Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Temmuz '09

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
946
 

Blogcularımızı, tatile davet ediyorum

Blogcularımızı, tatile davet ediyorum
 

Otelini blogculara açan Sara Hanım, blogcularla tanışmak istiyor.Bu yüzden de MB'da yazmağa başladı.


Bu yakınlarda aramıza, sessiz sedasız katılan bir yazarımız var. 1980 sonrası yaşanan Almanya’daki hapishane hayatını ele alan ve orada suçsuz yere 1, 5 yıl hapis yatan ve önce kadın mahkumun, sonra Alman Hakiminin cinsel tacizine maruz kalan, sonra beraat eden Sara’nın hikâyesi bu. ‘Dikenin Gülü’nde’ başından geçenleri bir bir yazmış bütün açıklığı ile. Kitap şimdi piyasada tükenmiş vaziyette. Bir tek kendisinden bir adet kalmış. Onunla film yolunda atılım yapmak için senaristlere başvuruyor Sara Gül Turan ve bu kitap, o yıllar, Almanya’da en çok satanlar arasında aylarca liste başlarında kalmış.

Aynı kitap, TBMM kütüphanesi raflarında mevcut. İstanbul Üni.Siyasal Bilgiler Fakültesi Kütüphaneleri ve bir de Muğla Üniversitesi Kütüphanesinde var. Her kitabı müesseseler, bünyelerine almıyor. Bilhassa TBMM’ sinde olduğu gibi

Bu kitap nedir? İçeriği nedir? Neden tükenmiştir ? Neden Üniversitelerde ve meclis çatısı altında bulundurulur? Neden bir takım yerli ve yabancılar, hala daha bu kitabı bir numune olarak ortaya çıkarırlar.

Evet. Konu çok mühim ve vahim. Zira yazar Sara Gül Turan, yangın çıkarmaktan dolayı suçu sabit olmamış vaziyette aylardır Alman Hapishanelerinde işkence görerek ve cinsel istismarlar yaşayarak hayatı mahvedilmiş bir kadındır. Yanan kendi dükkânıdır. Kundaklanmıştır. Bula bula Sara’nın yakasına yapışırlar. Almanlar, Türk Mahallelerini, içindeki Türklerle birlikte yaktı, koskoca mahalleyi ateşe verdi. Hani bulundu mu failleri? Yoo! Gurbetçilere reva görülen bu muamelenin onda birini bizler, burada onlara uygulamıyoruz. Ama oradaki gurbetçilerin düşürüldüğü zavallı durum, içler acısı. İnsan haysiyeti ile bağdaşamaz. Biz bir de bunlarla, Avrupa Birliği müktesebatıyla kaderimizi bağlayıp, süt kuzusu yaprak sarması, dolması olacağız ha! Güldürmeyiniz adamı. Tilkiye de sorup tilkiyi de güldürmeyin ‘ Sen tavuk kebabı yer misin?’ diye.

Türk yazın hayatı, Alman Günter Wallraff’ ı gayet iyi bilirler.( En Alttakiler kitabı ile Türkiye’de tanınmaktadır) Gülün Dikeni’ ne yazdığı önsözde, şunları okuyoruz: ‘ Kitabı ilk okuduğumda, ‘Olmaz böyle şey. Sara, işi abartmış’ diye düşündüm. Sonraları bir takım tetkikler yaptım. Türkiye’ye geldim. Sara’yı araştırdım. Onun mazbut bir aileye mensup olduğunu öğrendim. Yazdığı şeyler, tüylerimi diken diken etmeğe yetti. Alman hapishanelerinde geçirdiği azap dolu günleri anlatan Sara, suçsuzluğu peşinde onca gözyaşı dökerek bu gün tahliye edilmişse, sağduyunun galip olduğu dönemler de vardır diye tesellide bulunmak, acıları hafifletiyor. Bu kitap bir ‘Geceyarısı ekspresi’ nin Almanya versiyonudur’’

Yazarın; Muhtelif üniversitelerde göz önünde bulundurulacak ve ders konusu yapılabilecek mahiyetteki kitapları, kütüphane arşivinde kayıtlı. Pek çok yazara, köşelerinde Sara’nın kitabını kaynak göstererek alıntılar yapılmakta. Bunlardan Kökten refah, Din Tacirleri, Refah Partisinin Negatif Yüzü ve Türkiye’de Din Terörü kitabı da tükenmiş vaziyette. Bunlar, 1992 ve 1996 larda yayımlanmış. ‘Dünden bu güne Atatürkçülüğe karşı olanların neden ve niçinleri, eserinde yazılı. İnceleme dersinde kaynak oluyor yazarımızın kitapları.

Sara Gül Turan, Kuşadası’nda, Kadınlar Denizinde Otelcilik yapıyor şimdi. CHP eski Uşak Milletvekili Kadir Özpak ile evli. 2005 yılında hatırlanacağı üzere, Türkiye’de ilk defa bir vekil, Atatürk’ün ruhuna ‘Eşme’de’, kur’an ve mevlût okutmuştu. Sekiz bin kişi o mevlût’ da yemekli olarak ağırlanması, olay olmuştu.

Ama Sara’nın gözü, otelcilikde değil. Yazarlıkta. MB.la tanıştırdım kendisini. ‘Çok gururlandım’ diyor. Bloğa, üçüncü yazısını yazdı. Burada yazılarına devam edecek. Yazarlarımızdan pek çoğunu okuyor, notlar alıyor.Bunlardan, severek okudukları arasında ‘ Homeros, Celâl Çelik, Vakayinüvis, Sabiha Rana, Arif Öğütçü, Mesut Selek, Pirmete, Süleyman Ekim, Ayten Dirier. Ve son olarak film prodüksiyon için tanıştırdığım kıymetli blogcumuz Leyla Önder. Bu film konusunda Leyla Önder önemli isim. Kitap noterden tasdiklenip, senariste verilecek ve film yapımcıları kurguyu hazırlayacaklar. Böylelikle de, gece yarısı ekspresini alt edecek ve Alman Hapishanelerinin durumunu ortaya serecek olan bir başyapıt olacak. Alman hayranlarının başı öne eğilecek, hakiki Almanlarla birlikte. Ve bu olayın yazarı, Milliyet Blog’dan çıkacak.

Bu blogculuğu çok sevmiş Sara. Otelini, dostları olacak olan Blogculara açıyor. (Blog dışından yazanlar hariç) Yaz-kış açığım. Gelsinler tanışalım diyor. Oda kahvaltı kişi başı 30 TL. olan ücrette % 50 indirim yaparım diyor. Odalarda telefon ve klima mevcut. Havuzlu ve asansörlü bina, beş katlı. Kadınlar denizinde bu Sara Oteli. Denize yüz adımlık mesafede.

Sara, şimdi yeni kitabının hazırlığı ile meşgul. En geç Ekim ayında piyasaya çıkacakmış. Bununla 10’ ncu kitabı oluyor yazarın. İsmi: ‘Kadının Dayanılmaz Üstünlüğü’

RESİMLER: Onay sonrası

Ayten Dirier bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 868
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster