Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Kasım '06

 
Kategori
Balıkçılık
Okunma Sayısı
5757
 

Balık tutmak tedavisi olmayan bir hastalıkmış(!)

Balık tutmak tedavisi olmayan bir hastalıkmış(!)
 

Oltayla balık tutmak bir meraktır. İnsanın içinden gelmesi gereken bir istek sanırım.. Balık kokusunu duymak denizle içiçe olmak kendini kaptırırcasına saatlerce soğukta, karda, kışta beklemek, sabahın erken saatlerinde kalkıp gündoğumunu beklemek zorla yaptırılacak bir etkinlik olamaz.

Kimileri bu deniz sevdasından büyük şehirlerden kaçıp sahil kıyılarına yerleşir. Kalan hayatını denizle içiçe geçiren insanların işte özlediğim hayat bu, hayallerim buydu dediğini duyarız çoğu zaman..

Balık tutmak dünya üzerinde tedavisi olmayan hastalıklardan biriymiş. Kimine göre büyük zevkmiş, kimine göre tedavi yöntemiymiş, kimine göre stres atmanın en güzel yoluymuş.. Vazgeçilmez bir uğraşmış.

Ben bu satırları yazıyorum fakat bu etkinliğe karşı ne eşimin ned e benim ilgimiz oldu.. Nedense bana zevkli birşeymiş gibi gelmedi hiçbir zaman. Stres atılıyormuş... Hadi diyelim oltayla ben balığı tuttum onları canlı canlı dokunup çıkartamam bile.

Stres atmak yerine balıklar ölüyor diye daha çok strese girerim.

Eşimle kızımın balık tutma macerasını anlatayım sizlere;

Eşim ve ben bu etkinlikten uzak duruyoruz fakat çocuğumuz dururmu.. Durmuyor işte.. Büyüdükçe kuzenlerinden görüp heveslendi oltayla balık tutmaya.. Ne olur biz de gidelim hafta sonları diye duygu sömürüsünde bulundu.. Baba yüreği dayanmadı tabii....

İlgimiz olmadığı için geçen seneye kadar bir oltaya sahip değildik. Kızım hiçbir bilgimiz yok becerimiz yok yapamayız dediyse de sonuçta alındi bir olta. Ama acemilikler kendini boy boy gösterdi.. Balık tutmaktan anlayan biri malzemelerine baktığında usta balıkçıların kullandığı malzemelerin alındığını söyledi. Kurşunlar şiddetli akıntıda balık tutanlar için alınan kurşunlarmış. Sanki Boğaza gidecekler..

Büyük bir heyecanla ve merakla hafta sonunu bekledi kızım. Hafta sonu geldiğinde oltalarını ve diğer malzemelerini alıp sahile gittiler.. Ama çok mutluydu kızım ..Onu öyle hevesli mutlu görünce değer herşeye diyor insan.. Ben baba-kızın bu etkinliğine katılamadım... Çünkü bana zevk vermiyor...

Aradan 3-5 saat geçti ve bizimkiler balıktan(!!!) döndüler.. Tabi sonuç benim tahmin ettiğim gibi fiyasko.. Balık tutamamışlar bir kere onu baştan söyleyeyim...

Anlatıyorlar şimdi; Diğer insanlardan uzak bir yere gittik diyorlar. Oltayı atarken diğer balıkçıların oltalarıyla dolaşmasın diye tenha bir yer şeçmişler.. Birkaç kez oltayı atmışlar.Ama balık gelmemiş hiç... Sonunda nasıl yaptılarsa Oltayı karmakarışık dolaştırıp suratları bir karış asık şekilde geri döndüler...

Ve oltayla balık tutma maceralarımız burada sona erdi. Oltayı o karışık haliyle sakladılar bir yere bir daha da ne balık tutmaya gidelim diyen oldu ne de o oltayı bir daha eline alan.... Beceri tutku ve istek isteyen bir iş demiştim ben.

Rastgele,

sevgilerimle

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Rahatlatan bir terapidir..

ece vardar 
 10.11.2006 15:03
 

Aynen ben de sizin gibi düşünüyorum. Çocukluğumda bir kere denedim, oltayı balığın ağzından çıkarırken bir daha tutmamaya tövbe ettim. Şimdi oğlum beni sıkıştırıp duruyor. Kuzenlerden biri de ona olta takımı hediye etti. Bakalım ne yapacağız? Öte yandan neden ille de birbirimizi ikna etmeye çalışıyoruz ki... Herkes istediğini düşünmekte ve yapmakta serbest değil mi? Avcılık denen şeyin "zevk" için yapılması bana tuhaf ve anlamsız geliyor. Birileri de pekala bundan hoşlanabilir. Biz onlara karışmıyoruz, yapmayın da demiyoruz, sadece kendi düşüncemizi söylüyoruz, o kadar...

Ahmet Yilmaz 
 01.11.2006 17:39
Cevap :
kaçısınız yok ahmet bey ...O balığa gideceksiniz oğlunuzla....Başarılar dilerim :)).. Tabiki herkes istediğini düşünmekte serbesttir..  01.11.2006 17:44
 

Sevgili Kardeşim Siz birkaç kez balık tutmaya gitseniz ve şansınıza da tutabilseniz işte ondan sonra siz tutulursunuz .Balıkçılık bir tutkudur ama bizde katliam sonucu balık kalmadı denizlerimizde birilerinin çıkarı uğruna milyonların hakları gasp edildi eskiden yasak mevsimi vardı tabiki yasak avlananlarda sonradan kim neden niçin akıl etti ise küçük teknelere (!) yıl boyu av serbestini getirdiler oy uğruna belirli yandaşları korumak uğruna bir dinamit daha attılar denizlerimize gerçek balıkçı denizi ve doğayı koruyandır ben emekli assubayım görevim gereği yurdumuzun birçok yerinde bulundum ve avlandım hep koruma isteğim ön planda idi elimden geldiğince yerine getirdim. Zevk alacağınızı umuyorum ,deneyin ve balık avcıları tabi ile RAST GELE

Ersen Gürpınar 
 01.11.2006 13:21
Cevap :
ne bileyim öyle onları canlı canlı alıp öldürüyor gibi geliyor bana..Çarşıdan alıp yada restaurantda yiyiyoruz fakat öyle canlı canlı olmuyor..  01.11.2006 14:13
 

Balık tutma diye bir hastalığım olmadığı için mutluyum. Bana biraz vahşet gibi geliyor. Canlı balığın ağzıdaki iğneği bile çıkartmak ürpertici bir şey. Dunyada hobi olarak yapılacak başka iş yokmuş gibi bu tutkuyu anlamış değilim. BELKİ BİR GÜN ufaklık da vazgeçer. Saygılarımla.

Cemalettin 
 01.11.2006 12:01
Cevap :
sanmıyorum zaten onun bu sevdayı sürdüreceğine:)..okadarını düşünürsek bütün hayvanlar için aynı durum....  01.11.2006 13:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 529
Toplam yorum
: 2369
Toplam mesaj
: 481
Ort. okunma sayısı
: 3541
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

İstanbul'da doğmuşum... Dünyalar tatlısı bir kızım var... Herkesi kolay kolay sevemem... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster