Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Şubat '14

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
616
 

Bu gezegen bizim olduğuna göre onunla topaç gibi oynayabiliriz

Bu gezegen bizim olduğuna göre onunla topaç gibi oynayabiliriz
 

Biz dünyanın kuralarına göre yaşıyoruz. Saldırgan ideallerimiz ve bilinçsiz işgallerimiz dışında dünyaya gücümüz yetmiyor. Oysa babamızın malı gibi kullandığımıza göre bu dünya bizim. Şeklini beğenmiyorsak değiştirmek de dâhil onunla ilgili kafamıza göre tasarruf edebiliriz.

Yalnız sanki bu dediklerim doğru değil gibi. Sanki dünyanın bizden başka sahibi (her şeyin sahibi Allah, o ayrı) var sanki. Gökler yani galaksi imparatorluğu sanki dünyayı sahipleniyor ve istediğimiz gibi kullanmamıza izin vermiyor. Baş edemediğimiz fırtınalar, depremler, küresel ısınma, dünyamıza çarpacak kuyruklu yıldız, dünyaya düşecek göktaşı söylentileri… Tabi zavallı uzay cemahiriyesinin hiç ilgisi olmayabilir yani bütün bunları biz yaratıyor olabiliriz.

Bu şaka gibi saçma yazıyı yazma amacım dünyayı sahiplenme duygumuzu artırmak. Koruyalım ama kafamıza göre işimize yarar değişiklikler de yapalım altımızdaki bu topta. Karınca gibi yaşamayalım, sonuçta her şeye hükmeden insanız biz.

Gerçekten dünya altımızda pek bir sahipsiz gibi duruyor. Ve üzerinde biz de öyle. Biz ona sahip çıkalım, o da bize. Bizim bir birimizden başka kimimiz var. Bu gezegen bizim olduğuna göre onunla zaten topaç gibi oynuyoruz; ama yapmak için değil, yıkmak için…

Uzay keşiflerimiz dünyayı beğenmediğimiz için değil; zira bir yandan Mars dağlarına tırmanırken öbür taraftan b…klu derelere villa dikiyoruz. Hem zaten oralar işimize yarasa da almayacağız ki, görmek için gidiyoruz, elimizde kılıç mı var?

Ne yapabiliriz diye düşündüğümüzde önümüze fazla seçenek çıkmıyor ne yazık ki; yapan yapmış zaten,  top gibi önümüze koymuş… Üzerinden gitmek pek bir zahmetli, üstelik kuşları ürkütüyoruz; dünyanın içine bir yandan girip diğer yandan çıkacak otoban yapsak… Türkiye Kato dağından girsek Peru Maçu Piçu’dan çıksak. Nasıl olur demeyin, yerin altı altın dolu deyin, Amerikalı altın arayıcıları yapar. Apollo bilmem kaçı da araç olarak kullanırız. Yemenli hacı baba fişfiş biner saatte bilmem kaç Apollo bilmem kaça dakikada Maçu Piçu’da. Deve sütünden bıkmıştır garibim Lama sütüyle kahvaltı yapsın; gerçi ikisi de deve ya…

Ya da kuzey kutbunun buzullarını eritsek diyorum… Sular akmadığı zaman rahat banyo yaparız, ya da son kez banyo yaparız. Adalet mi bu, bir yanda buz dağları diğer yanda su dilenen Afrikalı. Aptal senarist kendi encamının senaryosunu yazarmış, bu dediğimiz zaten olacak gibi, küresel ısınma hazretleri buyurdu, gösterecekler bize kuzey buz dağlarıyla banyo yapmayı!

Hani olağanüstü bir güce sahip olsak, dünyayı topaç gibi çevirsek, tam dönmeden bıraksak, Grönland Uganda olsa. Hem kutup ayıları biraz ısınırlar hem de İdi Amin’in yanıp kavrulmuş ruhu biraz serinler. Biz de her halde Anraktika yakınlarında köpek balıklarının midesinde oluruz!

Aslında topacımla daha çok oynamak istiyorum ya beyaz amca kulağımı çeker, topacımı elimden alır. Zaten rüyaydı, dünyayı kim bize veriyor ki. Sadece çöplüklerinde oynama hakkımız var.

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kerim Bey, topacın dışında oynuyoruz oynadığımız kadar, bu da yeter de artar bile. Bilirsin birkaç yıl öncesine kadar şu bilgisayarlarımızın fareleri var ya, onların iç kısımlarında yuvarlak dönen bir top vardı. Küreselleşmiş dünyanın, onun göstergesi bilgisayar teknolojisine yansıdığını gördüğüm minik top, ne var ki fareye monte edilmesi ilginç olduğu gibi, yeni ürün bilgisayarlarda pabucunun dama atılması da bir o kadar ilginç olmuştur. Bu gerçekte, küresel köyümüzün yok olma tehlikesini yaşadığını göstermektedir. Bu arada ABD Başkanı Barack Obama da beysbol oynamak istiyordu onunla; ama bakalım neler olacak. Belki sopasını sallar; ama ıskalaması kuvvetle muhtemel. Çünkü gerçekliği görünür olmaktan çıktı dünyamızın. Görüşmek üzere, sevgi ve saygılar…

Rıza Üsküdar 
 04.02.2014 18:24
Cevap :
Bilgece yazılmış bu güzel yorum için teşekkür ederim.  05.02.2014 18:12
 

Merhaba Kerim bey...Biz dünya ile oynayamayız ki, o zaten güneşin oyuncağı...Salmış onu uzaya ve bir dolap beygiri gibi döndürüyor etrafında...Bir de ona tembih etmiş, "dönüş hızında bir saniye düşüş olursa parçalanıp gidersin; üzerinde yaşayanlar buna kıyamet derler"...Biz dünya ile topaç gibi oynayamayız. Aslında o bizimle oynuyor...Bazan bir sallanıyor, feleğimizi şaşırıyoruz. Binlerce kişimiz ölüp gidiyor...Biz dünya ile oynayamayız; o efendisi güneşin bilinen en güzel oyuncağı...Kafasını bozarsak bize öyle bir oyun oynar ki...Örneğin, efendisi güneşe, "şu kutuplardaki buzları bir eritsene" derse neler olur biliyor musunuz? Dünya, Eyfel kulesi yüksekliğinde sularla kaplanır. Yüzme bilenler balığa döner...Ben derim ki, onunla oynayıp başımıza iş açmayalım...Onunla iyi geçinelim..vs.vs :)) Selamlar.

cdenizkent 
 04.02.2014 12:12
Cevap :
Farklı ve ilginç yorumunuzu tebessümle okudum.  05.02.2014 18:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 4996
Toplam yorum
: 13148
Toplam mesaj
: 282
Ort. okunma sayısı
: 669
Kayıt tarihi
: 21.09.08
 
 

Sadece sayfalarda kalan yazılar şaheser olsalar bile önemsiz ve anlamsızdır. İnsanlara ulaşan ve ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster