Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Eylül '14

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
475
 

Blog yazmak, blog okumak

Blog yazmak, blog okumak
 

Her yazı birilerinin ilgi alanına girer, birilerinin ufkunu şöyle bir dalgalandırır.


İnsanlar niçin blog yazar, niçin blog okurlar?

Siz, ben, o, öteki aynı dürtülerle ya da aynı amaçlarla mı blog yazarız?

Peki ya okuyanlar, onlar niçin okurlar bu blogları?

Ya yayınlayanlar, bu blogların görünür kılınmasına destek sunanlar, yardımcı olanlar?

Hayır, merak etmeyin. Ben o kalıpçı arkadaşlarınızdan değilim. Yani kendi bildiği gibi kesip biçen, sonra da en doğrusu benim bildiğim, en güzeli benim yaptığım diyenlerden değilim, olmam, olamam.

Birlikte düşünelim diyorum. Bu bana daha çok keyif veriyor. Tıpkı birlikte şarkı söylemek gibi, bir oyunun parçası olmak gibi geliyor.

Her ne kadar bir kısmımız herkesin bizim amaçlarımızın aynıları ya da benzerleriyle burada olduğunu düşünse de ben onlara katılmıyorum.

İnsanlar çok çeşitli nedenlere bağlı olarak blog yazmak, bu web sitelerinde kimi şeyleri ifade etmek isteyebilirler.

Devleti, sistemi ya da babasını, annesini, eleştirmek isteyenler burada yazmaya talip olabilirler.

Kendileri için önemli bir konuda mesela sporla ilgili, filmlerle, dizilerle ilgili, moda ya da yoga ile ilgili, sağlıklı beslenme ya da beyin geliştirme ile ilgili güzel fikirleri, bilgileri olduğunu düşünenler burada o fikirleri paylaşmak isteyebilirler. Alanları ile ilgili doğru olduğuna inandıkları sorunları / çözümleri okurlara aktarmak için yazıyor olabilirler.

İnsanlar kendi inançlarını, ideolojilerini buraya yazıp onların bir anlamda misyonerliğini, savunuculuğunu yapıp maddi ya da manevi kimi beklentilerine kavuşmak isteyebilirler.

Düşük maaşlarına kızanlar, eğitim sisteminden, sağlık sisteminden ya da askerlik düzeninden şikâyetçi olanlar devletle ilgili yakınmalarını bu bloglar aracılığıyla dillendirmek isteyebilirler.

Müzik, çiçek, ev hayvanı, gezi, kitap, çeşitli diğer sanatsal faaliyetlerle ilgilenenler dernekte, konserde, sergide, seyahatte öğrendiklerini, görüp düşündüklerini insanlarla paylaşma arzusu duyabilirler.

Yaşı, cinsiyeti ne olursa olsun insanlar burada yazacakları yazılarla sevdiklerine ya da kızdıklarına üstü kapalı mesajlar göndermek isteyebilirler.

Yazılarının, fotoğraflarının uzman kişiler tarafından görülüp değerlendirileceğini bu değerlendirmelerin iş tekliflerine, paraya dönüşebileceğini düşünenler, bu sayfalardan profesyonel sayfalara, kuruluşlara geçebileceklerini düşünenler umdukları başlangıcı buralarda arayabilirler.

Şu anda aklımıza gelmeyen daha milyonlarca nedenden ötürü insanlar bu sayfalarda kendilerini ifade etmek isteyebilirler.

Bütün bunların dışında duygusal nedenlerle, egolarının zorlamasıyla buraya gelenler de olmaz mı, olur.

Dur şurada bir iki yazı, şiir, makale, yorum, değerlendirme ya da her neyse patlatayım da herkes benim kim olduğumu görüp anlasın diye yazanlarımız da vardır.

Onlar ki, gerçekte büyük adam olduklarına, büyük fikirleri olduğunu, büyüklere ulaşmaları gerektiğine inanırlar ve bir kısmı da gerçekten de haklıdırlar.

Az sayıda çok haklı, az sayıda tamamen haksız ve ikisinin ortasında çok haklı ile haksız arasında bir yerlerde duran içinde bizlerin de bulunduğu çok sayıda blog yazarı var.

Onların bir kısmı denizdeki binlerce benzerlerinin içinde göze çarpmayan doğru midyenin içindeki büyük inci olduklarını düşünenlerdir ve hak ettikleri konuma ulaşmak, değerlerini göstermek isterler.

Okur olarak bizler bazen o çalışmaları okuduğumuzda, içerdikleri fikirleri, yorum ve değerlendirmeleri öğrendiğimizde “vay bee” deriz. Bu “vay bee” bazen gerçekten hak edilmiş bir tepki olur.

Tabii hepimiz biliriz ki evren bir zıtlıklar âlemidir. Bazen de bilip düşündüklerimizin ne yazık ki tam tersi doğrudur.

Yani ben allameyi cihanım diyenlerin bir kısmı gerçekten fostur. Kendi dünyalarında düşünüp inandıkları gibi çok büyük fikirleri yoktur. Ya da çok eksikleri vardır ve bu bir bakışta gözükür, bazen sırıtır.

Birikimleri yetersizdir, bakış açıları çarpık ya da olumsuz anlamda yönlendirilmiştir, kendilerini ifade sıkıntıları vardır falan.

Niyetlerinde ve amellerinde problemler vardır. Görüp takdir edemedikleri ve abarttıkları vardır.

Onların göremediklerini, görmek istemediklerini farklı niteliklere sahip, daha donanımlı, daha insancıl, empati becerisi, kültürü, ameli, niyeti daha sağlam okurlar bir çırpıda çözerler.

Eksiklikler ve sıkıntılar okuyup değerlendirenler tarafında da kendini gösterebilir.

Bir kısmımız çok önemli ve gerekli yazıları okumaz, es geçeriz. Çok fazla önemli olmayan kimi şeyleri içlerindeki birkaç tumturaklı sözcüğe, olaya bakarak öve öve bitiremeyiz.

Yani okurken, yorumlarken, değerlendirirken bizler de okur ve yorumcu olarak hatalı olabiliriz.

Niyeti diğerlerini yanıltıp kötü fikirlerin, inançların, sistem ya da yapıların parçası etmek olmayan her yazar sonuçta niyetinin saflığı dikkate alındığında rahatlıkla iyi olarak değerlendirilebilir.

Beğenelim ya da beğenmeyelim iyi niyetle yazılmış yazıların yazılmasına da, okunmasına da ihtiyaç vardır.

Her yazı birilerinin ilgi alanına girer, birilerinin ufkunu şöyle bir dalgalandırır.

Ben şahsen görüp tanıdığım dürüst, iyi niyetli yazmaya hevesli insanları bu alana girmeleri için hep teşvik ettim, ediyorum. Onların çeşitli anlamlarda korkularını yıkmalarını, kendi özgün dünyalarını biz diğer insanlara açmalarını istiyorum. Özgüven sorunlarını, heyecanlarını yenip yazılı ve çağdaş bu sistemin bir parçası olmalarını, kendilerini ifade etmelerini arzuluyorum.

Nerede yaşıyor ve kim oluyorsa olsun her insanın farklı bir âlem olduğuna inanıyor, bizim de o farklı âlemleri tanıyarak, farklı bir âlem olarak kendimizi diğer insanlara açarak çoğalacağımızı, büyüyeceğimizi, olgunlaşacağımızı düşünüyorum.

İyi niyetle birbirini anlamaya çalışan, anlayan; duruma göre ciddi sorunlar gördüğünde ikaz eden insanların daha uyumlu, verimli, barışık bir toplum kültürüne katkı sağlayacakları inancındayım.

 

Bir çiftçinin yazdığı blog bilim adamına ilham verebilir. Bir şoförün yazdığı blog makine mühendisine, tasarımcıya, bir hemşirenin yazdığı blog  medikal malzeme üreticisine ilham verebilir. Kimin neye ilham vereceği, kimin nereden hangi ilhamı alacağı önceden kestirilebilir bir şey değildir ve blog yazarı da, okuru da bu anlamda işin önemli taraflarıdır.

Blog yazarları gibi okurlarının da çok çeşitli amaçları olabilir. Başlığın, konunun ilginçliğine takılıp okuyanlar da vardır, özellikle belli bir konuyu arayıp, bulup okuyanlar da.

Internette sörf yaparken rastlayıp okuyanlar da vardır, özellikle açtığı sitede ön planda gördüğü için okuyanlar da.

Yazarı şu ya da bu niyetle izlediği için okuyanlar da vardır, yazar gözetmeksizin okuyanlar da.

Editörler işleri gereği okurlar ki, onu da ifade etmekte yarar var.

Yazanların, okuyanların, yayınlayanların amaçları ne olursa olsun blog yazılarının çoğu kimseyi rahatlattığı, insanları bilgilendirip çoğalttığı bir gerçek.

Bu inançla yazanlara da, okuyanlara da, en iyi bir şekilde okura ulaştırmaya çalışanlara da yolunuz, bahtınız, ufkunuz açık, ilhamınız, her anlamda kazancınız bol olsun diyorum.

 

 

18.09.2014 12:33 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazxdığım yorumda "övgü" de vardı...Bakıyorum da hiç itirazınız yok! Ama küçük bir eleştiriye tahammülünüz de yok! Öte yandan "mugalata" bol keseden.
Hemen "gardınızı" almışsınız, "yazım eleştiriye layık görülmüş" diye sevineceğiniz yerde. Size olta atsaydım; yani efendim yazınızı yorum yazmadan "önerseydim" mutlu mu olacaktınız? Sizi tanımam etmem. Zaman ayırıp okuduğum bir yazıya yorum yapıyorum ben. Alakasız ve rabıtasız yönlere çekiştirmenin ne anlamı var? Nedir yani bu koşullanma? "PAYLAŞIM" deyince aklınıza hep "kaymaklı, ballı" tarafı mı geliyor? Paylaşımın "biberli" olanı da var. Haa; sordunuz mu arkadaşlara? Niye sizi yorum yazmadan "önermişler"? Sormazsınız, soramazsınız tabii zira "yalan da olsa" beğiniye ihtiyacınız var! Tencere yuvarlanır kapağını bulur sonuçta. Siz şimdi yine mugalataya başlarsınız. O konuda yeteneğiniz tartışılmaz. Bazen insanları "yok farz etmek" gerekiyor. Özellikle de "algılamasız "olanları. Sonuçta siz haklısınız sayın Uluat. Klavyenize kuvvet.

Ümit Culduz  
 20.09.2014 21:23
Cevap :
Ümit Bey, Kusura bakmayın ama bu üslupla yapılmış böyle bir yoruma yanıt verme gereği duymuyorum. Anlamaya çalışmayacağınız sözlerle sizi yormanın da bir anlamı yok. Eminim ki, sizin zamanınız da en az benimki kadar kıymetlidir. Yorumunuzu da, yanıtımı da insanlar okuyup değerlendirsinler diye onaylayıp yazımın altına ekliyorum. Bırakalım iyi ya da kötü şeklindeki değerlendirmeyi bu yorumla yanıtını okuyanlar versin. Esenlik dileklerimle,  21.09.2014 0:13
 

İnanın bu konular yüzbin kere yazıldı söylendi...şimdi yeni şeyler söylemek lazım, çok da abartmadan. Hoş gelmişsiniz.

PınarG 
 20.09.2014 11:33
Cevap :
Mevlana'nın güzel sözünü anımsatarak ne de iyi yapmışsınız. "Dünle beraber gitti cancağızım / Ne varsa düne ait / Şimdi yeni şeyler söylemek lazım." Yeni seslere, yeni sözlere gereksinimimiz var. Lakin ne yazık ki "dünya yuvarlaktır" fikrine yabancı egemenler o zaman olduğu gibi bugün de kendi doğru bildiklerinden başkasını istemiyorlar. Ama şükür ki,bizi baldıran zehiri içmeye de mahkûm edemiyorlar. Dünya doğru yönde dönüyor. Tersine gitmeye çalışanları da doğal olarak kırıyor. Bırakalım kırsın. :) Sevgi ve saygılarımla,  20.09.2014 12:07
 

Zamanında ben de benzer konuları çeşitli bloglarımda işlemiş ve ayrıca Neden blog yazıyorum adlı üç bölümden oluşan blog serisi de yazmıştım. Bugün aslında konuya başladığım noktada olduğumu biliyorum. Yani özetle her blog kişiseldir ve sırf bu nedenle özgürce ve öznel sınırlar içinde yazılmayı hak eder. Kimsenin bu konuda edecek tek sözü olmamalı, kendisine ya da değerlerine saldırılmadığı sürece kuşkusuz. Bu nedenle sizi okurken eski günleri düşündüm ve gülümsedim. Yaşam sil baştan yineleniyor, koşullar ve insanlar değişmiyor. Çünkü insanlar geliyor ve gidiyor, gelenler benzer koşullarda benzer tepkileri veriyorlar. Bir blog yazarı olarak bunları sorgulamanız ve dile getirmeniz çok doğal ve inanın bana bu sürecin de bir parçası. Bir blog yazarı olarak aramıza tekrar hoş geldiniz diyorum.

Güz Özlemi 
 19.09.2014 11:18
Cevap :
Kıymetli Yazar Arkadaşım, Ne güzel ifade etmişsiniz. Kişisel bir üretim olan blogun kendini allame zanneden üçüncü kişilerin müdahalesine maruz kalmaması gerektiğini ne güzel dile getirmişsiniz. O günlerde de, bu günlerde de kendini birşey sanan insanların yazara giydirmeye çalıştıkları tektip giysiyi ne güzel parçalamışsınız. Dediğiniz gibi siz üç bölümlük blogunuzu yayına koyduğunuzda da bu insanlar vardı, gelecekte de olacak. Çünkü insanlar farklıdır ve çünkü birilerinin ufku dün de dardı, bugün de dar, gelecekte de dar olacak. Onlar kocaman egolarının ve duruma göre kimi kişilik sorunlarının kapattığı ufuktaki gerçeği hiçbir zaman göremeyeceklerdir. Onlar kaba ifadelerle karşılarındakini eleştirmekten hiç vazgeçmeyeceklerdir. İnsanlar onlara rağmen kendi bildiklerini, hissettiklerini, yaşadıklarını özgürce bu blog sayfalarında paylaşacaklardır. Hoşbulduk. Saygı ve sevgilerimle.  20.09.2014 9:52
 

bunun yanında eğrisiyle doğrusuyla eğitici..

savas barka 
 19.09.2014 8:27
Cevap :
Teşekkür ederim.  20.09.2014 10:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 324
Toplam yorum
: 220
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 195
Kayıt tarihi
: 21.06.14
 
 

Yaşadığımız evrenin oldukça zengin bir yer olduğunun farkındayım.  Bu zenginliğin çok az bir kısm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster