Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Eylül '13

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
409
 

Bir blog yazarı...

Bir blog yazarı...
 

Düşünsenize 331 blogtur kendimi tekrar etmeden yazmaya devam ediyorum. Yaklaşık bir yıldır hiç durmadan yazıyormuşum gibi… Aslında blog sayım çok daha fazla olurdu şayet okuma hızınız, benim yazış hızımla eşdeğer olsaydı. Özcesi blog konusunda kendimi bilinçli yavaşlatıyorum.

Bir blog yazmam yaklaşık 20 ile 45 dakika arasında değişiyor. İdeal olarak yarım saatte yazıyorum söylemek istediklerimi… Biliyorum uzun da yazıyorum; en kısa bloğum 460 kelime civarında. Bu da yazının okunma oranını düşürüyor ve bunun da farkındayım.

Bir yazar olarak, sizin genelde sevmediğiniz bloglar, benim kesinlikle daha çok sevdiğim bloglar. Ben artık anlayabiliyorum. Mesela son yazdığım “Bilinmeye Millet” 400 okunma sayısını bulabilecek bir blog. Öte yandan çok severek yazdığım “Yaşam yaşamaktır”,”La partita” gibi bloglar yerlerde geziniyor. Bunun temeli bu bloglarda kullandığım dilin daha bencil ve konuların daha bana yönelik olması…

Yunus (Asabi Kedi) ile yaptığımız değerlendirmelerde, farklı blog yazarı olduğumuz konusunda ikimiz de hem fikiriz. Şöyle ki, ne tür, ne de konu sınırlamamız var. Ben bugüne kadar alışveriş hariç aşağı yukarı her konuda yazdım.

Anıl Yiğit’i doğurduğumdan beri, ben de farkındayım, artık duygusal ve kurgusal yazmıyorum. Bunun iki sebebi var:

Özellikle şiir formatını kullanmamdaki ana sebep olan kendimi doğrudan ifade edememek durumu, zaten bildiğiniz gibi, ortadan kalktı. Bu yüzden artık hikaye biçemini de kullanmıyorum. Çünkü kendimi doğrudan ifade edecek kadar cesaretim var!

İkinci olarak mutlu hisseden insan kendini anlatırken fazlasıyla gerçekçi oluyor. Mutsuzluk ve umutsuzluk kesinlikle bir yazar olarak yazma gücünüze güç katan ruh halleri. Bu aynı zamanda okunma oranınızı da yükselten bir unsur.

Sırf daha iyi yazacağım diye mutsuz olmayı da istemem!

Blog yazmayı, köşe yazarlığından ayıran birçok unsur var.

Öncelikle para kazanmadığınız için büyük bir özgürlüğünüz var. Aynı şekilde zaman kısıtınız da yok! İzlenme oranınızın blog yazarlığında %100 belirleyiciliği yok. Şunu demek istiyorum; çok okunan daha iyi yazardır diye bir kıstas yok!

Son dönemlerde Yunus sıkça bana kitap yazmalısın diyor; yarı soyut, yarı gerçekçi, yarı ben, yarı sizler hakkında! Aslında buna benzer bir Hikaye kitabım var ve siz bu hikaye kitabından birçok blog okudunuz yıllar boyunca: “Birey olmak”,”Güneş batıyor”,”Hayat 2 dudak arasında”, “Garip”, “Hata ve Yanlış Yapmak”, “Paramparça” gibi blogların hepsi “Kendime Mektuplar ve İnsan Hikayeleri “ adlı hikaye kitabımdan. Ve bu kitabımın en büyük özelliği çok kısa sürede yazılmış olması! Rekor sayılabilecek 3 ay gibi kısa bir sürede, 101 sayfalık bir kitap yazmayı başarabilmişim…

İçimdeki kocaman ses romanını yazmaya başlamalısın diyor. Aslında çok daha çılgın bir fikrim var. Bu romanı sizlerle beraber yazmak! Yazdıklarımı blog olarak sizlerle paylaşmak. Dünyanın belki de ilk canlı yayımlanan romanını yazmak; neden olmasın?

Tüm hayatımı CESARET kelimesiyle özetleyebilirim. Soyadım YiğiT de CESARETLİ anlamına geliyor zaten!

Romanıma az kaldı yazmaya başlamama! İnanın bu hızla gidersem Orhan Pamuk’tan önce bitirmiş olurum. Tabii ki yine latife yapıyorum… Biliyorsunuz daha önce bahsetmiştim; planlanan sayfa sayısı A4 olarak 800 sayfa! Bu şu anlama geliyor, roman olarak 1200 sayfa! Korkunç bir roman olacak! Yazmaya başlamamdaki en büyük sorun halihazırda Türkiye’deki siyasi atmosfer, hala benim öngördüğüm gelecek zaman dilimine giremedik. Önümüzde en az 2 yıl mevcut. Daha önceden bahsetmiştim; romanımın adı AŞK VE (C)esaret!

Evet, ben, kurgulayıcı ve planlayıcıyım. İş hayatımdaki başarımı da bu özelliklerime borçluyum. Bir işe girişmeden evvel, daha birkaç yıl öncesinden, tıpkı Mustafa Denizli gibi maçları kafamda oynamaya başlarım, ta ki iyi bir maç çıkarıncaya kadar, bu oyunlar birbiri ardını izler!

Evet, ben gerçekten çok KURMACA bir yazarım. Yaşanılan ile yaşanması gereken arasında köprü kurmayı amaçlarım. Ve gerçekle ilişkilendirilebilmesi için hayatımdan örnekler veririm. Bu sayede hayaller gerçek olur!

HAYATI YAŞAMAK KONUSUNDA İSE SON DERECE GERÇEKÇİYİM! Hayatımda hormonlu yiyecekler dışında yapaylık bulamazsınız. Ama organik olduğumu da iddia etmiyorum, yanlış anlaşılmasın!

Son olarak, blog yazmaktan son derece keyif alıyorum! İnşallah ölene kadar yazmaya devam edeceğim…

Görüşmek üzere,

ANIL

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Doğru, mutluluk üretkenliği engelliyor ya da mutsuz, depresif ruh hali üretkenliği artırıyor. Mutluluğu fazlası bir süre sonra sıkıcı ve hasta edici oluyor, oysa mutsuzluğa dayanıyor insan, ne ilginç değil mi?

Güz Özlemi 
 11.10.2013 23:12
Cevap :
Ben mutlu olmaktan son derece mutluyum. Ve herşeye rağmen üretken olduğumu düşünüyorum. Ama evet, yaratıcılık depresif halde artıyor! Yine de mutlu olmayı, yaratıcılığa tercih ederim...  12.10.2013 8:31
 

Durmak yok yazmaya devam. Biz bir şekilde hızınıza yetişemeyeceğiz ama bizden sonrakiler yetişecek...

DivanyoluY 
 01.10.2013 11:36
Cevap :
Sizler var olduğunuz sürece, benim yazmamda hiç bir sakınca yok! Desteğiniz için teşekkürler  02.10.2013 1:38
 

Öyle bile olsa, tabii ki okuma hızımdan salt sizi okuma yönünde faydalanmazdım:) MB'ye katıldığım ilk sene sizin gibi düşünüyordum. Ne kadar çok yazarsam o kadar iyi olur gibi geliyordu; ama sonra anladım ki hem başkalarını okumaya vakit kalmıyor hem de iki günde bir beni okumak/yorum yapmak arkadaşlarım için ne büyük yük! Az yazıp çok okunan bir yazar olmayı tercih ettim ben:) Bence -her açıdan- en ideali haftada 1 blog. Neticede hiçbirimiz köşe yazarı değiliz! Bu arada bir şaşkınlığımdan da bahsedeyim: "Asabi Kedi" az; ama öz yazan ve çok beğendiğim bir arkadaşımdır. Yanlış hatırlamıyorsam mailleştik de; ama adını bugüne dek bilmezdim. Kimi arkadaşım kimliğini saklar, ben de saygı gösteririm. Adını sizin blog'unuzla öğrenmem enteresan oldu:) Romanınızda da başarılar dilerim; ancak 800 sayfa A4 kitaplaşınca göreceksiniz ki 600 sayfaya düşmüş:) Çünkü kitap baskı formatında farklı yazılımlarla her boşluk efektif kullanılır, karakterler yumurtalaşır ve satır araları daralır. Sevgiler.

Ata Kemal Şahin 
 30.09.2013 9:26
Cevap :
Ata bey merhaba! Öncelikle cüretinizi sevdim. Bu sizi iyi bir yazar yapar; muhakkak okuyacağım. Diğer taraftan ben de blog aleminde yeni birisi değilim; bilenler bilir! Eric Van Buyten olarak başlayıp Kavi'l sonrasında Anıl Yiğit oldum. Yunus da en samimi dostum! Başkalarına saygı göstermenize sevindim, bu köşenin temel öğretisi bu. Tanıştığımıza sevindim... Saygılarımla,  01.10.2013 3:33
 

Duygu ve düşüncelerinizi bu kadar anlamlı ifade edebildiğinize göre roman yazmakta da başarılı olacağınıza eminim... Başarılar...

rukiye orhan 
 30.09.2013 7:31
Cevap :
İyi niyetinizi mavi boncuk gibi yanımda taşıyacağım... Tşk.ler  01.10.2013 3:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 613
Toplam yorum
: 1636
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 275
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric küllerinden doğduktan sonra dünyada büyük değişiklikler olsa da Türkiye'de çok fazla şey değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster