Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Şubat '14

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
868
 

Herkesin zengin olacağı bir düzen yoktur ama hiç kimsenin fakir olmayacağı bir düzen vardır

Herkesin zengin olacağı bir düzen yoktur ama hiç kimsenin fakir olmayacağı bir düzen vardır
 

Ülkelerin ve genel olarak dünyanın refah planlamasını yapanlar zenginlerin zenginliği yerine fakirlerin düzlüğe çıkmasını hedef alsalar iyi olurdu ama bu hiç akılcı olmazdı.

Bu, bir çuval paranın beşer onar herkese dağıtılması gibi bir şey. Bir çuval para o an için birilerinin karnını doyurur ama ekonomik anlamda topluma bir şey kazandırmaz.

Ya nasıl olacaktı? Topluca yatırıma aktarılıp artı değer yaratması sağlanacaktı. Biz bugüne kadar zenginlerin ve devletin parasını fakirlere dağıtsaydık şu anda zenginler parasız, devlet fakir, fakirler ise açtı.

Çünkü fakirler çok, elli milyon. 800 milyar dolar GSMH’yı kişi başına dağıtsak kişi başına 11 bin küsur dolar, yani 22 bin lira. Şimdi soruyorum, 22 bin lira kimin maddi sorunlarını çözer? Bugün çözse bile yarın nolur?

İşin doğrusu bu ya, devlet ve zenginler olması gerektiği gibi yatırım yaptı. Buradan halka bir refah payı düşecekti. Ülkemizdeki tüm bu yatırımlar olmadan önce 1930’larda 40’larda, dedelerimizin, babalarımızın ekonomik durumu neyse bugün bizimki de aynı olunca (Asgari ücret 800 lira, bağ kur maaşı 600 lira, emekli maaşı 900 lira) binlerce on binlerce fabrika ve iş yerinin bunca yıllık kazançları noldu diye insan merak ediyor. Üstelik 326 milyar dolar borç alınmış ve her yıl bugünün parasıyla ortalama 200 milyar dolar vergi toplanmışken…

Bazılarının çok zengin olacağı, herkes fakirken ya da herkesin az zengin olacağı Koçumuz Sabancımız yoğken, hangisi daha mümkün hangisi daha avantajlı? Herkes varlıklı olamaz, herkesin her şeyi olamaz Ganj ambarları yeter mi, nimetler sonsuz olsaydı keşke. Koçumuz Sabancımız olsun amma velâkin Cemşit’imin ayakkabıları yırtık olmasın! Ama böyle her mahallede bir milyoner politikası yırtık ayakkabılı Cemşitler yaratıyor mecburen.

Refah mevzunda iki arada bir derede kalmış Korkut, herkesin zenginliği (zenginlik dediysek orta) ya da birilerinin çok zenginliği Karun gibi… Koçlar Sabancılar on tane yüz tane, fakir elli milyon; ne yapsak nasıl yapsak ki… Dışarıdan insanlar sorunu kolay çözerler: “Herkes refah içinde olsun”

Elbet bunlar kıvırma değil bir şeyler yapacağız, Cemşit’in ayakkabısının yırtık olduğu bir dünyayı kabul etmiyoruz. Bir kısım insanları mutlu diğer bir kısmını mutsuz eden düzen olmaz. Koçların Sabancıların milyar dolarlarının Cemşit’imin 800 lira asgari ücreti nedir, kefen parası mı? Onun milyar doları olmasın, ötekinin de yırtık ayakkabısı… Dışarıdan kolay: “Herkes zengin olsun” Nasıl olacaksa.

Bir tutarımız var yine de, gariplerin gıdası ağaların göbek taşı zevkine gidiyorsa ve de bu göbek taşı çalınmışsa sahibini (daha doğrusu sahipleneni) hapse atıp göbek taşını da satıp Cemşit’i doyurmamız lazım, Koçları ürkütmeden tabi; hak edilmiş servetler trilyon dolar olsa bile alın teridir, Koçların Sabancıların varlığında gözü olanın gözü çıksın!

Zor olan seçilmeli, refah taramasına yukarıdan değil aşağıdan başlanmalı; ağanın göbek taşı zaten vardır, derdimiz garibin altında minderi var mı? Bu arada “idare etsin, bu kadar yeter” dilenci politikalarını göbek taşı ağalarının ve dahi onların yalakalarının ağzına sokacağız, benim ülkemin imkânları bu kadar diyen adamı zeytin dalına asacağız; Cemşit’imin ayakkabısı olacak üstelik iskarpin olacak!

Bu konuda Kerim Korkut’un “kayıtlı ekonomi” modeli umut veriyor, zenginlerin kaç lirası var değil fakir ne durumda bilelim diye. Bilecen de ne olacak salakana Nuri, yaşanılmayacak tabloları değiştirmek zorunda değil misin? Benim kırk yıl önceki gelirimle şu anki gelirim aynı, kırk kuruş artmamış. Üzülmeli miyim yoksa azalmamış diye sevinmeli miyim? Kerim Korkut’u işte bu nedenle seviyorum; adam bu hesapları yapıyor.

Devrimbazlar maaşlar 3 bin olsun diyor da nasıl olacağını söyleyen yok. Göbek taşı hırsızını yola getirirsek bu kadar olur mu ki; Aladağlardan da mantar toplamamız gerekiyor gibi geliyor bana… Ne desek boş, ışık var ama o kadar uzak ki. Umutlarımız yola çıktı, Cemşit’im dayan! Ama bu sefer ilk kez, dünyada hayatta ilk kez, kervanlar gerçek. Hadi koçum benim! Biz bu dağı aşarız evvel Allah!

 

Ömer Faruk MENCİK YILMAZ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Kerim bey...Bu düzeni "zenginlik" ve "fakirlik" ölçütlerinde değil de "mutlu" ya da "mutsuz" ölçütünde ele alsak daha doğru olmaz mı? Zengin olup da "mutlu olmayanlar" ve de fakir olup da "çok mutlu insanları" vardır...Örneğin Kuzeybatı Avrupa ülkelerinden bazılarında insanların "mutluluk" oranları oldukça yüksektir...Ne dersiniz...? Selamlar.

cdenizkent 
 05.02.2014 16:52
Cevap :
Ya bu çok dillendirilen bir konu ama ben meseleye gerçekçi ve maddesel bakıyorum...Kuru ekmeğe şükreden zihniyeti kabul etmiyorum. Zaten dinde de böyle bir şey yok. Yokla güleceğine varla ağlasın.  08.02.2014 8:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 4777
Toplam yorum
: 12840
Toplam mesaj
: 282
Ort. okunma sayısı
: 669
Kayıt tarihi
: 21.09.08
 
 

Sadece sayfalarda kalan yazılar şaheser olsalar bile önemsiz ve anlamsızdır. İnsanlara ulaşan ve ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster