Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Temmuz '07

 
Kategori
Kültürler
Okunma Sayısı
1223
 

Biz, hepimiziz

Biz, hepimiziz
 

Alt kat komşumuz Arus Hanım’ın hayatında, oğlu Harut ve kedilerinden başka hiç kimse yoktu.

Aynı kat komşumuz Şinorik Hanım ise gün görmüş bir İstanbul Ermenisi’ydi. Çocukluğumda onun renk renk düğmelerle dolu dikiş kutusunu karıştırmayı çok severdim. Hatta taşınıp gittiğinde metal bir zambo ciklet kutusunun içinde yüzlerce düğme bırakmıştı. Kimse anlamasa da ben biliyordum; o düğmeler bana bırakılmıştı. Ama babaannem “ Kardeşin küçük yutar, boğulur.” diyerek o düğmelere el sürmemi yasaklamıştı.

Babaannemin bahçedeki kümesinde kazları ve tavukları vardı. Kümes ahalisinin yemleri Eşkenaz Yahudisi Bay Yakop’ un dükkanından alınırdı. Bay Yakop’un dükkanı camsız ve kapısızdı.. Günün büyük bir kısmını bir taburenin üzerinde uyuklayarak geçirir, akşam olduğunda kepenkleri kapatır; sabah olduğunda kepenkleri açıp akşam kaldığı yerden tek düze hayatına devam ederdi. Çuvalların içinde duran yemleri, gazete kağıdını sulu hamurla yapıştırarak yapıltığı kese kağıtlarına koyar, iki gözlü el tartısında tartardı. Yemleri alıp geldiğim her defasında babaannem kızar, “ Kese kağıdı yemden ağır. Yeme değil, kağıda para veriyoruz.” diye söylenirdi.

Babam erkek berberi. 12 yaşında Batı Trakya’dan İstanbul’a göç etmiş. Mesleğini altmışlı yıllarda Yunanistan’a göç etmek zorunda kalmış Bay Anastas’tan öğrenmiş. Evdeki pikapta Balkan türküleri kadar Rumca ezgilerde çalınırdı. Ailenin bir kısmı Yunanistan’da yaşamaya devam ettiğinden, onların İstanbul’a bizi ziyarete gelişleri eve ayrı bir hava getirirdi.

Hıdırellez kutlamalarında Fatma Hanım teyzenin bahçesinde salıncaklar kurulur, kocaman bir ateş yakılır, tüm mahalleli aynı ateşin üstünden atlardı. Fatma Hanım teyzenin bahçesinin duvarları yoktu. Kocaman kavak ağaçları duvar vazifesi görüyorlardı. Laz kökenliydi Fatma Hanım teyze.. Babaannemin Trakya, onun Laz şivesi ile konuşarak ettikleri sohbetler dinleyenlere kahkaha attırırdı.

Mahallemizin en renkli simalarından biri, herkes Nonoş dediği için asıl adını asla öğrenemediğim, hasta yatağında bile makyajını ihmal etmeyen teyzeydi. Kırk yılın başında temizlik yapmaya kalktığı bir gün düşerek kalça kemiğini kırmış, bir daha da ayağa kalkamamıştı. Babaannem sık sık ziyaretine gider, giderken beni de götürürdü. Bugün bile kıpkırmızı dudakları, sürmeli gözleri, süslü gecelikleriyle gözlerimin önünde çok canlı bir resim olarak duruyor görüntüsü...

Erzincanlı olmaktan duyduğu gururu her fırsatta ortaya koyan Feramuz Amca ve karısı mahallemize sonradan taşınmışlardı. Eşi sanki sesini duymamızı istemezmiş gibi çok alçak sesle konuşur, yolda hep eşinin arkasında yürür, evin içinde de kara çarşafını çıkarmazdı. Türkçe anlar ama konuşamazdı. Evlerine ilk hoşgeldiniz ziyaretini babaannem yapmıştı.

Hafta sonları, Tatar İsmail Dede’nin evinde yaptığı elma şekerlerinden almak için itişe kakışa sıraya girerdik. Girmek zorundaydık, yoksa şekerlerden alamazdık. Tatar Dedemiz bayramlarda da horoz şekeri yapardı. Bunu bilen çocuklar bayram harçlıklarını kaptıkları gibi Dede’nin evinin önünde bekleşmeye başlar, kapıya çıkan Dede ve eşinin elini öpüp, bayramlarını kutladıktan sonra şekerleri alır , öttüre öttüre mahallenin sokaklarına dağılırlardı.

Okul arkadaşlarımdan Ani, diş hekimliği okudu ve Almanya’ya yerleşti. Marta, bir bankada yönetici oldu.

Eski eşimin askerlik arkadaşı Rober, “ La ilahe İllallah” der, devamını getirmezdi.

İlk işe başladığım dönemlerde Kapalıçarşı’dan geç vakitte çıkmak zorunda kaldığımızda, arkadaşımla bana, bizim mahallede oturan pırlanta ustası Jirayr Usta eşlik ederdi. O karanlık dehlizlerle dolu hanların arasından tek başına geçmek, sadece kadınları değil, eminim erkekleri de ürkütür.

Üst kat komşum, can dostum Ayten’in rahmetli annesi, Türk asıllı bir Kosovalı’ ydı. Kosova şivesi ile Türkçe konuşurdu. Hala bazen bir soruya “ Po ” cevabı verdiğim olur.

Ben şanslıyım, benim oturduğum mahallede Yılbaşı akşamları tencere, kapak çalınmaya devam ediyor.

Bayramlarda, yortularda, din, kültür farkı, köken farkı gözetmeksizin insanlar birbirlerini kutluyor.

Bakkalımızda zamanı gelince aşureliklerin yerini paskalya yumurtası alıyor.

Hanımlar Mıhlama, Çıplak, Yufkalı Tavuk, Yuvalama, Topik, Kete gibi farklı yöresel tadları birbirlerine ve çevrelerine tanıtmak için iki haftada bir biraraya geliyorlar.

Düğünlerde, cenazelerde, vaftiz törenlerinde, mevlüt toplantılarında Bir olmanın bilinciyle bir arada insanlar.

Dünyada Anadolu toprakları kadar kanla sulanmış bir yer daha olmasa da, Bir olmak, birlikte olmak bu toprakların üzerinde yaşayan tüm insanların genetik kodunda var.

Ne demişler , “Dıştan bakan içeriyi göremez.”

Biz, hala biziz.

Biz, hepimiziz.

Biz Anadolu’yuz.

Ayşegül Tekfidan

Nakkaştepe- 2007

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

zihninize elinize saglık o kadar sıkılmıstı ki ozan arif midir nedir.. en sevdigim yazarlardan birisini hedef gosteriyordu..ali bayramoglunu..ya onun da basına bi is gelirse artık nasıl sakin kalırız.. bi tuhaf oldum. http://www.kuyerel.com/modules/AMS/article.php?storyid=830 bugun ki yazısı..sona yazınızı raslantı gördüm okudum.. keske tüm ülke sizin yaşadığınız yer gibi olsa..evet "biz hepimiziz.." bu potansiyeli bırakın ortaya çıkaralım ve dünyanın en guzel kosesini da ha yaşanabilir kılalım..  sag olun bi özlemi hatırlattığınız için tam zamanı..

Salih ERDAGI 
 18.09.2007 17:33
Cevap :
Teşekkürler.Önemli olan herkesin en az bizim kadar insan olduğunu anlamak. Hepimiz bu ufacık gezegeni paylaşıyoruz koca evrende. Sanırım en büyük dersi de bize gezegenimiz verecek. Yaşam alanlarımız gitgide daraldığında, su bulamadığımızda, altımızdaki yer sarsıldığında sadece insan olduğumuzu anladığımızda " Biz" diyebileceğiz.  19.09.2007 9:07
 

ne güzel insan ilişkileri.. insanlar bu şekilde insan kardeşliği içinde yaşarken bazı düşünceler inançlar bu insanları birbirine düşman ediyor birbirinden nefret ettiriyor.
insanlar ne zaman kurtulacak acaba
nefret düşmanlık yayan düşüncelerden inançlardan..

şirin batman 
 14.09.2007 16:13
Cevap :
İnsanlık önünde sonunda Biz bilincine ulaşacak. Bu ders için yavaş yavaş hazırlanıyoruz zaten. Küresel ısınma, temiz su kaynaklarında azalma, seller, depremler vs. ile yaşam alanlarımız daraldığında,dünyaya sahip olamayacağımızı anlayacağız...  19.09.2007 9:11
 

mahalleniz, mahalle sakinleriniz kadar yazınızda sıcacık

bol yıldızlı gece 
 31.07.2007 12:06
Cevap :
Teşekkür ederim.  31.07.2007 13:44
 

hem samimi hem sıcak,candan..Ne mutlu size ki bu hayatı yaşıyorsunuz...

yekruseha 
 31.07.2007 11:30
Cevap :
Sağolun. Yürekten yaşamaya çalışıyorum. Karşımdakinin de en az benim kadar insan olduğunun bilinciyle.. Teşekkür ederim.  31.07.2007 11:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 35
Toplam yorum
: 54
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 900
Kayıt tarihi
: 11.07.07
 
 

1964 yılında Güneş Akrep burcundayken İstanbul'da doğmuşum. Aslen Balkan kökenliyim. İ.Ü. SBF Kamu Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster