Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Şubat '09

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
968
 

Beş balıkçı sandalı

Beş balıkçı sandalı
 

kıyı


Yıllar sonra ziyaret etmeyi düşündüğüm o evin kapısındaydım; Kırk Yasin i aminleyeli çok olmamıştı. Açtı kapıyı aldı içeri, kek kokulu akşamüstü çayının yanına. Kıyı kasabasının sayfiyesinde eski bir Rum balıkçı köyü denize nazır balkonun sokağa bakan salonunda, geriye üç kurşun asker selamı kaldı.

Avcı barınağı, çakır delikanlıları ay doğan da kendine çekerdi sakinliğiyle. Ağ örerler, ağ sökerler, deliyi döverlerdi. Kayık, yaka bağır açık çektiler kürekleri, açılmadılar! Balık açıktaydı tutamadılar. Balık kaçan da, kös kös dönerlerdi kıyıdaki avcılar kulübüne. Tahta sandalyenin insanın dibini kurutan oturma vakitlerine. Denizden tavşan mı avladın da kanı renginde dem istiyorsun. Nasıl sıkılmadan tekir in yüzüne bakacaksın, bu günde balıksız bırakacaksın pisipisiyi. Bugün balıkçıların kahvehanesinde karşılaştığım Alzheimer’lı sayısı iki. Biri dua etti diğeri ne güzel kız hanım! Değil mi? dedi. Kendisi üç kurşun askerden biriydi, öteki huri.

Roma doğudan gelecek saldırıları engellemek için bu limana “Duvar” adını vermişti tarihte. Yolcular konakladı deniz müsade edince iskana sahne kurdular. Ural’ın eteklerinden gelip beş köye kıyı oldular. Taşrada ki uzantısı mahalle arasında halay çeker sahildeki Bülbül bahçesinde akşamları sazlar çalınırdı. Hali vakti yerinde aileler yazları bu sahilde geçirir kışları karşıda yaşarlardı. Eski esnafın vitrininde hala durur el yapımı Bruno Magli’ler her daim alıcısını bekleyen. Yanya’lı olanlar çekirdek aile kalırdı ömürlerini ana babalarına adarken vefatlarında onların başını dizlerine koyacağı bir eşleri olmazdı yanlarında. Ne malını mülkünü verirdi kiraya ne de satardı üç kuruşa.

Yedi yüzyılda üşüttükmü ne? Havadansa bahanemiz, havanda dövdüğün otla, ta kalfalığında yapıp hazırlamalıydın, bugünlere saklamalıydın merhemi, sürebilelim dertleri bizden uzağa diye...

Bir çuval yorgunluk omuzlarında çocukluktan yüklendiğin, son gençliğine armağan. Her sokağı birbirine çıkar bu kasabanın unuttun mu? "Pen" kelimesi beş, "dik" kelimesi ise balıkçı sandalı anlamına gelmekte. Pendik'in de eski bir Rum balıkçı köyü olması bu görüşe dayanak olarak gösterilmekteydi. İşte bundandır ki İstesen de istemesen de limana çıkaracak seni yolun sonu. Vardığında kıyıya, yükünü denize dök. Geçip karşısına bir banka oturup, denizin derdini çözüşünü dalgalanmadan dinginliğe çevirişini seyret. Alır yorgunluğunu.

Sanat sonsuz hayat kısadır...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

O üşengeç balıkçılar gibisiniz siz de :) Kelimeleriniz o balıkçıların tuttuğu balıklar kadar az. Ama çok kıymetli balıklar avlıyorsunuz avlayınca da; zihinde tarifi zor, hoş bir tat bırakıyor. For example: "Denizden tavşan mı avladın da kanı renginde çay istiyorsun" :) Hoştu; her zamanki gibi...

Murakami 
 05.02.2009 20:12
Cevap :
gülümsedim,sizde gülün dilerim.çok teşekkür ederim.  05.02.2009 23:52
 

Ayda bir iki yazıyorsun ama esaslı yazıyorsun. Sözcükler ahenkle dans ederlerken bekletilmiş olduklarına şükrediyorlar.

Muharrem Soyek 
 05.02.2009 17:51
Cevap :
mami daçka ne olaki? teşekkür ederim yazacağım saklamadan tavan arasında sizlere layık olduğunda...  06.02.2009 12:52
 

Kısa mı kısa, uzun mu uzun; her sözcüğü her bağlama girip çıktıktan sonra bir cümlede bağdaş kuran; usta bir ressamın deneyimli fırçasından çıkmış bir sergi dolusu tabloyu zihinlerde tüm canlılığı ile bilinçte oluşturan; bir epik, bir destan, bir roman veya bir göz kırpması kadar anlık bu öyküden dolayı sizi gönülden kutluyor ve size MB'nin öykü kraliçesi ilan ediyorum Sevgideğer Theory. Düşeş değilse de dübeş... Sevgiyle, saygıyla, gıptayla... MS

Mehmet Sağlam 
 05.02.2009 16:09
Cevap :
Düşes Amanda Foreman'ın romanı.Ben ıspanakzadelerdenim.:)sonsuz teşekkürlerimi sevgilerimi sunarım  06.02.2009 12:56
 

Sözlerin büyülü dansı,bilincin masmavi eteklerinde....Bir bardak kırmızı şarap tadında, dil sofrasının anlam derinliğine susamış çakırkeyif bir tat aldırdı bu güzel öykü...Ayrıca bir zamanlar;Maltepeden girip Kartaldan geçerek kıyı boyu Erkan Oğurun o dağlayan sesinden dingin türküler eşliğinde Beş balıkçısandalı köyüne gittiğim günler geldi aklıma.Ne güzel anılar yaşattınız bana.Sedef adasını,Büyük adayı izleyerek yolaldığım o güzelim günler hey...Belki şimdi 50 li yaşlarımda o anılarla yaşayan biriyim.size çok teşekkür ederim güzel arkadaşım bu güzel dakikaları bana yaşattığınız için.sevgi ve dostluğumla sevgili Elif

CAFER DEMİRTAŞ 
 04.02.2009 20:47
Cevap :
Teşekkür ederim mutlu ettiniz beni...Tavla bilmem de tabirini duydum..pen cüse severler güzeli genc ise..tebessümle  04.02.2009 23:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 71
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 513
Kayıt tarihi
: 08.05.08
 
 

 Edebiyat, bilim, ilim, tasavvuf ve kitaplar üzerinde araştırma ve incelemelerim devam ediyor.   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster