Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Haziran '07

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
631
 

Bağımsız adayların oyları böleceği söylemi, akıl yönlendirmesi mi?

"Oyların bölüneceği söylemi" gerek solda, gerekse sağda çoğunluğu temsil ettiği iddiasında olanların büyük çoğunlukla çalışmak, yönetmek ve üretmek noktasındaki beceriksizliklerinden dolayı kaybetmeleri muhtemel oylar ile kararsız oyları yönlendirmek amacıyla kullanılan ve sadece "psikolojik etkisi" olan taktik bir söylemdir. Fakat çok etili bir söylem olduğuna ben de inanmaktayım. Çünkü zaman içersinde bu sözü söyleyenler de bu konudaki bilimsel düşünüşten uzaklaşmakta ve bu sözü tabulaştırmaktadır.

Neticede her seçmenin bir oyu vardır. Bu oyu, kendisine yakın hissettiği bir aday veya parti için kullanacaktır. Seçmen kararsız ise zaten onun vereceği oyun sahibi de belli değildir. Şayet aday olduğu için bu oy bir bağımsız olana verilecekse hiçbir partinin veya adayın oyunu bölmemiş olacaktır. Aksine sadece alternatif olacaktır.

Bu söylemin, her seçim döneminde çok yaygın olarak kullanıldığı bir gerçektir. Ancak bu söylemi destekleyen hiçbir bilimsel açıklama ortaya konulamamıştır. Aksine bu söylemin çok sakıncalı olduğunu, hatta karşı karşıya kaldığımız durumun bile sebebi olduğunu düşünmekteyim. Örneğin; 2002 seçimlerinde GP veya AKP'nin, merkez sağdan ve ötesinde merkez soldan oy aldığı bilinen bir durumdur (Yakın arkadaşlarımızın verdiği samimi cevaplardan bu anlaşılmaktadır.) Bu da seçmenin çaresiz veya alternatifsiz kalması halinde yeni şeyler deneyebileceğinin bir göstergesidir. Başka bir anlatımla seçmen küstüğü veya güvenini yitirdiği zaman inandığı Partisinde esaslı bir değişim olmadığı sürece geri dönüş yapmamaktadır.

Demokratik sistemler eleme seçeneğini de kendi içersinde taşır. Ülkemizde merkez sağ eğilimli seçmen kendisine yakın gördüğü partileri eleyebilmiş ve kendisine seçenek olarak gördüğü yeni partileri veya fikirleri güçlendirmiştir. Yeni partiler, eskisinin önüne geçebilmek amacıyla mutlaka program ve taktik olarak daha farklı olmak zorunda kalmışlardır. Merkez sol seçmen ise bu konuda hep (siyasi duruşunun aksine) tutucu olmuş, "oylar bölünmesin" kaygısına düşmüş ve bunun doğal sonucu olarak taraftarı olduğu partilerin veya görüşlerin, program veya taktik açısından kendilerini yenilemek ihtiyacı duymamalarına sebebiyet vermiştir.

Matematik biliminin, fizik ve sair bilimler açısından sadece bir araç olduğu bilimsel olarak kabul edilmektedir. Örneğin: Matematiksel açıdan bir elma, bir armut iki meyve ediyorken, fizik bilimi açısından sadece bir elma ve bir armut olarak kalmaktadır (Zenon' un, Aşil ve Kaplumbağa yarışı örneğinde matematiksel açıdan hep kaplumbağanın kazanması gerekir) . "Oyların bölünmesi söylemini" matematik bilimi açısından zorlamayla kabul etsek bile bu iddia fizik veya özellikle siyaset açısından yanlış bir hesap olacaktır. Biran için soldaki tüm partileri tek bir parti olarak kabul edelim. Bu partinin sadece çok güzel teoriler ve söylemler üretebildiğini ancak çalışma ve kendini yenileme özürlü olduğunu, özellikle de parti içi işleyişinin demokratik olmadığını ve bu tutumlarını hiçbir şekilde değiştirme niyetinde de olmadığını kabul edelim. Bu durumda her defasında oylar bölünmesin diye yine bu partiye oy vermenin ve seçmeni alternatifsiz bırakmanın ne kadar akılcı olabileceğini ve ülkeye ne kadar yarar sağlayacağını dikkatlice düşünmek gerekir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir seçimde ne kadar çok parti seçime katılırsa o kadar çok oyunda mecliste temsil edilemeyeceği ve bunun da özellikle bizdeki seçim sistemine göre en çok oy alan partiye yarayacağı hem matematiksel hem de fiziksel bir gerçekliktir. Örneğin 100 parti seçime katılsın sadece 1 tanesi barajı aşacak kadar oy alsın, diğerleri de yüzde 1 er oy alsın % 10 oyla meclisin tamamını bile ele geçirmek mümkündür. Baraj % 10 değil daha düşük de olsa bu durum değişmez. Tek çare partilerde birleşip, mümkün olduğu kadar az partinin seçime katılmasını sağlamaktır. Bunun dışında kalan her olasılık siyaseti istikrasızlaştırır. Saygı ve sevgilerimle

Matilla 
 24.06.2007 21:48
Cevap :
Yazıma yönelttiğiniz eleştiriden dolayı teşekkür ederim. Fakat görüşlerinize katılmadığımı belirtmek isterim. Çünkü yazım bağımsız adayların oyları böleceği söylemini konu almaktaydı. Bilindiği üzere bağımsız adaylar yönünden % 10 barajı söz konusu olmamaktadır. Bu nedenle verdiğiniz örnekte tek bir partinin meclise tek başına hakim olmasındansa en azından (varsayımınıza uygun olarak) 70, 100 kişiden ibaret bağımsız milletvekilinin bulunması yeğlenecek bir durum olmalıdır. Siyasi partiler yönünden de dileğinize uygun olarak seçime iki parti girse örnekteki istemediğiniz sonucun doğması yine olasıdır. Çünkü ilk örnekte boşa gideceğini düşündüğünüz % 89’ luk oya sahip seçmenin tamamının bu defa evvelce % 11’ lik oyu alan partiye yönelmesi (en az sizin verdiğiniz örnekteki kadar) olasılık dahilindedir. Bu nedenle verdiğiniz “kabule dayalı” örnek matematiksel ve fiziksel olarak gerçekleşmeyebilir. Saygılar Gülay Yeniyurt  25.06.2007 23:51
 

Hanımefendi bağımsız adaylara oy verme davranışının "oyları böleceği"ne dair zihinsel kalıplaşma ile kendini yenilemeyen partilerin mutlak anlamda oy verilerek deteklenmesinin sonucundaki kısır döngüyü işlediğiniz bu yazınızı beğenerek okudum. Demokrasi en küçük taleplerin de yaşama aktarılması ve azınlığın da bir gün çoğunluk olabilme olanaklarının tüm pratik boyutlarıyla canlı tutulmasını gerektirir. Geçekten oldu bittilerle kendini tekrarlayan bir süreç var ve ne yazık ki bu döngüde vatandaş sadece oy deposu olarak görülmektedir. Bu durumun demokrasimiz açısından yarattığı sakıncalar saymakla bitmez. Sonuçta pek çok kavram birbirine karışmakta, ilkesizliğin eşliğinde yetersizlik ise adeta kalıcılaşmaktadır. Yazınızı www.insancilsol.com da değerlendirilmek üzere (tabii kaynak göstererek) önermek isterdim. Saygılarımla r.b.kirmaci@gmail.com

R Bülend Kırmacı 
 21.06.2007 16:45
Cevap :
Gösterdiğiniz ilgiden dolayı teşekkür ediyorum. Eleştiri ve tespitlerinize katılıyorum. Yazımı önermenizde hiç bir sakınca görmediğim gibi, memnuniyet duyacağımı da belirtmek isterim. Saygılarımla.  22.06.2007 11:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 512
Kayıt tarihi
: 17.06.07
 
 

Adım Gülay Yeniyurt. 1965 yılında, Uşak' ta doğdum. Ankara Hukuk Fakültesi' ni bitirdikten sonra yak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster