Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Şubat '09

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
376
 

Benle gelen eylemler

Benle gelen eylemler
 

Doğduğum ilk anda yüzeme vuran ve gözümü kamaştıran o parlak ışığı hiç mi hiç anımsamıyorum. Önemli değil aslında. İlk tepkimi o ışığa vermiş olmalıyım. Hemen, o anda, kendimi ifade edecek bir çığlık atmışımdır. Ardından sürekli ağlamışımdır. Ağlamayı can yakıcı, küçültücü ve kabul edilemez bir zayıflık göstergesi olarak düşünmüş olabilirsiniz. Kısmen yanılırsınız. Canım yanmıyordu; zayıf değildim, sadece küçüktüm: “Siz oradasınız, ben buradayım. Bu benim, ben geldim, karşınızdayım ve gırtlağımı size gösteriyorum. Dinleyin beni ve takip edin. Uyumlusunuz ve en önemlisi sevimlisiniz.” demek istemiştim.

Hemen şimdi, beni büyütenlere ve çevremde dolanıp duran diğer canlılara şu soruyu sorun: “Doğumumdan az sonra, yürümemden çok daha önceleri, ilk kez sizlere ne söyledim ve ardından durmaksızın ne anlattım?” Diyeceklerdir ki; “O (ben), bize, evrensel bebek dilinde var olan tek bir sözcükle seslendi. Tüm hislerini o sözcükle anlattı. İletişimini sadece o sözcükle kurdu. Biz onu sadece o sözcükle tanıdık. Onun tüm isteklerini o sözcükle anladık, emirlerini bize kusursuzca bildirdi. Biz de özenle yerine getirdik.”

Şimdi ardından onlara şu soruyu sorun: “Sonra, ne oldu da bundan vazgeçtiniz, onu(beni) dinlemediniz”. Söylediklerini neden anlamamazlıktan geldiniz. Ona, “ben” dedirtiniz, “sen” dedirtiniz. “Yemeği” yemek, “soğanı” soğan, “kediyi” kedi, “ağlamayı” ağlama olarak ezberlettiniz. “Bağırma”, “sakın yaramazlık” yapma gibi dünyaya geliş nedenine aykırı tüm eylemleri ona yaptırdınız.

Sakın kızmayın. Artık biliyorum; kavramları doğru sözcükler seçerek kusursuzca tanımlamalıyım. Kalem, sandalye, cep telefonu, sevgi, nefret, iyilik, kötülük. Somut ve soyut kavramların hepsi için bunu başarmalıyım. Üşenmeden, algılayabildiğim ne varsa kekelemeden anlatmalıyım. Yeni sözcükler keşfetmeliyim. Bir yolunu bulup sizleri ikna etmeliyim. Böylece, yaramazlık olarak tanımladığınız tüm karşı çıkışlarıma, tüm kızgınlıklarıma, tüm boş verişliliğime, hatalı olarak tanımladığınız tüm kararlarıma,“bence” bir anlam yükleyebilirsiniz. Dünyaya geliş nedenime aykırı bulduğum tüm eylemlerinizden vazgeçebilirsiniz. Sizden ne istesem ona evet diyebilirsiniz. Böylece kendimi kendinizde görürsüz, beni kendiniz yaparsınız.

-
Görsel: Noire Blanche, 1926, Man Ray

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dayıcığım çok muteşem bir yazıydı. Hayata farkı bir açıdan bakmak böyle olsa gerek. Öpüyorum...

İpek Yılmaz 
 19.01.2010 12:30
Cevap :
Kendimizi bulabildiğimiz açıdan yaşama bakabilmek en güzeli olur sanırım... Ben de seni öptüm canım...  19.01.2010 12:41
 

Sanırım, herkesden birşeyler öğreniyoruz önce sıkıca sarılıyoruz inanıyoruz sonra bir gün bakıyoruz doğru bildiklerimiz okadar da doğru değil az biraz eksik ya da gerçek çok başka; daha sonra ise bakıyoruz herkesin kendi doğrusu var farklı farklı ve hepsi de doğru ama şu da var ki bunu farkedebilenler çok az farketmeyenler farkedenlerinkine sıkıca sarılmaya devam ediyor kendisininkini farkednee kadar ya da hiç farketmeyene kadar.sevgiler selamlar.

Meltem Şahin 
 07.02.2009 0:31
Cevap :
Karşılıklı etkileşimler önemli ve tüm farkındalıkların bu etkileşimlerle açığa çıkması gerekiyor. Her farkındalık karşı unsurların da dengesini taşımalıdır. Güzel yorumunuz için teşekkür ederim...  19.02.2009 16:08
 

Ben, kendisine "sen" diyen ve ona tanrıyı anlatanlara, "tanrının kendi kendini nasıl yarattığını" soran bir çocuk tanıyorum. İlki, başkalarından etkileşim; ikincisi ise bu etkileşimin reddi.. Her ikisi birden "Noire Blanche"! Yazıdaki görsel gibi.. İlginç bir yazı.. bütün öteki yazdıkların gibi.. Kafam durmuştu az önce, az önce yine işlemeye başladı, sayende.. teşekkürler. Sevgiler.

zelinartug 
 04.02.2009 23:29
Cevap :
Siyah - beyaz ; sen - ben; ying-yang; yaşam dengeler üzerine kurulu değil mi? Birinin eksiği diğerini rahatsız eder...  05.02.2009 17:37
 

uğur özakıncı'nın siyah adlı kitabındaki cümleleri geldi aklıma yazınızı okuyunca; "bu koskoca hayatı anlayabilmek için kavramlar yaratıyoruz sonra da o kavramların içindeki minicik hayatlarla yetiniyoruz" oysa bu kadar zor olmamalı değil mi anlatabilmek ve anlayabilmek...

beenmaya 
 04.02.2009 17:34
Cevap :
Evet haklısınız, bunun sıkıntısını her zaman yaşıyorum. Bir düşünceyi ifade etmek isterken o düşünceyi hangi kavramla dışa vuracağız sorunu var. Bir söz, bir eylem herkes için aynı sonucu çağrıştırmıyor. Sonuçta, "yazı yazmak" bunun için en iyi aracıdır diyorum...  04.02.2009 17:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 136
Toplam yorum
: 414
Toplam mesaj
: 97
Ort. okunma sayısı
: 1461
Kayıt tarihi
: 16.02.07
 
 

Yaşam ışığını 1968 yılında Bafra’da gördü. İnşaat Mühendisi ve aynı sektörde yazılım geliştiren bir ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster