Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Temmuz '17

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
330
 

Blog Yazarlığıma Öz Eleştiri!

Blog Yazarlığıma Öz Eleştiri!
 

Yazarlığıma öz eleştiri!


Alışkanlık olduğu üzere günde en az bir saat kitap okuyan, yazı yazan biri olarak okuma uğraşını çok önemsiyorum. Elbette okuma eylemi, bir konuya yaklaşmanın, onu irdelemenin, derlemenin en önemli araçlarından biridir. Ancak bu okuma çabası sentez yapmadan yoksun, eleştirel nitelikte olmadığı, aynı kaynaklardan beslendiği zaman, yazılan yazılar, birbirinin benzeri gibi oluyorlar. İnsan, yazılanları daha önceden okumuş hissine kapılıyor, birbirinin tekrarı algısı yaratıyor. Özgünlükten yoksun bu durum rastlantı da değil. Eğitim yapımızdaki yaratıcı düşünmeyi engelleyen aktarmacı anlayış böyle bir sonuç doğuruyor. En eleştirel yazılarda bile bu modelin damgası hissediliyor. Bilindiği gibi, bizim eğitim sistemimiz prekast inşaat gibi her şeyi önceden verir. Doğrular, yanlışlar, eleştirilerin hepsi hazırdır. Öğrencinin öznel düşüncesine, mantık çıkarımı yapmasına gerek duyulmaz. Kalıp ve ön yargıların özümsenmesi yeterli sayılır. Okullarda çeşitli derslerde yazılı ve sözlü metin incelenmesine ve eleştirisine yer vermedikçe bu sakıncalı durum önlenemeyecektir.

Yazılarımda genelde derleme biçimi kullanan biri olarak; düşüncelerimin bir sentez oluşturmadığını, sadece yan yana durduğu kaygısına kapılıyorum. Böyle olunca da düşüncelerim ana tema çevresinde sistemli bir sıra oluşturmamakta, sağa sola savrulmuş tanecikler gibi dağılmakta ya da tesadüfî bir sıra oluşturmaktadır. Bu durum, okuyucunun yazıdan derli toplu bir anlam çıkarmasına engel olmaktadır. Çok şey söyleyerek bir konuyu iyi anlattığımız iddiasında bulunamayız. Yazının yapısal dengesini bozmamak, bütünlüğünü sağlamak için, çok şey söylemek yerine, az şey söylemeyi, ana temanın belirgin olmasına özen göstermek gerekir sanırım.

Sürekli kaynaklara bağlı olmak yazılan yazıyı bir ders notu havasına büründürmektedir. Böyle bir yazıda da yazanın kişiliği hissedilmiyor, duyulamıyor. Sanki yazılanlar bir kişinin ağzından slogan gibi anonim bir yapı şeklinde düşüncelere yansıyarak dile geliyor.

Yazılarımda demokratik–çağdaş toplum özlemlerimi ortaya koyuyorum ancak bir parti programı okuyormuş hissini içerikten koparıp atamıyorum. Bir otoriteye bağımlılık nasıl sakıncalı ise kendimizi de bir otorite olarak görmek aynı sakıncayı taşır. Bazen, herkesin benim düşüncelerimi şaşmaz gerçekler olarak benimsemesini istiyorum. İnsanların farklı dünya görüşü ve siyasal seçimlerini hiçe sayıyorum. O nedenle savunduğum düşüncenin temelini iyi atmam ve karşı düşünceleri de hesaba katmam gerektiğini dikkate almalıyım.

Özgün olmama aslında otoriteye bağlılığın bir sonucudur. Konuları araştırıyorum ama aktarmacı bir tutum izlediğim için özgün yazılar oluşturamıyorum. Yazılarımda ele aldığım konularla ilgili şeyler söylüyorum ama kendi yorumumu ortaya koyarken zorlanıyor, adeta kendimi paranteze alıyorum. Kişisel kanaatim odur ki bu durum, eğitim yapımız ile otoriteye bağlı toplumsal geleneğimizden kaynaklanan bir sonuç. Doğal olarak, düşünce üretkenliği konusunda kısır bir toplumun bireyi de kısır yazılar yazıyor.

Tek yönlü yazılar yazıyorum, yazı konusunu kuşatıcı bir biçimde ele alamıyor, konunun yalnız bir iki yönüyle kendimi sınırlıyorum. Yazının bölümleri arasında korelasyon kurmakta zorlanıyor, kopukluğunu oluşmasını önleyemiyorum. Yazılarım, parçadan bütüne, bütünden parçaya giden düşünce sıralama kurgusunda, soyut somut ilişkisini kurmakta başarısızdır. Tıpkı bir hastalığın tek tek belirtilerini sayıp, adını koyamamak, tanı yapamamak gibi bir durum bu.

Aslında yazılarımda gördüğüm ve özeleştiri yaptığım; bütünsellikten yoksun, planlama hataları, didaktik ve otoriter tavır, özgün olamama, tek yönlülük kişisel özelliklerimden ziyade eğitim sistemimizin genel yanlışlarının bendeki öznel görünümü ve yansımadır diye düşünüyorum.

Nizamettin Biber

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Boşuna o kadar çok eleştirmişsiniz kendinizi;))) Ne kadar nitelikli, kaliteli, bilgili, özgün ya da çok yönlü yazarsanız yazın, dikkat ve ilgi çekmeyecek ve okuyucuda okuma isteği uyandirmayacak malesef..Çok okunan yazılara bir bakın..Dünyanın en güzel kadını kim seçilmiş , dünyanın en yakışıklı erkeği kim acaba? Dizilerde kim kimin partneri? Iliskilerimde neden başarısızim..Dogru insanı nasıl nerede arasam da bulsam, hangi masanın altında acaba;)) burçlarin uyumu, astroloji,tırı vırı;)) yazınızin konusu çok veya az okunma değil biliyorum ama kısmen sizin blog ilgili biraz diye bu konuyla ilgili düşüncelerimi paylaşayim istedim..Hiç ışte benimkisi de dam üstünde saksağan;)) Iyi geceler..;)

Selda Çakmak 
 13.09.2017 23:57
Cevap :
Sevgili Selda, öz eleştiri bizim gibi toplumlarda kullanılmayan bir yöntem, okumanın niceliği ile ilgili söyledikleriniz ise hayatın reel gerçekleri daha doğrusu pratiğin aklı, tüm söylediklerine içten katılıyorum, biz ise teorinin heyecanında turluyoruz. Yine çok samimi sizi yansıtan bir yorum okudum, gülümsedim, çok teşekkür ederim, selam ve sevgilerimle. Zaman mefhumu açısından ben de size iyi günler diliyorum, hoşça kalın.  15.09.2017 7:44
 

Önyargılardan uzak,yaratıcı bir ruhla yazmanın ne olduğunu;neyi,ne ve kim için yazdığımızı biliyorsak gerisi önemli değil bence...Öz eleştiri,insanın kendisi ve kendi gerçeğiyle yüzleşmesi ve kazancı bol zenginliğidir...Araştırmacı çabalarınız için sizi kutluyorum Nizamettin bey kardeşim.Sağolun.Selam ve saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 01.08.2017 15:33
Cevap :
Yazı yazarken evrensel değerlerden, erdemden uzaklaşmadan bizi biz kılan değerlere bağlı kalmalıyız. Eğitilmiş bir bilinçle hem de öze dönük eleştirilerle yazma çabasının ürünü daha da yüceliyor kanımca, çok teşekkür ediyorum Abbas bey dostum, iyi ki varsınız bilincinize sağlık, selamlar, saygılar.  06.08.2017 13:30
 

Biraz ezber bozucu olacak lakin herkes meşrebince davranır. Sizi okurken sözlük kullandığım zamanlar oluyor. Anlamak istediğim kişilerdensiniz. Lakin çok okumak iyi hoş ama birde hayatı anı okumak vardır. Belki çok romantik olabilir. Ama ben bazen bir şeyler öğrenmek için okurken burnumuzun dibindeki gerçekleri fark edemediğimizi düşünüyorum. Selam ve saygılar...

Meryem Kadıoğlu 
 21.07.2017 0:13
Cevap :
Kesinlikle Meryem hanım, nesnel koşullar nesnel sonuçlar doğurur zira. Anlamak, sorunların çözümü ve iletişim için ilk basamak eylemidir. Okumak amaç değil bir anlamda yaşamı okumak için araçtır. Okumakla yaşamın reel pratiğini sentezleyerek hayatı güzelleştirmek olanaklı. Aslında burnumuzun dibindeki ıskalamamak için okunur çoğu zaman. Zarif yaklaşımınız, nitelikli düşünceleriniz için teşekkür ederim, sayfama hoş geldiniz, selam ile saygılar, tüm iyi dileklerimle.  21.07.2017 10:14
 

yazmak için öğrenmek gerekir ve yazarken de öğrene öğrene yazarız...okumak için de öğrenmek gerekir ve okuduğunu anlamak için de...okuya - yaza öğreniriz...bu bir döngüdür-bilirsiniz..."prekast-otoriter-slogan-didaktik" gibi terimleri görüp türkçesi nedir ve ne anlama gelir diye araştıran birisi olmalıdır sizin okuyucularınız ki sanırım çoğu da öyle..."tembel" den ne yazar olur ne okuyan :))...*bence mühim Not=teknik terimleri tabii ki kullanmalısınız ama türkçe o kadar zayıf dir dil değil bazı terimlerin fazlasıyla karşılığı var...bunu gözardı etmeyin lutfen...sentez'e birleştirme-otoriter'e basıkıcı demek yazıyı zayıflatmaz ki be dost :))...tek eleştirim bu yoksa ben sizi keyifle dikkatle öğrenerek okuyorum*...ha prekast'ı da biliyom artık...:))...eyvallah...

nedim üstün 
 12.07.2017 9:27
Cevap :
Öğrenmek ile yazmak arasındaki fasit döngüyü ben bilirim ama yazı ile ilgili bilgi seven entel insanlarında bilmesi gerekir diye düşünüyorum. Belleğimizin gelişmesi ve bilincimizin sürekli dinç tutulması adına tabii ki okumalı ve araştırmalıyız. Ataleti ile ünlü bir toplum olarak özellikle okuma konusundaki tembelliğimiz tavan yapmış, dillere destan durumdadır. Dilimin arılıştırılması konusunu ele almalıyım sanırım. Kullandığım kelimeler yerine önerdiğiniz öz Türkçe kelimelerin kullanılması yazımı zayıflatmaz hatta bilakis yazımı güçlendirir. Eleştirini içten ve samimi buluyor, kabul ediyorum Üstad. Prekastı öğrenmiş olmanız beni mutlu kıldı, eyvallah :)yine beklerim!  12.07.2017 11:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 827
Toplam yorum
: 3610
Toplam mesaj
: 85
Ort. okunma sayısı
: 2520
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster