Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ekim '13

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
302
 

Blog Blog Matitas...

Blog Blog Matitas...
 

emdemir.net


Yani şu “Blog” kavramı üzerinde karar versek, gerisi gelecek ya… Envai türlü tanımlar var. Ve hiç kimse diğerinin tanımını beğenmiyor. Ne yapalım?

Kimi, “Blog” çok kısa olmalı ve ancak güncel olayları kapsamalı, onlar hakkında fazladan bilgi vermeliler, demeye getiriyor. Kimisinin de o kadar kısa yazmaya niyeti filan yok. İşi, lafı nasıl uzatırım, diye ver yansın ediyor.

Aslında özel anlamıyla, “Blog”  herhalde burada kendi aramızda konuşma, sohbet etme, biraz tatlı tatlı tartışma… filan anlamlarına geliyor.

Bu arada her BLOG yazısında biraz da Editör’lere çaktırma var gibi… Kimbilir böyle bir yazı okudukları zaman, yerlerinden nasıl fırlıyorlardır! Acaba? Bana mı öyle geliyor..?

Kimisi de başkalarına çatma, kendi aklının herkesten daha büyük ve güzel olduğunu göstermek için bu BLOG yoluna saptılar… Editörler de ne yapsın… Ya ,”Sizin falan yerde noktalar… virgüller olmamış… Bir daha bakın …” yollu bir cevap gönderecekler; ya da yazıyı basmayacaklar. Basmamazlık olmaz. İlke olarak her yazıyı basıyorlar… Kimini on dakika sonra; kimini de on gün sonra…

O arada vatandaşlar, Editörlüğün yolunu bir çok kere, çeşitli yollardan ziyaret edip :” Ne oldu bizim yazı yahu..?” diye soruyorlar. Editörler de ne desin:

“ Arkadaşım… Bir kere, senin ağzın pis; iki, yazı yazmayı bilmiyorsun… Bu yazıyı biz nasıl koyabiliriz? Bana söylesene…!” diyemiyorlar. O noktada ağızları, dilleri bağlı.

Yakuzo’nun ilk ve en önemli Yasası nasıl ,”Omerta” ise… BLOG’un ki de öyle…
Yani Editörler açısından “Suskunluk Yasası!” var. Konuşmayacaksın, kötü bir şey söylemeyeceksin, tartışmayacaksın… Artık bunları herkes biliyor. Onun için tartışmaya çalışmanın; “Erkeksen  meydana gel…” demenin hiçbir alemi yok. Onlar kendi işlerini biliyorlar. Geri kalan: Bizim de kendi işimizi bilmek.

Şu aralar değerli arkadaşlarımız İzmir’de toplanmaya çalışıyorlar; Aliağa’da yiyip içecekler. Gönüllerinden bir, iki tane de Editör bulup davet etmek geçiyor ama… Olur mu? Onlar hiç gelirler mi?  Herkesin yeri başka. Onlar da oyunlarını kendi bahçelerinde oynuyorlar.

Aslında “Editorial Board”u bir güzel sığaya çekmeyi hasretle bekleyen o kadar çok insan var ki: “Ben geçen gün Başbakanımız hakkında bir güzel yazı yazmıştım…” O kadar güzel şeyler söylediğim halde, niye basmadınız bakalım…” diyecek, soru soracak çok insan var.

O bakımdan, Editörlük tehlikeli bir meslek. Onun için NKDV üyeleri gibi yüzlerini bile göstermiyorlar.

İşte ben de BLOG adı altında yapacağımı yaptım. Bakalım, onlar ne yapacaklar…

Aslında onlar çok iyi niyetli insanlar; belli ki, gece gündüz demeden, bizim saçma sapan yazılarımızı okuyup, “Ohhh…” çekiyorlar. Aslında, “ Ohhh, mu çekiyorlar ; yoksa Ahhh mı, çekiyorlar onu pek iyi bilemiyorum.

Blog blog matitas…

Sonrası nasıl gelir bilemiyorum. Bazı münasebetsiz BLOG yazarları için bu dizeye uygun bir kafiyeyi lütfen siz bulun. Yoksa benim başım belaya girecek!

Aliağa’dakilere bol eğlenceler, aman kuş sütünü dikkatli için ; Aliağa'nın denizi hemen derinleşir… Dikkat edin. Saygılar selamlar..

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yalnız işte "çok ince bir ayrıntı vardır" şu dediklerimizde Erdal Hocam. Onun için şunu da ifade etmek zorundayım: Ben bunları "kendime göre" değil, asıl "olana", "olması gerekene GÖRE" belirtmekteyim! Yani KAİNATIN İŞLEYİŞİNE-"varolana" GÖRE! Ki "doğru" ona denir zaten. O yüzden pekala da "olması gerekeni" yapmayana, "arkadaş sen bunu niye böyle yapıyorsun demeye" de hakkımız vardır. Kesinlikle vardır! Zira "hak"tır bu, hiç olur mu, birileri yanlışı yapacak, biz de niye yanlış yapıyor diye sormayacağız, kızmayacağız, olur mu hiç öyle şey? "Hak” nerde kalır, doğru nerde kalır o zaman? Adına "doğru" dediğimiz şey zaten, "OLMASI GEREKEN"dir! Bunun da bana göresi, sana göresi, ona göresi zaten olmaz-olamaz. Bu, insanların algı ve düşünce şekillerindeki bir yanlış, bir yanılgı, bir sanma halidir yalnızca. Bir şey “gerçekten” doğruysa, İŞLEYİŞE GÖRE doğrudur zaten ve bu herkesi kapsar! bunun dışında kalan herşey de “yanlış”ı oluşturmuş olur.Selamlar, saygılar, teşekkürler tekrar...

Filiz Alev 
 04.11.2013 16:53
Cevap :
Ama. İnsanlar çoğu kez, yanlışı bilirler de, doğru olmayanı görürler de... Doğru olanı kolay kolay savunamazlar. Niye? bir kere öz nitelikleri "Doğru"nun tanımını yanlış bilir; çünkü yanlış tanıtılmıştır. İki, korkarlar; Doğru'yu savunmaktan korkarlar. Çünkü o toplumda , Doğru başkadır. kimse kolay kolay, "Kral çıplak" diyemez. Diyeni de (Doğrucu Davut'ları) toplarlar; yok ederler! Her şeye karşın, Don Kişot'lar çıkamaz ma, çıkmaz mı? Çıkar elbette... Ama çoğu kez rezil rüsva olurlar... Neyse , siz çok iyimsersiniz, bense herhalde kötümser. Aslında tartışılacak çok şey var. Saygılar efendim.  05.11.2013 0:09
 

Harika:)"Blog adı altında" demişsiniz ya ve artı: yakuza,omerta ve NKVD sözcükleriyle de MBnin evrildiği yapıyı ustaca özetleyivermişsiniz..tabii anlayana. Başlangıçta mutlaka burası da BLOG olarak açıldı,ancak zaman içinde içeriden bir grupla birlikte maalesef yakuzalaşmış durumda..ve "ortaya karışık"! Oysa internet literatüründe BLOG, fikir-duygu-bilgi ve birikimimizle kendimizi yansıttığımız ÖZGÜN bir "serbest kürsü"dür.Ne köşe yazısıdır,ne günlük,ne de bir tartışma/sohbet alanı.Öyleki özgün yaratımımız olmadıkça yemek tarifi yazacağımız bir alan dahi değildir.Çünkü bunların ayrı ayrı kendi alanı vardır intrnette.Mesela bazı konular üzerinde tartışmak isteyenlerin alanı-yeri "Forum siteleridir",Blog siteleri değil.İnsanlar karıştırıyor bunları.Keza köşe yazısıyla bloğun tek benzer noktası da blog'un da topluma açık ve yönelik yazılıp,"yayınlanıyor" olması ve dolayısıyla HUKUKEN "yayın" ilke ve YASAlarının MB için de geçerli olmasıdır! Günceden farkı da budur.Bloğu toplum okur.Sayglr

Filiz Alev 
 28.10.2013 13:28
Cevap :
Siz kendinize göre çok değerli yorumlar getirip, kendi tanımlarınızı veriyorsunuz da bana göre, yine de BLOG herkesin kendi zevkine göre pişirip yediği bir yemek. Onun için kimseye, "Arkadaş sen niye bunu böyle yapıyorsun...?" deme hakkımız yok. Tanımlar yapılır, ama hayatta hep aşılır. değerli fikirleriniz ve yorumlarınız için teşekkürler Filiz Hanım.  30.10.2013 16:09
 

Erdal Hocam herkes farklı yorumlarda bulunuyor okuyor ve gülümsüyorum netice olarak. Herkesin haklı olduğu bir durum var mutlaka. Editörler de haklı ama değil mi? Bu durumda ben de gülümserken haklıyım galiba...:) En güzeli sağlığımız elverdiği ölçüde, her şeyi de kafaya takmadan yazmak, yazmak olmalı...Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 26.10.2013 14:21
Cevap :
Acaba Sayın Editörlerimiz ne yapıyor? Gülüyorlar mı, ağlıyorlar mı? Neyse... Teşekkürler.  26.10.2013 19:25
 

Kıymetli üstat,Sayın Erdal CEYHAN :MB büyük bir hizmete imza atmıştır.Kimse çekmez bu kadar nüfusu fazla bir aile yükünü.Sağ olsunlar çekiyorlar.Sabır da gösteriyorlar.Ne yazık kı insan melek değildir beşeri hatalar da oluyor.Ben başka gazeteden ve başka siteden bu siteye üye oldum. Yeterli olmasa da disiplini, dikkat ve özeni burada görüyorum.Ancak Yurdagül bacımın dediği gibi bir yazının günlerce bekletilmesi hoş değildir Yazının dili,kulağı,gözü aklı yoktur.Yazı gözetim altında tutulmamalıdır.Sebeplerini açıklar ve iade edersiniz yazarın şevkini de kırmamış olursunuz, kendinizde de haklı çıkarsınız.Demek burada kural böyleymiş.Saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.

Mehmet Burakgazi 
 25.10.2013 21:25
Cevap :
İdarenin dikkatine.. Saygıyla.  26.10.2013 19:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 763
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster