Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Aralık '09

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
3463
 

Cahit SıtkıTarancı:Ölümün ve Hüznün Şairi

Cahit SıtkıTarancı:Ölümün ve Hüznün Şairi
 

Şair vardır, aşkı yazar, "Aşk okur, aşk dokur". Şair vardır; yağmur yağdırır, kar yağdırır ayrılıklar üzerine, yüreğiniz üşür, iliklerinize kadar hissedersiniz. Bazı şairler ise yalnızdır, paylaşamazsınız....Mapushaneyi anlatan şairler vardır; Hasretinden Prangalar Eskitir. İner Yedi Kol Demiri yüreğinizin kapılarına. Kendi kendinizin mahpusu olursunuz. Bir şairimiz de vardır ki, ölümden söz eder, söz etmekle de kalmaz ölümün melankolik hüznünü yaşatır bize.

Her adımda ona biraz daha yaklaştığını bildiğindendi belki de, yaşamımızdaki tek gerçeğin ölüm olduğunu ince bir hüzünle anlatışı.Cahit Sıtkı Tarancı, şiirlerindeki o yumuşacık temasla ruhumuza dokunarak, asla korkulacak bir şey olmadığını anlatır ölümün.Korkulan değil, çoğu kez kavuşmak istenilendir ölüm:

"Uyanır gibi birden, bir korkulu rüyadan / O içimden sevdiğim, benim olan dünyamdan / Bir ses bana 'gel' dese, ben o sesi işitsem / Kimsecikler duymadan bir kapı açıp gitsem!" (1)

Bir kapı açıp kapatmak kadar kolaydır ölüm. Oysa bizim "Alıştığımız bir şeydi yaşamak!" Ve yaşamımızın zamanla sınırlı oluşundandı içimizdeki o hiç bitmeyen sancı. Şairimiz, neresinde durduğumuzu bilmediğimiz bir ömrü yaşamanın ortak hüznünde birleştirir yüreklerimizi. Her okuyanın aynı duyguları paylaştığı "Otuz Beş Yaş" şiiri, kalan ömrümüzün gerçeklerini yansıtan bir ayna değil midir?

"Şakaklarıma kar mı yağdı ne var? / Benim mi Allahım bu çizgili yüz? / Ya gözler altındaki mor halkalar? / Neden böyle düşman gözükürsünüz / Yıllar yılı dost bildiğim aynalar? (...)

Aslında bir isyan şiiridir Otuz Beş Yaş. Yaşamın ona hazırladığı kötü sürprizden habersiz, geçip giden gençliğin ardından yazdığı bir tür ağıttır bu şiir.

Tarancı'nın aşkları da hüzünlüdür. Kendini çok çirkin bulan bir adamın yaşadığı ruh haliyle yaşar aşklarını da. Ve Elbette tek kişilik aşklardır bunlar...

"Ne olur içimde her zaman bir ümit, / Her uzak şey gibi, öyle yalnız hayal / Yalnız rayiha, renk,şarkı halinde kal" (2)

Bu dizeleri içinden de olsa söylediği biri var mıydı bilemiyorum ama içindeki o kocaman boşluğu dolduracak kadar fazla dostu olmadığı bir gerçekti...

"Neden sonra farkına varıyorsun / Etrafındaki korkunç ıssızlığın / Yar olsun, dost olsun ne arıyorsun / Adresi belli mi vefasızlığın? "

"Aşk! Dostluk! Hepsi dökülen yapraklar / Çıplak bir ağaç, durgun suda aksin / Yalnızlık dediğin hayatta başlar / Kabir boyunca devam etmek için." (3)

Nedir bu yalnızlığın, melankolinin, ölümü böylesine kabüllenişin nedeni? Yüreğinin dışa örtük kapısı ardında saklı çekingen, aşırı duygusal bu adam yaşama neden böyle kaygılı bakıyordu?

Alınan iyi bir eğitim, sahip olunan iyi bir yaşam, insanı her zaman mutlu etmeye yetmediğindendi belki de. Yaşadığı bohem hayatın içinde dostlarıyla yalnızlığını paylaştığını söylemek elbette zor. Ama bir şey vardı onu yaşama sıkıca bağlayan. Dostluklardan da, aşktan da öte bir şey: Şiirdi bu!

Ve şiirdi onu ölüme rağmen ölümsüzleştiren... Ölüme karşı isyankar bir ruhu, ölüm ancak bu kadar ölümsüz kılabilirdi...

"Kapımı çalıp durma ölüm / Açmam / Ben ölecek adam değilim!" (4)

Derken haklıydı Tarancı. O, ölecek adam değildi kırk altı yaşında.

Zaten ölmedi de!

1- Bir Kapı Açıp Gitsem

2- Sen de Her Şey Gibi

3-Neden Sonra

4-Ben Ölecek Adam Değilim

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

O'ndan okumadan yola çıkılır mı ? O'nu pir bilmeyen şair olur mu ? Sevgiler..

Ata Kemal Şahin 
 27.12.2009 7:42
Cevap :
Bence de. Paylaştığınız için teşekkürler.Mutlu bir yıl dileğiyle...  27.12.2009 19:40
 

En özel şairlerimdendir benim. bana şiiiri sevdiren, edebiyatı sevdiren şair ve ne hoş anlatmışsınız Melek hanım. Saygı ve sevgilerimle...

Özlem Akaydın 
 26.12.2009 21:26
Cevap :
Teşekkürler sevgili Özlem. Nerede olduğunuzu sorarken, yazılarınızı özlediğimi kastetmiştim... Ama ziyaretinize de çok sevindim tabii. Bu arada, web sitenize de ulaşamıyorum, kapatmış olabilir misiniz?  26.12.2009 22:25
 

..adını yalnızlığı büyüttü ama yalnızlığı yüzünden de bedeni uçup gitti. Günümüzde de kalabalıklar içerisinde yalnızız. Ne dost, ne arkadaş, ne de sevgililer, Lâle Devri'ndeki gibi gerçek değiller. Sanal bağlar, gerçek bağlardan daha sağlam nitelikte. Gerisini düşünürler düşünsün.

Yüksel ÖNAÇAN 
 26.12.2009 14:46
Cevap :
Sanal bağların ne kadar gerçek olduğu tartışılabilir elbet ama günümüz insanının yalnızlığı konusunda haklısınız. Günlük hayatın koşuşturması içinde, sahip olduğumuz dostları da kaybediyoruz. Paylaşımınız için teşekkürler, selamlar.  26.12.2009 22:16
 

Cahit Sıtkı aklıma gelince, hemen yolun yarısı aklıma geliyor. Ve şimdi çocuk olmak vardı diye içimden geçiriyorum. Selamlar...

Mesut KARİP 
 25.12.2009 18:34
Cevap :
Önemli olan "Hissetmek" Mesut Bey. Hissettikten sonra insan her yaşta çocuk olabilir... Paylaştığınız için teşekkürler...  25.12.2009 19:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 217
Toplam yorum
: 1809
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2076
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

Burada yazarken kim olduğumuzun, ne olduğumuzun bir önemi olmadığını düşünüyorum. Önemli olan yaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster