Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Haziran '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
615
 

Bizim Evin Halleri – Bidonları giydiriyoruz!

Bizim Evin Halleri – Bidonları giydiriyoruz!
 

Kaynak:İnternet


Son günlerde doktorlarla pek sıkı fıkı oldum, bir göz problemi yaşadım ki, Allah sizi inandırsın sıkıntısı bir yana iki ay ne göz kalemi sürebildim ne rimel!

Aman haspamın sıkıntısına da bakın demeyin, göz rengi açık, kirpik uçları sarı, gözler zaten sulanık, kızarık, ağlamış ağlamış doyamamış bir görüntü ki her rastlaştığım tanıdığın istisnasız ilk tepkisi “Kuzum n’oldu sana, vah vah!...”

“Yok şekerim, göz problemim var şu aralar…” desem de nafile, “Yapma güzelim, koyverme kendini böyle, derlen, toparlan, aaa, bırakma kendini böyle!...

Neyse, göz problemini kısmen de olsa hallettik ki, muhtelif diş problemleri endam eylediler sahneye!

Hele iki tanesi mahvetti beni, ilki yıllar önceki kaplamaların sökülmesi, aman Allahım, bir hafiflik, bir dengesizlik ağzımda, üstelik ağacın dalı bir milim oynuyor, benim kaplamasız kesilmiş dişler sızım sızım sızlıyor! Sızıdan ağzımı açamıyordum ki, aynada yansıyan halimi gördükten sonra sızlamasa dahi açmamam gerektiğine kanaat getirdim! Gece uykularına girip de korkutmamak lazım insanları, değil mi canım!

Ancak gelin görün ki tüm esnaf alışmış çın çın öten sesime, kasiyer kızlar, delikanlılar “Oooo abla hoş geldin!” diyorlar, hım hım ederek durumu anlatmaya çalışıyorum, gülmüyorum, konuşmuyorum, ay yok! Milyarlar verseler ben bu işi beceremiyorum!

Gözümde icap eden zamanlarda takılı yakın gözlüğü, henüz tam alışamadım kullanmaya ya gerçi, dişler deseniz anlatmaya hacet yok, oğlum deseniz habire “Yazıkkk, yaşlandın be anne…” bakışları ve nidalarıyla durumu kısaca özetlerken, eski kesik dişlerden bir atak daha geliyor, pas, şut ve gol! Gözlerimi kıskandılar herhal, aha onlar da iltihaplandılar, zıp zıp beynimde rap yapıyorlar! Acil servisler, enjeksiyonlar, vesaire…

Benim bünye kaldıramadı elbette, isyanlarda, “Yok ya!...”

Beynim ille ilginç bir şeyler bulacak, yaşlanmadığını kanıtlayacak!

Şimdi efendim, hani su bidonlarımız var ya artık, pompası var, hani şık görünsün diye etek gibi büzgülü bir şeyler satılıyor, ya kumaştan, ya hasırdan, hiç şık gelmemişti onlar gözüme, çıplak tutmayı tercih eder dururdum bidonlarımı, lakin gelin görün ki bir fikir hasıl oldu bende, şu mavi su bidonuma bir tişört giydirsem, hani bana daralanlardan birini, hah şu beyaz yarım kollu olan pek yakışır dedim, demekle kalmayıp bir güzel giydirdim! Tişört tam geldi, üzülsem mi sevinsem mi bilemedim gerçi, ancak gözle görünen bir eksiği vardı ki onu da askısız bir sutyen çözümledi, tabii ki istenilen miktarda pamuk takviyesi yapılarak!

Mavi bir kolye şıklığına şıklık katarken bidonun, yine mavi renkte bir şapka giysiyi tamamladı! Bir bandana taksam da olurdu ama oğlum hizmetçi görünüşlü bir bidonu tercih edemeyeceğini açıkça beyan etti!

Banyoda tuttuğum yedek bir bidonum var, onun giysisini biraz daha seksi tutmayı planlıyorum.

Bir fikir daha üretti bu arada sağ olsun beynim, hadi onu da anlatayım, piyasaya sürdükten sonrasını tercih ederdim gerçi ama şunun şurasında yabancı mıyız ayol!

Şimdi mutfakta kullandığımız önlükler var ya, hah, onların cepleri olsa dahi habire elimizin altında olmasını istediğimiz el havlularını bir türlü o cepte tutmayı beceremiyoruz hani, fırt oraya fırt buraya koştururken, yani sizde ille benim gibi bir domatesi yıkayıp el kurulamadan doğrayamayanlardansanız eğer, önlük cebinden yere düşen havlu da içinize sinmiyorsa, şöyle bir arkanıza yaslanın, rahatlayın! Böyle bir probleminiz olmayacak zira bundan sonra!

Flaş! Flaş! Flaş!...

Cırt cırt diye tabir edilen yapışkanlı şeritler var düğmecilerde falan satılan, güzel renkte olanları da mevcut üstelik, bir koşu az bir santim alıyoruz, mutfak önlüğümüzün yan tarafına cırtın birini, mutfak havlularımıza da cırtın diğerini dikiyoruz, göz zevkimiz bozulmasın diye ya aynı, ya da kontrast renkler tercih ediyoruz, mutfakta çalışırken cırt havluyu yapıştırıyoruz önlüğümüze, cırt çekip ellerimizi kuruluyoruz, cırt yapıştırıyoruz! Nasıl fikir ama? Bu pratiklikten kazandığınız zamanı da istediğiniz gibi değerlendiriyorsunuz, ister uyuyorsunuz, ister blog yazıyorsunuz…

Ama bu arada bir şeyi unutmuyorsunuz: Sağlımız yerinde oldukça yaşamdan keyif alıyoruz, problemlerimizi çözebiliyoruz, sağlıklı olmanın bir yolu da yaşamdan keyif almak, eee ne duruyoruz? Ayna karşısına geçip de gülen yüzümüze bakmanın tam da zamanıdır, gözlerimiz rimelsiz, dişlerimiz eksik olsa da!

Gülgün Karaoğlu

Haziran,16/09

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1302
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster