Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Aralık '12

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
510
 

Bilim ve Tanrı...

Bilim ve Tanrı...
 

discoveringgodinscience.com


 

Siirtte kendiliğinden yanan eşyalar örneğinden yola çıkarak bilim ve Tanrı ilişkisi konusunda bir inceleme yazısı yazmak aklıma geldi. 
 
Bilindiği gibi İsviçre ve Fransa sınırında, yeraltına inşa edilmiş hodron çarpıştırıcısı 27 kilometre uzunluğunda, Atom parçacıklarının yapay yollarla çarpıştırılmasıyla 13,7 milyar yıl önce galaksileri, yıldızları ve hayatı oluşturan Büyük Çarpışma (Big Bang) esnasında neler olduğu anlaşılmaya çalışılıyor. Bugüne kadar 10 milyar Euro harcanan araştırmaların ilk sonuçları bu yıl alınmaya başladı ve Tanrı parçacığı adı da verilen Higgs Bozonu bulundu.Higgs bozununun hangi aşamada devreye girdiği konusunda bilim insanları aşağıdaki açıklamayı yapıyorlar:
 
Büyük Patlama’dan sonra ne oldu? Big Bang’i takip eden mikrosaniyelerde dünyanın bir madde çorbası olduğu düşünülüyor. Herhangi bir ağırlığa sahip olmayan bu parçacıklar ışık hızında her bir yana doğru yayılıyordu. İşte bu noktada Higgs Bozonu devreye girdi.
 
Higgs Bozonu nedir? Higgs Bozonu atomdan da küçük parçacıklar, ama boylarından çok daha büyük işler başarıyorlar. Evrene yayılan maddeler, bu parçacıkların bulunduğu alanlardan geçene kadar herhangi bir ağırlığa sahip değilken,Higgs Bozonu sayesinde ağırlığa kavuştular. Bu sayede yıldızlar, gezegenler, dünya ve tabii, nihayetinde insanlar oluşabildi.
 
İngiltere’de yayımlanan The Guardian gazetesi, bilim dünyasında yaşanan büyük gelişmeyi çocuklara aktarmanın kolay yolunu bulmak için bir kampanya başlattı. Gazetenin twitter sayfasında takipçilerden “Higgshelp” başlığı altında Higgs Bozonu’nu yedi yaşındaki bir çocuğa anlatmanın en basit yolunu önermeleri istendi. Verilen cevaplardan dikkat çekenler şöyle:
-  Erkek çocuklar= elektronlar, kız çocuklar=protonlar, nötronlar=oyun parkı. Higgs Bozonu=Anne, yani onların anlaşarak oynamasını sağlayan unsur.
-  Fizik yapbozunun en önemli parçası kayıptı. Bu parçanın neye benzemesi gerektiğini biliyor ama gerçekten olup olmadığını bilmiyorduk. Artık biliyoruz.
-  Higgs Bozonu, parçaları atomdan bile küçük olan ve her şeyin ana maddesi olan bir yapbozun son parçası.
-  Evrendeki her şey bir büyük un çuvalının partiküllerinden oluşuyor ve Higgs Bozonu bu parçaları bir arada tutan yumurta oluyor.
 
Peki Higgs Bozonu'na neden Tanrı parçacığı da deniliyor?
 
Aslında bu isim bir şakadan ibaret. Standart Model'i popüler dilde anlatmayı deneyen bir kitabın içinde, parçacığa adını veren Peter Higgs'in 'Şu Allahın belası parçacık da bulunamadı gitti' diye bir cümlesi var. O cümle zamanla kılık değiştirip 'Tanrı Parçacığı' şekline dönüştü. Popüler dilde, özellikle de gazeteler ve televizyonlarda kullanıla kullanıla da yaygınlaştı ve "Tanrı Parçacığı" deyimi kamu oyunda kabul gördü. 
 
Her ne kadar bu isim şakadan ibaretse de, Higgs Bozonu'nun atomların düzenini sağlayan çok önemli bir etken olduğu kaçınılmaz. Bilimsel açıklaması böyle. Şimdi buraya bir nokta koyalım ve dünyanın yaratılışına materyalistler nasıl bir gözle bakıyor? Onu inceleyelim.
 
Yoğunluğu çok fazla fakat hacmi bir toplu iğne başı büyüklüğünde olan bir madde Big Bang dediğimiz büyük patlama sonunda dağılıyor. Bu dağılma sonucunda  galaksiler, gezegenler oluşuyor. Tabii bütün bunlar kendiliğinden oluyor. Sonra dünya adı verilen bir gezegenin etrafına kendiliğinden bir atmosfer ve diğer tabakalar geliyor. Toprak, su, hava, ateş dediğiniz 4 element kendiliğinden oluyor ve en sonunda kendiliğinden canlılar oluşuyor. Dört element vasıtasıyla da canlılar yaşamlarını sürdürüyorlar.  Peki bunu sağlayan güç nedir? Materyalistler bütün bunların kendiliğinden olduğunu düşünürler ve Tanrı kavramını bu olayların dışında tutarlar.
 
Başka bir örnek...
 
Çocuk nasıl olur?
 
Cevap: Yumurta ile spermin birleşmesinden. Ne kadar basit değil mi?
 
Peki bu düzeni sağlayan güç nedir?
 
Materyalistler bütün bunlar kendiliğinden oluyor derken, inananlar bunun arkasında Allah olduğunu bilirler. 
 
Çünkü her şeyde olduğu gibi  bilimsel her olayın arkasında da Tanrı olduğu unutulmamalıdır.
 
Bakara suresinin 255. ayetinin bir cümlesi şöyledir:
 
"Onlar onun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar."
 
Bütün bilimsel gelişmeler Allah'ın izin verdikleri ölçüsünde gerçekleşmektedir.
 
Eğer bir evde kendiliğinden yanan eşyaların nedeni belli olacaksa, bunun ne şekilde anlaşılacağına izin verecek olan Allah'tır. 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şimdiiii ben bu yazıyı birkaç kez okudum..."Tanrı benim buraya ne yorum yazacağımı önceden biliyordur değil mi?"...kutlumutluyıllar...eyvallah dost...*gelirim gene hele yorumları da okuyam da*

nedim üstün 
 30.12.2012 10:21
Cevap :
:)) Üstadım ben biraz daha uç noktada bir şey söyleyeyim. Katılırsınız veya katılmazsınız. Allah daha insanları yaratmadan kimin cennete kimin cehenneme gideceğini de bilir. Siz hiç merak etmeyin. Ama bunlar çok derin konular tabii ki...Ben de size mutlu yıllar diliyorum. Saygılar, selamlar....  30.12.2012 14:10
 

MERHABALAR...Sevgili DOST EROL beyciğim :-) Seyahat, birde onunla uğraşmaktan sizin bu sayfanıza ancak intikal edebildim :-)) Konumuz = Bilim ve Tanrı..Evet özet olarak şunu söylemek istiyorum (BİLİM): Albert EINSTEIN izafiyet teorisi : Bu teori özetle şunu anlatmaktadır.Işık hızı saniyede yaklaşık 300,000 km dir.vede herkese göre SABİTTİR. (TANRI) :MU-Kıtası,günümüzden 14.000-yıl önce vardı ve Büyük Okyanus'un dibine battı (Doğal Afetlerle).- Bu kıtada 70.000 yıl önce tek tanrılı bir din bulunuyordu.Mu dininin esası, Tanrı’nın tek oluşuna ve ruhsal gelişim için sürekli olarak tekrar doğmak inanışına dayanıyordu.Yani MUSEVİLİK-HİRİSTİYANLIK ve MÜSLÜMNLIK ortada yoktu.Fakat inanılan bir tek tanrı (YÜCE ALLAH) vardı. Bu noktadan da hareket edersek şayet "Bilim ve Tanrı" arasındaki bağ çok daha rahat gözlenebilir diye düşünüyorum ben kendimce,bilmem yanlış mı düşünüyorum yoksa.? :-) Sonsuz sevgiler ve selamlar :-))

BEN ve OLTAMA TAKILANLAR 
 29.12.2012 23:17
Cevap :
Haklısınız Necip bey. Yeryüzünde insanın ilk ortaya çıktığı kıta olarak Mu kıtası anılır. Mu dininin esası Tanrı'nın tek oluşuna ve ruhsal gelişim için sürekli olarak tekrar doğmak inanışına dayanıyordu. Maya, Uygur ve Mısır medeniyetinin başlangıcının da Mu'ya dayandığı ileri sürülür. O diye hitap ettikleri Tek tanrıyı simgelemede kullanılırdı. Mu imparatoru da Mu'nun güneşi anlamında Ra Mu adıyla ifade edilirdi. Bilindiği gibi eski Mısır'da tanrılarına Ra adı verilirdi. Ra sözcüğünün Mısıra taşınmasında Mu isminin etkisi olduğu bilgisi günümüze kadar gelmiştir. Mu'lar günümüz uygarlığına göre manevi alanlarda çok ileriymişler. Telepati, durugörü, çift bedenlenme, astral seyahat gibi, uygarlığımızda ancak kimi medyumlarda ve mistiklerde görülebilen olağanüstü yetenekler Mu'lularda olağan yetenekler olarak mevcutmuş. Ancak bütün bunlara rağmen, bu iddiaları destekleyecek arkeolojik ve antropolojik bilgi bulunmamaktadır. Saygılar, selamlar...  30.12.2012 14:30
 

Şimdi -zamanına göre anlam ifade eden bu surelerin (haş'a haddimiz olmasa da) öznelerinde ufak iki değişiklik yapalım. 'İslamiyet' yerine 'ABD', Allah (Haş'a) yerine de 'G.W. Bush/ Başkan' diyelim. G.W. Bush'un 11 Eylül saldırısı sonrası 12 Eylül 2001'de yaptığı konuşmaya ne kadar çok benzediğini görürüz! O konuşmadan sonraki dünyanın hali de malum, ortada! Bu türden metinler gücü toparlamaya, rakiplere gözdağı vermeye dayalı siyasi metinlerdir. Hoşgörüyle felan da uzaktan yakından alakası yoktur! Saygı ve selamlarımla...

Ersin Kabaoglu 
 29.12.2012 22:29
Cevap :
11 Eylül'de ABD en büyük terör olaylarından birini yaşamıştır. ABD'ye yapılan bu terörün en büyük nedeni de bu ülkenin her zaman İsrail'in arkasında olmasıdır. İslam dünyasının içinde bulunduğu bu sosyo-ekonomik ve politik yapı devam ettiği, İslam ülkeleri mağduru oldukları uluslararası sistemin karar mekanizmalarında söz ve temsil hakkına kavuşmadığı müddetçe, Müslümanların muhalefetlerini sergileyebilecekleri demokratik kanallar sağlanmadıkça, İslam’la asla bağdaştırılamayacak olan terör, asimetrik bir savaş aracı olarak bu coğrafyada destekçi bulmaya devam edecek gibi gözükmektedir. Kuran-ı Kerimin Maide suresinin 32. ayeti şöyledir:
“Kim, (haksız yere) bir cana kıyarsa, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir canı kurtarırsa, bütün insanları kurtarmış gibi olur.” Bu ayet bile terörün islamiyetle nasıl çeliştiğini göstermektedir. Ama uygulamalar ne yazık ki başka bir yöndedir. Teşekkürler, saygılar, selamlar...  29.12.2012 23:52
 

Yorumları,yanıtları okudum..İnsan aklını zorlayan ve sonuca gitmekte,kanıtlamalarda aciz kalınan birçok nokta var.Ben konu dışında,izniniz olursa farklı bir yaklaşım sunmak istiyorum.Eleştiri ve tartışma kültürü konusunda MB'de birçok yazan kişiye örnek olan çok dengeli,asil,saygılı ve erdemli tartışan tüm arkadaşlara teşekkür etmek istedim.Umarım,boş işlerle uğraşıp MB'nin kalitesini bataki çamurlara çekmek isteyen;gayri ciddi 3. şahısları eğitiriz:) Erol Bey,sizi ve nezdinizde tartışan tüm arkadaşları tebrik eder,saygılarımı sunarım..

Mesut Selek 
 29.12.2012 21:25
Cevap :
Öncelikle şunu söyleyeyim Mesut hocam, Ersin bey çok takdir ettiğim ve saygı duyduğum bir arkadaşımızdır. Olaylara değişik açılardan baksak da, çok düzeyli bir tartışma olduğu sizin de dikkatinizden kaçmamış. Aynı şekilde Alaettin bey ve Şensöz arkadaşımızla birlikte diğer yorumcuların yorumları da benim için çok değerlidir. En azından hiçbir fikri olmayan insanların yaptığı düzeysiz yorumlardan çok daha farklıdır bu yorumlar. Zaten bir blog ele alındığında yorumlar ve yorum cevapları o blogu zenginleştirir ve ortaya çok güzel münazaralar çıkar. Dikkatiniz için çok teşekkürler. Saygılar, selamlar...  30.12.2012 14:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 975
Toplam yorum
: 7880
Toplam mesaj
: 126
Ort. okunma sayısı
: 3146
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

2017 Basın özgürlük endeksine göre 180 ülkeden 155. sırada olan ülkemizde yemek tarifleri  ve tel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster