilmesini düşüncenin özgürlüğü açısından kesinlikle savunuyorum. Bu bağlamda Cumhurbaşkanı'nın bu görüşün kamuoyunda tartışılmasına yönelik yorumunun da eleştirilmemesi gerektiğine inanıyorum. Elbette kişileri ve geçmişlerinde yaptıkları işleri ve söylemleri gözardı edebilirseniz.

Neyse, konumuza geri dönelim. Bir diğer tehlike, bu tarz bir refleksi bir kez geliştirdiğimizde sonunun nerelere varabileceğini iyi kestirmek gerektiğidir. Zira ülkemizde aldığı kararlar yargı denetimine açık olmayan tek merci AYM değildir. Bir diğer örnek YSK'dır(referandum nedeniyle güncel olduğu için bu örneği verdim). Siz bugün AYM kararlarını by-pass etmenin yolunu hukuk dışında(bkz. T.C. Anayasası 153. Madde) bir çözümde ararsanız, bu bizzat anayasanın kadük olmasını ortaya çıkarır. Gün gelir seçimlere hile karıştı diyenler YSK kararlarını tanımaz, uygulanmaması için formüller üretir. Neticede bundan mevcut siyasal ve hukuksal düzen zarar görür, kaos ortamına zemin hazırlar. Bugün illegal örgütlenmeler (terör ve organize suç örgütleri, vs.) ne yapıyorsa onun aynısını devlet düzeninin içinde görmeye başlarız ki bu da devletin meşruiyetini ayaklar altına alır.

Bunun yanında her türlü düşünce, demokrasi zemininde kendini ifade özgürlüğüne sahiptir. Tek koşulu samimi ve yasal olmasıdır. Bu kritik iki sınırın aşıldığını düşünmek, bu aşamada fazla zorlama olacaktır diye düşünüyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1195
Kayıt tarihi
: 10.05.09
 
 

Mert Demir. New York'ta Baruch College'da Finans doktorası yapmaktayım. Türkiye'de Odtü MBA ve İst..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster