Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Şubat '13

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
2244
 

Bir sayfada kısa dünya tarihi

Bir sayfada kısa dünya tarihi
 

Balkan Harbi sonrasında kaybettiğimiz Karaferye tren istasyonu


Bir sayfada dünya tarihi özetlenebilir mi? Bakalım deneyeceğim, bir olmazsa iki olur.Ben tarihçi değilim, ama şimdiye kadar ilk okul, orta okul, lise falan derken epey tarih okuduk. Bunları bir toparlayayım istedim. Bir de savaşları falan mümkün mertebe hariç tutacağım. Daha ziyade soysal ve ekonomik tarih. Tabii içinde ve tarihlerde bol bol yanlış olacak, normal. Sorun değil siz zaten doğrularını biliyorsunuz veya bulabilirsiniz. Böylece düzeltmelerle ilgili bir miktar yorum almayı da garantilemiş oluyorum.

Orta çağdan başlayalım. Bence orta çağın en önemli özelliği Papa’nın ve Papalığın, din adamlarının, kralların, imparatorların üzerinde bir güç sahibi olması. Hristiyan dini çok katı, kötü ve etkin bir şekilde uygulanıyor. Galileo dünya yuvarlak dediği için ölüme mahkum ediliyor. Sekizinci Henry, Papa müsade etmediği için karısını boşayamıyor sonra Anglikan klisesini kuruyor. Büyük Petro sırf klisenin etkisinden uzaklaşmak için başşehri Moskova’dan Saint Petersburg’a taşıyor. Cennetten parayla yer satmalar, yüzlerce insanı canlı canlı yakmalar, daha ne rezillikler. Aynı dönemlerde Osmanlı da din adamlarının padişahlar üzerinde ve dolayısıyla toplum üzerinde böyle bir etkisini görmüyoruz.

Orta çağa damgasını vuran en büyük olaylardan biri de salgın hastalıklardır. Mesela su çiçeği, kızamık, kızıl, veba gibi hastalıklar bir köye veya şehre girdiği zaman nüfusun yüzde doksanı alıp götürüyordu, o derece.

Sonra efendim dinde Reform hareketi var. Sanırım 15 -16. Yüzyıllardaydı. Galiba Almanyada Martin Lüther isimli bir papaz başlatıyor. Bu çok çok önemli çünkü ilk defa Hristiyan dininin çok katı kurallarında çok küçük ve az da olsa bazı kırılmalar, gevşemeler oluyor. Bana göre Rönesans’ın oluşmasında bu reform hareketi çok etkili oldu. Çünkü daha evvel müzik dini müzik, resim de dini resimdi. Yani müslümanlıkta nasıl resim heykel yasaksa, hristiyanlıkta da ancak dini resimler ve heykellere cevaz vardı, müzik de esas itibariyle kliselerde çalınan ve söylenen dini müzik ve ilahilerden oluşuyordu.

Rönesansda ve sonrasında hem bilimde, hem müzikte, hem resim ve heykelde büyük bir patlama yaşandı. Leonardo hem büyük bir ressam ve heykeltraş hem de büyük bir bilim adamıydı. Rönesans, Leonardo, Mikelanj ve daha pek çok ressam, heykeltraş, kompozitör, müzisyen, bilim adamı doğurdu. Osmanlı malesef böyle bir reform ve rönesans evresi yaşamadı.

15. ve 16. Yüzyıllarda Dünya ticaretinde büyük gelişmeler yaşandı. Küçük küçük ülkeler dünya ticaretinde söz sahibi oldu. Mesela Amsterdam ve Antverp dünyanın en büyük iki ticaret merkezi oldular. Bu ticaretin özelliği daha ziyade denizler aşırı, hatta okyanuslar aşırı, genellikle uzak doğuya ve Çin’e yapılan seferlerdi. Bu ticaretin önündeki en büyük engel ise korsanlardı. Korsanlar açık denizlerde gemileri soyuyorlardı ve bu da müteşebbislerin çok büyük paralar kaybetmesine sebep oluyordu, dolayısıyla caydırıcı, engelleyici bir rol oynuyordu. Buna bir çare olarak dünyada ilk defa “Joint Venture” lar kuruldu. Yani uzak doğuya bir sefer mi gönderilecek, bir çok kişi, azar azar sermaye koyabiliyor ve buna karşı gemi döndüğünde elde edilecek hasılattan da payı nisbetinde gelir elde edebiliyordu. Bu ticarette devrim niteliğinde bir gelişmeydi ve bügünkü anonim şirketlerin veya limited şirketlerin büyükdedesini oluşturuyordu. Böylece  gemi korsanlarca soyulsa bile bir tek kişinin çok büyük sermayesi değil, pek çok kişinin küçük  küçük paraları kaybolmuş oluyordu. Osmanlı’yı nedense bu okyanus aşırı ticarette göremiyoruz.

Sömürgecilik : 15 -16-17. Yüzyıllarda gördüğümüz diğer çok önemli bir olay da Avrupadaki pek çok, küçük ülkelerin bile Afrikada, Amerikada, Asyada yaptıkları sömürgecilik hareketidir. Bu olay o ülkelerin kısa zamanda hayal edilemeyecek kadar büyümelerinde önemli bir rol oynadı. Afrikanın, Amerikanın, Asyanın madenleri, doğal kaynakları, insanları yok pahasına yağma edildi, talan edildi, kısaca sömürüldü. Osmanlı’yı nedense  bu alanda da pek göremiyoruz.

Sanayi Devrimi : 17 -18. Yüzyıllara ve daha sonra dünya tarihine damgasını vuran çok önemli bir olay da bu asırlarda sanayide yaşanan büyük devrimler, icatlardır. Mesela ulaşımda kanalların çok daha ucuz ve verimli olduğu keşfedildi. İngilterede, Avrupada özellikle mal nakliyesinde kullanmak üzere pek çok kanal yapıldı. Tarlalara buğday, arpa ekerken tohumları elle saçmak yerine belli aralıklarla delikleri olan ve hayvanlarca çekilen aletler yapıldı. Tabi daha sonra buhar makinaları ve buhar makinalarıyla çalışan vapurlar ve başka makinalar yapıldı. Daha sonra içten  yanmalı motorlar, elektrik motorları vs  yazmaya bile gerek yok. Bu dönemin en büyük ve önemli bir yan ürünü de yeni bir işçi sınıfının doğmasıydı.

Sosyalizm, komunizm : Sanayi devrimi boyunca işçiler gerçekten acınacak derecede sefil perişan bir durumda adeta köle gibi kullanıldılar, özellikle İngilterede. Bu yüzden çok ağır salgın hastalıklar oldu, çok insan öldü, sakat kaldı, sefil perişan bir hayat yaşadılar. Bütün bunlar, 18. Yüzyılda sosyalizm hareketinin doğmasına, sendikaların, Rusyada sovyetlerin oluşmasına, işçi sınıfı bilincinin oluşmasına, giderek grevlere, nümayişlere hatta Rusyada ki gibi büyük devrimlere yol açtı. Malüm Rusyada ilk devrim 1905 yılında yapılmış ve Çar’dan pek çok haklar ve imtiyazlar koparılmıştı. Daha o yıllarda Rusyada 1-2 milyon işçi grev halindeydi. İşçi dernekleri, sovyetler vardı, kongreler, toplantılar yapılıyordu, dergiler, kitaplar çıkarılıyordu.  Sovyet idareleri bulundukları şehrin yönetimiyle ilgili bazı kararlar alabiliyorlardı. Sovyet idarelerinde sadece işçiler değil, aydınlar, sanatkarlar, serbest meslek sahipleri ve burjuvazi de üye olabiliyorlardı.  Osmanlı da ise işçi sınıfı, grevler ve işçi sınıfı bilinci gibi şeyler görmüyoruz.

Birinci Dünya Savaşı : Birinci Dünya Savaşında asker sivil yaklaşık 10 milyon kişi öldü. Herhalde bunun en az iki üç misli de yaralanmıştır. O derecede ki Almanya cephesinde yedeğe alacak erkek nüfus kalmamıştı. Osmanlı cephesinde de öyle, sanıyorum 15 -16 yaşında erkek çocuklar bile askere alınmıştı. Söylemeye gerek yok ki bu felaketin en büyük mağduru Osmanlı olmuştur. Rusya bir şekilde paçayı kurtardı, çünkü yenen taraftaydı. Osmanlı ise malesef dünyanın en büyük imparatorluklarından biriyken, dünyanın en küçük devletlerinden biri haline geldi.

İkinci Dünya Savaşı : İkinci Dünya Savaşında da sanırım birinci dünya savaşında ki kadar asker öldü. Siviller ise çok daha fazla. Sadece altı milyon yahudi ve atom yiyen Japonları düşünün yeter.

İkinci Dünya Savaşından sonrasına girmeyim. Onu da bir başkası yazsın veya belki ben başka bir sefere. Oldu mu? Olmadı. Bitti mi? Bitmedi. Ama bir sayfaya da ancak bu kadar sığar. Eksiklerim, yanlışlarım için beni bağışlayınız lütfen. Eğer bu yazıdaki eksik ve yanlışları düzeltmek ve tamamlamak lütfunda bulunursanız beni gerçekten çok sevindirirsiniz.

Selam, sevgi ve saygılarımla…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 321
Toplam yorum
: 178
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 899
Kayıt tarihi
: 10.03.11
 
 

Okullar: TED Ankara Koleji, ODTÜ, Bogaziçi Üniversitesi (Master) İş Hayatı: Philips, Anadolu Endü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster