Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Haziran '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
61
 

Boş konuşmak ve Dünya Kupası! :)

Boş konuşmak ve Dünya Kupası! :)
 

Boş konuşmak ve Dünya Kupası! :)


“İnsan konuşabilen bir hayvandır.” derler. Evrim teorisi karşıtları şimdiden bırakmışlardır yazıyı okumayı. Evrim Teorisi karşıtı olup da yazıyı bırakmayanların gönlünü almak için ufak bir açıklama daha yapayım. ;) Bu fikir Aristo’ya atfedilir. Ve burada “hayvan”dan kasıt, canlıdır.  Gerçekten insanı diğer canlılardan ayırt eden şey dili ve aklıdır. Her ne kadar ikincisini pek kullanmasak da ilkini kullanmayı pek seviyoruz. Yoksa büsbütün havana bağlardık… ;)

Konuşmayı pek seviyoruz ancak istisnalar yok değil. Ama bu istisnaların kaide üzerinde tahrip gücü olmadığını biliyoruz.Konuşmayı sevmekte bir beis yok elbette. Ancak her konuda konuşmak, her konuda tek karar mercisiymişçesine ahkâm keserek konuşmak biraz sıkıntılı… Her ne kadar hemen her konuda söyleyecek sözü olmak entelektüelliğin bir gereği olarak görülebilse de bilmişliğin âlemi yok! ;)

Bunları hemen her konuda konuşmayı, başka bir deyişle atıp tutmayı, seven biri olarak söylüyorum. ;) Birtakım konularda fikirlerimizi beyan etmek, insanlarla iletişim kurmak hatta bazen sadece hoşça vakit geçirmek amacıyla konuşmanın elbette hiçbir sakıncası yok! Sakıncalı olan boş konuşmalarımızdır… İnsanlara zarar veren peşin hükümlü konuşmalarımızdır… Sakıncalı olan bilgisiz oluğumuz konularda yanlış bilgiler veren hatta yanlışları doğru gibi gösteren konuşmalarımızdır…

Son söylediğimi hemen her alanda görebilirsiniz… Tabii özellikle siyasette! Eğitimde, ekonomide, sağlıkta, sanatta, sporda… Tabii burada en rahat atıp tutulan konuların siyaset ve spor olduğunu söylememe gerek yok herhâlde! Gerçekten iki keçi güdemeyen insanların memleketin dış siyasetini beğenmediğini, iç siyasetteki dalgalanmaları bir gecede halledebileceğini iddia ettiğini çok görmüşsünüzdür… Ya da hayatında hiç futbol oynamayan birinin gol kaçıran forvetin annesine, kardeşine, karısına, kızına nasıl küfürler ettiğine şahit olmuşsunuzdur… İşte sakıncalı olan, boş olan, saçma olan bu tarz konuşmalar aslında… Ve işte yine bu konuşmalardır insanın aslında konuşabilen bir hayvan olduğu fikrini doğrulayan! Haksız mıyım? ;)

Bütün bunları bana yazdıransa Brezilya’daki Dünya Kupası Finalleri! Hani şu bizim milli takımızın gidemediği finaller! Hani şu bizim beğenmediğimiz hakemin, Cüneyt ÇAKIR’ın,  maç yönettiği finaller! ;)

Bir düşünün… Kaç senedir bir şike muhabbetinin içindeyiz, çıkamıyoruz. Dünya çapında üç tane futbolcumuz, bir tane takımımız yok! Beş para etmez adamlara milyonlar veriyoruz. Futbol mutbol hak getire… Kalkmışız hakemlere laf ediyoruz. Akşamdan sabaha onları konuşuyor, rezil futbolumuzun nerdeyse tek suçlusu olarak onları görüyoruz. Hatta çoğu zaman suçun büyüğünü de hakemlerin en iyisinde buluyoruz… Derken…

Seksen milyon evde otururken bir tek Cüneyt ÇAKIR dünya Kupası’na katıldı. Ve seksen milyonu tanımadığı takımları desteklemekten o kurtardı. Gerçekten normalde bizim şu anda Müslüman ülkeleri ya da öteden beri bize sempatik gelen Asya veya Güney Amerika ülkelerini takip ediyor olmamız gerekirdi. Ama bu sene Cüneyt ÇAKIR’ı takip ediyoruz. Buna da şükür… Hatta çok şükür! ;)

Taraftarı, futbolcusu hatta yorumcusu… Onu acımasızca eleştirenlerin hepsi gizliden gizliye onun maçlarını izliyor ve göğsünün kabarmasına engel olamıyor! Gerçekten zaman zaman eleştirinin dozunu ayarlayamayanlara bundan büyük ceza olmasa gerek! ;) Başkalarını bilmem ama onu izlerken en az milli takımı izliyormuş gibi mutlu oluyorum, gurur duyuyorum. Netice itibariyle konuşmak iyi hoş, tamam. Ancak ne demiş Ziya Paşa? “Ayinesi iştir kişinin lafına bakılmaz!” ;)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 103
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 389
Kayıt tarihi
: 10.09.10
 
 

Kısaca kendimi tanıtacak olursam "Evlat, eş, baba, öğretmen, yönetici, yazar ve tabii ki okur." y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster