Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Kasım '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
471
 

Bugün 10 Kasım hüzün ve görev dolu gün …

Bugün 10 Kasım hüzün ve görev dolu gün …
 

(Not okuyucularıma ; 10 Kasım Atatürk'ü anma yazımı erken kaleme aldım.)

Yıl 1938. Güz yaprakları ve ülke solgun. Mustafa Kemal Atatürk solgun. Hasta yatağında.  Kendine bir gelse. Yeniden şahlansa yapacak öyle çok işler var ki?

Herkesin yüzü solgun. O an herkes çok derin yaralı. Düşünceler dalgın, yürek çok  içli ve buruk.

O Kasım nasıl unutulur? O, 10 Kasım nasıl unutulur?  Mustafa Kemal Atatürk’ün ardından gözler yaşlı, yürekler acılı, yaslı idi.

O günleri hayal etmek bile güç. Canlandırmak daha güç. Ülke ne çok yorgun. Ata’m Mustafa Kemal Paşa ne çok yorgun.

O cepheden, diğer cepheye, savaşlar, zaferler, devrimler, yenilikler , çağa uygun gelecek yüzyıllara uygun işler, yenilikler hedef konmuş çağdaş uygarlıklar seviyesinde  bir Türkiye.

Hiç düşündük mü? Çağdaş uygarlıklar seviyesinde bir ülke ne demek?

Biz çağdaş ve gelişmiş yepyeni bir Türkiye’mi inşa ediyoruz.

Ne yapmışız? Ne kadar yapmışız? Bir ülkü üzerine kurulan Türkiye’de? Türk halkının mutluluğu, gelişmişliği  demokrasisi neyle ölçülmektedir?

Ata’m Mustafa Kemal Atatürk’ten sonra başlamış yoksulluğumuz, yoksunluğumuz, geri kalmışlığımız.

Çalışmaktan, demokrasiden yoksun bir ülke. Türkiye yüksek ve çağdaş değerler üzerine kurulmuş ancak devam ettirilmemiştir.

Elbette sayarsak pek çok. Bugün geçmişte yaşadıklarımızı gerçekten görecek olursak Mustafa Kemal Atatürk’ün verdiği mücadeleyi  daha iyi özümseyebiliriz.

Bu ne istediğimize, nasıl istediğimize bağlı. Biz bağımsız ve özgür çağdaş ve demokrasi seviyesini yakalamış diğer devletler arasında örnek ve önder, öncül bir ülke miyiz?

Demokrasinin kanalları nerede neden tıkanmış? Demokrasiye giden yolu neden kapatmışlar?

Hepsi birer yönetimin iç karartıcı yönleri. Sular ters akmış.

Bir On Kasım ne çok şeyler düşündürecek?  İnsanın mutluluğu neden hedef alınmamıştır?

Birer birer tarihin gizli siyaset yapraklarından dökülmektedir…

Mustafa Kemal Atatürk’ün sevgili Ata’mın bize hediye ettiği bu büyük Cumhuriyet. Cumhuriyet diye haykırıyoruz…

Tıpkı 0 gece Mustafa Kemal Paşa’nın İsmet Paşa ile yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz diye haykırdığı, şahlandığı gibi.

İnsanı en medeni, en çağdaş, en uygar seviyede yüzyıllara taşıyacak, diğer ülkelerle barış ve çağdaş yapıda yürüyecek bir yönetim şekli.

Ta ki o gün, o gece düşünülmüş. Büyük işler,  büyük sonuçlar, büyük görevler, taşıyacak omuzlar gerektirmektedir.

Cumhuriyet bayramı bu yıl halkın büyük coşkusu ile tüm şehirlerde sanki o geceki, o gün Meclis’teki heyecan kadar yüksek ve titrek çıkmıştır.

Cumhuriyet halkın kendini ifade edebileceği bir yönetim şeklidir. Cumhuriyet  insanın mutluluğudur.

Cumhuriyet  Mustafa Kemal Paşa’nın değil sadece, Türk milletinin kendi öz ve gür, güçlü sesidir. Cumhuriyet yok olmuş ve çökmüş bir devrin yeniden yapılanmasının ve savaşlarının içinden çıkmış bu sürecin içinden geçen olayların, devletlerin yeniden çağa uygun ve Türk Milleti'nin benliğine uygun bir şekillenmenin adıdır.

Cumhuriyet tarihi süreçten ve olaylardan şekillenmiş bir yepyeni özgürlük anlayışıdır.

Anlamak için o devrin tutsaklığını göz önüne getirelim… İşgal edilen topraklarımızı. Kendi vatanımızda karanlıklara gömülen bir halkın cephesini. İşgal edilen vatanımızı. Tarih o dönemleri gösteriyor.

Mustafa Kemal Paşa ve askerlerinin, atalarımızın bıraktığı emaneti kanlarıyla her karış toprağımızı hiç korkmadan ölüme koşanlar “vakur ve gururlu” bize emanet ettikleri Cumhuriyet’i omuzlarımız üzerinde taşımak bir görev, kaçınılmaz bir yetkidir.

Ne büyük işler… Titreyen destanlar, titreten zaferler. Ve büyük Türk Milleti.

Bugün 10 Kasım. Hüzün ve görev dolu gün. Ata’mızı anacağımız gün. Mustafa Kemal’i duyacağımız gün…

On Kasım geldi. Görev dolu.  On Kasım geldi hüzün dolu… Anıtkabir’de ruhlarımız  Sen’inle Ata’m. O tepeden ışığını yüzyıllara, insanlığa salmaya devam edecek. Yüzyıllar boyu ülkem, o gençlik olduğu gibi, dünya Sen’i anmaya, Sen’i anlamaya, izinden yürümeye devam edecektir.

10 Kasım’da  Sen’in ve şehitlerimizin ruhu şad olsun sevgili Büyük Ata’m. Muhteşem olan Sen’in fikirlerin ve yaptıklarındır…

Keskin, kararlı, alev alev, tüm kalpler Sen’inle Mustafa Kemal  Paşa’m. Masmavi gözlerin gözlerimizde, ruhlarımız bayrağımızda dalgalanıyor…

On Kasım geldi hüzün ve görev dolu…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 632
Toplam yorum
: 400
Toplam mesaj
: 79
Ort. okunma sayısı
: 509
Kayıt tarihi
: 19.07.08
 
 

Muğla'nın YERKESİK  beldesinde dünyaya gelmişim.  Yöremin o solunacak havasını, coğrafyasını çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster