Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Kasım '11

 
Kategori
Magazin
Okunma Sayısı
2784
 

Bülent Ersoy neden ağladı?

Bülent Ersoy neden ağladı?
 

Yaşadıklarımızın toplamıdır hayat dediğimiz olgu. Artılarımız, eksilerimiz.. Sevgilerimiz, nefretlerimiz.. Öfkelerimiz, sükünetliklerimiz.. Dostluklarımız, düşmanlıklarımız.. Hoşgörülüklerimiz iyimserliklerimiz, hoşgörüsüzlüklerimiz kötümserliklerimiz....

Daha da çoğaltabileceğimiz bu davranış biçimleriyle yaşarız yaşamımızın sonuna dek.

Bütün insanlar güzel doğar, ben buna inanırım... Olumsuz, negatif ve toplum değerlerine ters düşen davranışlar sergileyen insanlar ise aile eğitiminden yoksun veya çevresel etkenlerden dolayı kendisini geliştiremeyen kişiler olduğunu düşünüyorum...

İnsanız, hepimizin ufak tefek hatalarımızın olmasını olağan karşılarken, telafisi mümkün olamayan hareketleri afetmekse insan için zor olan şey olsa gerek.

İnsan, "Gençlik yaşı" dilimi dışında hep kendini sorgulamalı dır... O öyle bir yaş dilimi ki, bırakın kendi kendimizi sorgulamayı, her yaptığımız doğrudur o gençlik ateşimizde..

O yaş dilimi sonrasında dönem dönem kendini sorgulamalıdır insan... Kimlere haksızlık yaptığını, kimlere şiddet uyguladığını, kimleri kırdığını, üzdüğünü ve bunlara paraler olarak da, karşılık beklemeksızın hayata ve insana dair yapmış olduğu güzelliklerini, iyimserliklerini, evren içindeki tüm varlıklara göstermiş olduğu sevgilerini bir film şeridi gibi gözlerinin önüne getirip değerlendirmelidir.

Bülent Ersoy dün, Saba Tümer'in canlı yayın programında günah çıkardı mı diyelim, anılarını anlatırken göz yaşlarına boğuldu mu diyelim bilemiyorum ama bir şeylerden pişman olduğu belliydi...

Merhum Zeki Müren'den bahsederken "Keşke hayatta olsaydı da kavga etseydik" söylemindeki duygusal anlar geçmişe dair kendini sorguladığını yansıtıyordu..

Kadim dostu diye bildiğimiz İbrahim Tatlıses'in hastane ziyaretine gitmemesini de gündeme getirerek, üzüntüsünü belirten Ersoy, anlaşılıyor ki, geç de olsa kendisini sorguladığını gördük... Aynı şekilde Emral Avşar'ın cenaze törenine katılamamanın üzüntüsünü dile getirip Hülya Avşar'ın canlı yayına telefonla katılmasını sağlayarak kendisini afettirdi..

Hayat böyle birşey işte... Şöhret, ünlü olursunuz ama taşıması zor oluyor bazen...

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2210
Toplam yorum
: 1101
Toplam mesaj
: 80
Ort. okunma sayısı
: 451
Kayıt tarihi
: 03.07.07
 
 

25.05.1960 doğumlu. Üniversite terk. Müzik, seyahat ve tiyatro sever. Antalya Devlet Tiyatrosu'nd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster