Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ocak '08

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
413
 

Bizans' a saygı

Bizans' a saygı
 

Sultanahmet ve civarına beş yıldızlı oteller yapılacağını "İstanbul'u Korumak" adlı yazımda sizlere iletmiştim. Ünlü bir hapishanenin şimdi otel olmuş binası genişlemeye devam ediyor. Bu genişleme devam ettikçe tarihi doku daralıyor. Bu ünlü otellin inşaatına izin verilmesinin nedeni bir deneme ve bir alıştırmadır. Şimdi, bu inşaata bir iki çevreci, sanat tarihçisi karşı çıkacak, bağırıp çağıracak. Ama, inşaat devam edecek. Buna alıştırılacağız. Çünkü, yakın bir gelecekte çok daha büyük oteller zinciri Sultanahmet Meydanı'nda boy gösterecek.

Bunu nereden biliyorum?

Gelin sizlere bildiğiniz bir fıkrayı anlatayım:

İki arkadaş kahvede oturuyormuş. Ön masada ensesi açık birini görmüşler. İki arkadaştan paralı olanı, yanındakine: "Şu adamın ensesine bir okkalı tokat kondur sana para vereceğim" demiş. Gariban parayı duyunca kalkmış ön masadaki adamın ensesine okkalı bir tokat kondurmuş. Ensesine tokat yiyen adam ayağa fırlamış "Ne olur ya?" diye bağırırken, paralı olan "Kusura bakma yanlışlık oldu" demiş. Ama, üç sefer daha paralı olan adam, yanındaki arkadaşına para verip ön masada oturan adamın ensesine tokatı şaplatınca, ensesine tokatı yiyen, gırtlağına sarılmış tokatı atanın. Tam öldürecekken, elindeki garibanın birşeyler söylemeye çalıştığını görmüş. Gariban yere düşmüş. Yerde nefes nefese: "Hemşehrim" demiş "sende bu ense bu herifte bu para oldukça sen bu tokattan kurtulamazsın!"

Şimdi dönelim İstanbul'umuza. Fıkrada üç kişi vardı. Burada da üç varlık var. Tokat atılmasına emir veren paralı, zengin sermaye gurupları. Tokatı atan Türkiye Cumhuriyeti'nin yöneticileri. Tokatı yiyen ise dünyanın incisi İstanbul.

Yani, dış ve iç sermayede bu para varken, birilerinde de bu paraları alıp cebe atma hırsı varken, İstanbul bu tokatları yemekten kurtulamayacak.

En sonunda, İlber Ortaylı bile gördünüz isyan etti. Ben, İlber Ortaylı hocayı seven bir insanım. Çünkü, Ortaylı gibi insanlar bu toprakların büyük değerleridir. Yazdığım başka yazılarda Sayın Ortaylı'yı eleştirdiysem bu nedenledir. Ortaylı, olanları protesto için istifa edecek midir?

Aydın olmak sorumluluk gerektirir. Eylem gerektirir.

"Bizans ortadan kaldırılıyor" deniyor. Suudi Arabistan'ın Osmanlı'yı ortadan kaldırdığı gibi. Suud'a kızıyoruz, bizimkelere oy verip destekliyoruz. Aradaki fark ne? Osmanlı ve Bizans geçmişte kalmış birer kültür varlıklarıdır. Ya ikisine de saygı göstereceğiz, ya ikisinin de ortadan kaldırılmasına ses çıkarmayacağız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok üzüldüm bu habere. Tarihi yarımadayı da berbat edecekler desenize. O çok değerli İlber Ortaylı Bey ise kutsal emanetler bölümüne girişte bazı yasaklar getirmesi ile bu memleketi ve kültüre ne kadar sadık olduğunun panoromik görüntüsünü verdi. bakın lütfen araştırın. Esenkalın

Ezgi Umut 
 14.01.2008 3:12
Cevap :
Kimlerle işbirliği yapacağını bilmeyen bilimadamları ne yazık ki değerlerini yitiriyorlar. Belki "önemli" oluyorlarlar ama "değerlerini" kaybediyorlar. Yerel anlamda evet, Sultanahmet Meydanı çok yakında kültürel dokusunu yitirecek. Genel anlamda ise bütün Türkiye çok önemli kültür varlıklarını kaybediyor. Bunun bir tek nedeni vardır: Eğitim toplumundan inanç toplumuna geçmemiz. İnanç toplumu olmak kötü mü? Evet, kötü. Bunun sonu bağnazlığa, yobazlığa, bilim düşmanlığına ve karanlığa gider. Gidersek ne olur? Ulus toplumundan ümmet toplumuna yeniden döneriz. Ümmet toplumunda varolmayan ulusculuk, bu toprakların parçalanmasını sağlar. Dünya yeni bir yapılanma içine girerken, bizleri elbette AB'ne almayacaklardı. Önce bölünmemiz ve sonra Ortadoğu'ya kaymamız gereklidir. Bunun yolu çeşitlidir. Ama, önce Türkiye kültürünü oluşturan bütün uygarlıkları Türklerin beyninden kazımak gerekir. Yani, köksüz ağaca döndürülmemiz gerekir ki, en ufak rüzgârda devrilelim.  14.01.2008 21:04
 

Türkiyede birçok konuda insanların haklarını savunacak kurumlar yok. Yani sivil toplum örgütlenmesi minimumda. Sokak hayvanlarından 2sine bişey olsa car car bağıran kadınlar ne sokak çocuklarında ne de kadın hakları konusunda çıkıp bir laf etmezler. Yurt dışında en önemli iş sivil halkın örgütlenmesi. Hukuki mücadeleyi bu örgütler sağlıyor. Bizde otel inşaatına karşı herhangi bir hukuki hareket başlatabilecek, insanları bilgilendirmeye çalışacak bir vakıf var mı? kültür ve tabiat değerlerini koruma vakfı adı altında ancak kendisine yetebilen bir kurum var. Çünkü bizde bu organizasyon kültürü olmadığından insanlar üyesi oldukları vakıfları da ayalıklarını ödeyip üstlerine düşeni yapmaz. O yüzden yazılarınızı okuyup kendi arkadaşlarıma yolluyorum ancak onlar ki üniversite bitirmiş, sosyal hayata yapıcı yönde katkısı bulunan kişiler, kayıtsız kaldıklarını gördükçe benim ümidim git gide daha da azalıyor.

Legolas 
 13.01.2008 18:30
Cevap :
Sokak hayvanları için örgütlenen ve ne yazık ki bu hayvanların sırtından bir şeyler elde etmeye çalışan sözde hayvansevenleri hiç dikkate almıyorum. Köpek, bir bebeği parçalıyor, öldürüyor, bizim artist hayvanseverler hayvandan yana tavır koyuyor. Evet, ne yazık ki Türkiye halkının öncelikleri çok farklı. Herkes bir zengin olma, ünlü olma telaşı içinde. Hiç kimse yaşadığı toprakların birçok uygarlık yarattığının bilincede değil. Bu uygarlıkların kalıntılarının bir bir ortadan kaldırılması hiç kimsenin umurunda değil. Hukuk deseniz yetersiz ve dinleyen yok. İşte Sultanahmet'teki otel inşaatı, işte Marmaray kazılarındaki vurdumduymazlık. Şimdi, mahkeme bunlara dur dese ne olacak? Yapan yapmış, atı alan Üsküdar'ı geçmiş. Biliyorum, bir çok yazıyı boşuna yazıyoruz. Kişisel acımızı dışa vuruyoruz. Çünkü, derdimizi anlatacağımız başka bir kişi ve kurum yok. Ümidimizi yitiriyoruz. Çünkü, gelecek, bugünden belli oluyor: Kültürsüz bir toplum! (Sevgilerimi yolluyorum.)  13.01.2008 22:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 278
Toplam yorum
: 681
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2950
Kayıt tarihi
: 26.05.07
 
 

İstanbul'un Kadıköy ilçesinde doğdum. Bir daha da Kadıköy'den ayrılmadım. İstanbul Üniversitesi, Ede..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster