Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mart '12

 
Kategori
ÖSYS
Okunma Sayısı
126
 

Bilginin yabancılaşması

Bilginin yabancılaşması
 

Bilginin düşmanınız olmasına izin vermeyin.


Dört dörtlük bir çözüm olmasa da dörtlü toplamlar denklemi ortalığı epey karıştırdı.

Bilimle yaşam arasındaki ilişki kuramla uygulama arasındakini andırıyor.

Dünyayı her an biraz daha fazla tanıyoruz, yine de bu bilgiyi yaşamları iyileştirmek için yeterince kullanamıyoruz.

Değişimin ve gelişmenin yasalarını anlıyoruz, ama verdiğimiz kararlarda inançlarımızı ya da sezgilerimizi izliyoruz.

Çok yakında yine bir üniversite giriş sınavı yapılacak. Milyonlarca genç bilgi ve becerilerinin meyvesini üç saat içinde toplamaya çalışacak. Bugüne dek ne öğrendilerse, kendilerini nereye taşıyabildilerse hepsini kullanıp ellerinden geleni yaparak geleceklerini kurtarmak isteyecekler.

Giriş sınavları eskiden tek aşamalıydı. Sonra iki aşamalı olmuş, ardından tek aşamaya inmişti. Şimdi yine iki aşamaya geçilmiş. Önce yüksek öğrenime geçiş barajı aşılacak, sonra lisans yerleştirme için beş grupta yarışa girilecek.

 - Matematik, geometri.
 - Fizik, kimya, biyoloji.
 - Türk dili, edebiyat, coğrafya 1.
 - Sosyal bilimler, tarih, coğrafya 2, felsefe.
 - Yabancı dil.

Sanayi devrimiyle emekte bir yabancılaşma olmuştu. El emeği, göz nuruyla üretip eserine gururla bakan ustalar fabrikadaki makinelerin arasında üretim hattının bir parçasına dönüşmüş, mutsuzlaşmışlardı.

Günümüzde de bilginin yabancılaşmasından söz edilebilir. Düşüncelerin, geçmiş ve güncel tüm kaynaklardan çıkarılan verilerin, süzülmüş ya da henüz işlenmemiş bilgilerin anlık olarak tüm dünyaya dağılıp paylaşıldığı bir ortamda bunların eski değerini taşıması beklenebilir mi?

Öğrenmek yerleştirme sınavında iyi sonuç almak için kullanılabilecek taktiklerde ustalaşmak olarak anlaşılıyor. Bu sistemde yetişen kuşakların bilgiye nasıl bir değer vermesini bekleyebiliriz?

Üç saatte nasıl daha fazla soru çözülebileceği temel kaygı olmuşken öğrenmenin, yeni dünyalara açılmanın, yaratıcı düşünmenin güzelliğinden nasıl söz edebiliriz?

Ne acı, bilgi ve düşünce bile insana yabancılaştı.

Eğitim sisteminin koyduğu kurallar kalıplara uyanları alkışlamayı, kendi düşünce zenginliğini aramaya kalkanları da kırbaçlayıp dışlamayı amaçlıyor.

Oysa insanın gerçek kişiliğini bulabileceği bir ortamın yaratılması, toplumun sağlıklı gelişimi için de ön koşuldur.

Öğretenlerin, öğrenenlerin ve uzmanların özgür ve eşit koşullarda katılacağı bir tartışma süreciyle olgunlaştırmadan eğitim sistemine getirilecek her zorlama, sorunları daha da büyütecektir.

Oysa bugün okula başlayacakları günü bekleyen, ya da okullarda, üniversitelerde öğrenim gören çocuklar bizim çocuklarımızdır. İyice yaşlandığımızda yaşamın sürmesinin güvencesi olacaklardır. Bildiklerimiz yarına taşınacak, yapabildiklerimizin daha iyileri yarın yapılabilecekse bunu onlar yapacaktır.

Bilgiyle bakmayan hoşgörülü olamaz. Köprüler yıkılınca yeniden güven, sevgi ve anlayış ortamına dönebilmek kolay değildir.

Belki de verilmesi gereken tek eğitim bilgiyle bakıp sevgiyle görmeyi öğretmektir.

Özgürlük, yeni umutlar, güzel bir gelecek bunu izleyecektir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 72
Toplam yorum
: 18
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 253
Kayıt tarihi
: 08.01.12
 
 

1958 doğumlu. Mühendislik eğitimi aldı. Teknik alanda çalışırken kültürel konulara ilgisini sürdü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster