Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ağustos '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
13829
 

Azimli, asil ve cesur yürekli genç: Nick Vujicic

Azimli, asil ve cesur yürekli genç: Nick Vujicic
 

Görsel kaynak: www.dailymail.co.uk


Engellilerin en engellisi, asil ve cesur yürekli genç: Nick Vujicic

“Sözün bittiği yer!”denir ya... Öyle bir yaşam öyküsü ki, bizleri gerçekten sözün bittiği yere öteleyen… 

Yaşamda öyle anlar, durumlar ve tanıklıklar vardır ki, işte o zaman sözler duru(lu)r, duygular, yürek ve gözler nöbeti devralır! İçli duygular, dağlanan yürekler ve yaşlı gözler…

O öykünün onurlu kahramanı, geçmişteki, büyüklü küçüklü tüm kişisel fırtınalarımızı, eksikliğini hissettiğimiz şeyleri bir anda dindirip yüreğimize ve zihnimize taht kurar!

Onu görüp izleyince yaşamda gerçek güçlüğün, zorluğun ve üstesinden gelme azminin şaşırtıcı bir şekilde ayırdına varırız aniden. 

Bitti denilen yerde, söz gerçekten bitmiş midir? Bitmemiştir. Onun sözleri başlar o anda… 

http://www.izlesene.com/video/mutluyum-yasamayi-seviyorum-nick-vujicic/918494

1982 doğumlu, Avustralyalı, Nick Vujicic isimli genç adamın sözleri; “Mutluyum, yaşamayı seviyorum!” 

Bu dünyaya istediğimiz gibi gelemeyiz...

Nasıl istediğimiz gibi gidemiyorsak, öyle... 

O da, tetra-amelia adlı bir sorun nedeniyle dünyaya kolları ve bacakları olmadan gelmiş. Başı, gövdesi ve onun hemen bitiminde sadece iki parmağı olan çok kısa bir sol ayağı var. Hayata böylesi büyük bir handikapla başlamış ama direnci, azmi ve yaşama olan bağlılığı neticesinde bunu avantaja çevirmiş cesur yürekli bir insan. 

O küçük ayağının iki parmağı arasına sıkıştırdığı kalemle yazı yazabiliyor, tutup kaldırmak istediği şeyleri yine bu şekilde başarıyor. Yine bu sayede dengesini sağlayıp vuruş yapabilerek futbol oynayabiliyor! Düştüğü yerden kendi başına kalkabiliyor. Golf de de başarılı. Sörf yapıp denizde yüzebiliyor. Finans planlama uzmanı olarak başarılı bir meslek yaşamı, arkadaşları, dostları var… Hatta hayatı paylaşmak için engel yoktur dercesine oldukça uzun süreli flörtleri de olmuş. Dünyanın dört bir yanını dolaşarak ‘moral konferansları’ veriyor. Yüzlerce insan bu konferanslara akın ediyor… 

Yaşam öyküsü tahminlerin ötesinde zorlu… Ne amaca yarayacağı konusunda büyük bir belirsizlik içinde başladığı ve sonuna kadar sürdürdüğü okul yaşamında alay konusu olmuş. Öyle ki, henüz 8 yaşındayken intiharı denemiş. Ama 12-13 yaşlarında, dünyayı daha iyi anlamaya başladıkça, aslında herkesin bir sorunu olduğunu kavramış. Bu çerçevede de başkaları için umut olabileceğini düşünerek “hayatın her şeye rağmen yaşanmaya değer” olduğunu önce etrafındakilere, giderek de konferanslarla tüm dünyaya anlatmaya başlamış dirençli, azimli ve cesur yürekli bir insan o. 

“Hayatın Daha Büyük Amacı” adlı DVD’si, “Kollar Yok, Ayaklar Yok, Sorun Yok” adlı kitabı satış rekorları kırmakta… Vujicic’in bugün, dünyanın dört bir yanında binlerce hayranı var. 

Birçok insan doğal bir içgüdüyle, onu dinleyerek, izleyerek, büyüklü küçüklü kişisel fırtınalarını, eksikliğini hissettiği şeyleri dindirip moral bulmaya çalışsa da Nick Vujicic’in bu onurlu yaşam mücadelesi bana biraz daha farklı bir şeyi anımsattı. Günümüzün; belirsizliklerin, değer yitimleri, karmaşa, telaş ve süreksizliğin mutluluklarımızı esir alıp bizleri çoğu zaman mutsuz kıldığı bu garip zamanlarında artık iyice azalan, seyrekleşen eski anlamlı değerlerimizi… Gerçek sevgi, dostluk, dayanışma, yardımseverlik, özgürlük, adalet, eşitlik, yurtseverlik vb… Bu değerler günümüzde ne kadar azalıp seyrekleşerek küçülseler de, var olan, kalan kadarıyla yine de her türlü güçlüğün üstesinden gelmeye hazır ve nazırlar! Tıpkı Nick'in o hemen her şeyin üstesinden gelen vücudu gibi! 

Haydar Ergülen'in "Unutulmuş Bir Yaz İçin" başlıklı şiirinden; " Her zaman paylaşılan duygular vardır / Yeri gelince ölümler de paylaşılır / Bölüşmek bir sevgiyi, ölümü ve dostluğu / Benzemez beyaz evlerden mavi sulara / İki ayrı yabancı gibi bakmaya...". dizelerini anımsayarak, bu dizelerin atmosferi içinde “bölüşmek bir yoksunluğu, direnci ve azmi ” diyerek bu gerçek öyküyü sizlerle paylaşmak isterim. 

"Engelliler bir toplumun aynasıdır" denir! O bunu çok aşmış. İnsanlığın aynası olmaya doğru ilerlemekte... 

Nick Vujicic nezdinde, sistemin fırsat buldukça inceden inceye dışlamaya çalıştığı engelli tüm insanları yaşamın gerçek kahramanları olarak gören engin sevgim, sonsuz ve cesur saygımla... 

Hayatın neşeli, mutlu ve güzel satırbaşlarında da buluşmak ve tartışmak dileğiyle... 

İ.Ersin KABAOĞLU,  

28 Ağustos 2011, Mercankoy/ Karaburun 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhabalar...Sevgili ERSİN beyciğim..! :-) Çok anlamlı, bu (bilhassa sağlam insanların derin düşünmesi gereken) düşündürücü yazınız SÜPER.. Bu konuda ve bu güzel yazınızın bir benzeri olan ve 16.05.2009 tarihinde yayına vermiş olduğum "İnsan isterse herşeyi yapar ..!" - blog.milliyet.com.tr/Insan_isterse_herseyi_yapar____/Blog/?BlogNo=180422 - yazımı mutlaka okursanız şayet bu yazınızın bir silueti olduğunu göreceksiniz... Sevgili ERSİN beyciğim,düşüncelerde sizlerle aynı paralelde olduğumuz muhakkak, mühim olan ise bu tip konuları arada sırada olsa dahi , etrafımıza makul ölçülerde verebilme ve yayınlamak, bizlerin en büyük vazifesi olsa diye düşünmeliyiz herhalde... Öyle değil mi.? (Bilhassa haşin görüşlü insanlar için) :-) Size sonusz sevgiler ve selamlar... :-)) NECİP KÖNİ - ADANA / TR

Necip Köni - Adana / TR 
 05.09.2011 9:31
Cevap :
İyi kalpli, güleryüzlü ve neşeli kişiliğinize sağlık sevgili Necip Ağabeyim. İnce duyarlılığınıza da... Evet; "İnsan isterse herşeyi yapar!" Siz de bu konuya "Engelliler haftası" nedeniyle zamanında değinmişsiniz. Sosyal duyarlılığınıza da sağlık." Duyarsiz /Haşin insanlara" karşı el ele, gönül gönüle... İçten sevgiler, saygılar ve dostça selamlar size...  05.09.2011 14:42
 

İnsanoğlu ne anne babasını seçme özgürlüğüne, ne de istediği gibi dünyaya gelme özgürlüğüne sahip. Bazen yapılması muhtemel müdahalelere de birileri izin vermiyor. Selamlar...

Mesut KARİP 
 03.09.2011 11:56
Cevap :
İnsanoğlu evrenin ve zamanın sonsuzluğu göz önüne alındığında, adeta tüm olasılık teorilerini alt üst eden kozmik bir mucize ile yaşama gözlerini açarak bu dünyaya onur verir. Farkında olmadan, bizlere sorulmadan, şekil ve şemalimizi bilemeden bu dünyaya bırakılıveririz. İnsankızı ya da insanoğlu olarak... Zengin, orta halli ya da fakir bir aileden, kentte, varoşta ya da kırsal bir mekânda,‘insan’ ortak paydası altında bırakılıveririz bu dünyaya… Önemli olan o veri, o kısıtlı haller çerçevesinde başarabileceklerimizi başarmak olsa gerek değil mi Sn. Karip? Tabii ki dürüstçe ve onurlu bir şekilde. Azimle, dirençle ve sebatla ilerleyerek... Herkesin koşulları farklı. O nedenle insan başkasıyla kıyaslanmamalı, yarışacaksa da sadece kendiyle yarışmalı! İçten teşekkürler ve dostça selamlarımla...  03.09.2011 13:17
 

İnce duyarlılığınla ele aldığın şu hassas konu, bende sadece saygı değil aynı zamanda bir de 'gıpta etme' duygusu uyandırır. Ardından kaplumbağa ile tavşan masalını anımsarım, fiziksel yeterlilik yerine azmi referans göteren masalı. Derken, 145 IQ ile arzu ettiği üniversiteyi kazanamayan ama öteki tarafta 100 civarı bir IQ sahibi iken; planlılıkla, sebatla ve düzenli çalışan bir başkasının en iyi üniversiteye yerleşmesi aklıma gelir. Ve sonunda tüm soruların cevabı tek bir sözcükte kilitlenir: İsteklilik! Yazına konu olan Nick'in yaşama isteği, yaşama tutunma gücü, sadece alkışlanası değil; örnek gösterilesi...Nick Vujicic gibi kimselerin de var olduğu ve yaşamdan keyif almayı gözlerimize gözlerimize soktukları şu dünyada, eften püften nedenlerle demorelize olmak, diplere çakılmak, gibi duygusal deformasyonlar yerine, daha pozitif olmayı, hayatı hem onlar adına hem de kendi admıza daha yaşanır kılmayı ilke edinmek gerek sanırım.Zarif ruhunun alkışlanası yansımalarına teşekkürlerimle...

Emine Supçin 
 31.08.2011 21:38
Cevap :
Gündelik yaşamın o biteviye, o ezberimsi telâşları içinde bazen böylesi geniş parantezler açarak insancıl köklerimizi -ve geleneğimizi- de anımsamak, fırsat bulunca da yaşama geçirmek gerekiyor değil mi ince yürekli, insancıl, dürüst ve bilge duruşlu dost? Bu parantezlerin hem anımsanan hem de anımsatılanlar açısından değer ve önemini yine güzelce özetleyerek yorum kutucuğuna başarıyla sığdırmışsın... Bir bavulu özenle yerleştirircesine... Her zaman mutlu kılan, zenginlik katan ilgin ve değerli katkın için sonsuz teşekkürler. Kendine iyi bakasın. Dostça sevgi ve selamlarımla...  01.09.2011 8:29
 

kalbi engelli değilse zaten sorun yok!..teşekkür ettim bu paylaşım için...iyi bayramlar...dost selamlar...

Nedim ÜSTÜN 
 29.08.2011 20:30
Cevap :
Evet "kalbi -ve dolayısıyla da zihni- engelli değilse insanın" gerisi bir şekilde telafi olur değerli dost. Ama günümüzde bu engelleri yaratan o denli kapsamlı bir kirlilik var ki! Neyse, ben de teşekkür ettim ve iyi bayramlar dileğimi de bu vesileyle tarafınıza ilettim.  01.09.2011 8:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 328
Toplam yorum
: 2858
Toplam mesaj
: 250
Ort. okunma sayısı
: 1528
Kayıt tarihi
: 05.10.07
 
 

Samsun/Ladik doğumluyum. Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım babamın görevi gereği ülkemizin Orta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster