Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Aralık '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
3267
 

Çalıntı

Çalıntı
 

Hiç aklımda yoktu, öylesine çalıverdim işte. Birisinin kapısını değil; zamanımı. İşyerinden izin alıp çıkmıştım, ne kadar süreye gereksinimim olacağını bilemediğimden, bütün öğleden sonrası için almıştım iznimi. Aslında biraz da, erkenden evde olmak istedim. Ama düşündüğümden de çabuk bitti işim. Ben de hayatımdan “zaman” çalmak istedim. Hani hiç aklınıza gelmeyen bir anda, “zaman” size kalır, ya da hayatınızın olağan akışının dışında bir şey yaşarsınız... “Çalıntı” derim ben böylesi zamanlarıma. Bu gün de işte böylesi bir zamandı benim için. Griliğini yavaşça yitirip, maviye çalan serin bir İzmir gününün öğleden sonrasında, evime koşmadan önce, “Deniz”imi yaşamak istedim; ne zamandır görmemiştim; özlemiştim... O özlemle, Mustafa Kemal Sahil Bulvarı’nı aşıp da, denizin kıyısına bir geçişim vardı, görmeliydiniz!


O da beni özlemiş olmalıydı; kıyısına vardığımda esen “Poyraz”a bakılırsa. Yoksa imbat mıydı? Bu rüzgârların ne olduğunu bir türlü öğrenemedim. Bir tek, poyrazın soğuk olduğu kalmış aklımda. Denizden yani kuzeyden estiğine, eserken üşüttüğüne bakılırsa poyraz olmalıydı. Bu kış gününde imbat olacak değildi ya. Kim bilir... İzmir bu, belli de olmazdı... Bu sefer de bir başka güzeldi körfez; mavi desem değil, gri desem hiç değil, sanki, sanki maviye çalan bir griydi. Ya da ben öyle sandım bilmiyorum. Önemli de değildi, yine bütün güzelliğiyle, ufka uzanan enginliğiyle oradaydı. Sıkı esiyordu rüzgâr, iyice kapadım mantomun önünü, sıkı sıkı sarındım. Kimseler yoktu kıyıda; yürüyen bir iki kişi, balık tutan, kır saçlı bir adam ve bir “boyozcu”. Haşlanmış yumurtalarıyla satıyordu her zamanki gibi boyozlarını. Bu kez ruhumun açlığı doysun diye, bir boyoz alıp, döke saça yedim, kırıntılarını balıklarla paylaştım. Biraz da rüzgarda savrulan saçlarımla.


Çalıntı zamanımın keyfini çıkara çıkara, Güzelyalı Köprüsü’ne ulaştığımda, köprünün ayağında, bir zamanların simgesi yeşil parkasıyla, saçı sakalı birbirine karışmış bir adam, öylece beton zemine yatmış uyuyordu; “hayatı” zaman tarafından çalınan bir adam... Daha bir üşüdüm sanki onu görünce, içim sızladı. Köprüyü geçerken, ayaklarımı sallayıp oturduğum kenarlıklar bile güldürmedi yüzümü. İçimde inceden bir sızı...eve yollandım.


Zamanın “hayatınızı çalması” yerine, hayatınızdan “çalıntı zamanlar”ınızın; "mavi an”larınızın olması dileğiyle, sevgiler.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

o yeşil parkalıya ait zamanın tümü..ve bizler kendimizi kandıramadığımız zaman bi rbeton zemine uzanıp...bile beceremez haldeyiz. hakiki aşklar köprü altlarında yaşanmaz mı.. zamanı çoğalmak derim işten kaçırdığıma az uyuduğum zamanlara..ya da "seninle bir dakikika"da olduğu gibi derin sade içten zamanlara..

Salih ERDAGI 
 27.02.2008 2:51
Cevap :
"Zamanı çoğaltmak" Belki bu daha hoş bir tanımlama ama benim genellikle yapacağım bir sürü bir şeyler olduğu için, böyle "gidiverdiğim" zamanları, hayatımdan çalmışım gibi geliyor. Çünkü olağan yaşantıma döndüğümde onlar yine beni bekliyor oluyor:) Ve "Seninle bir dakika" Çok özel bir şarkı. Sevgiler, maviyle.  27.02.2008 13:51
 

Ben da ara sıra kendimden zaman çalarak büyük bir keyifle harcarım. Bunu neye benzetirim biliyor musunuz? Hani annesinden gizli elma şekeri alan çocukların kapı arkasında büyük bir iştahla btirerek hiç bir şey olmamış gibi kapıyı çalarak geri dönmesi gibi! Mesela adımlarım beni Çekirge caddesine kadar götürür oradan Çırağan'da bir porsiyon pizza, çam kokusu ve huzur! Bana kalan mutluluğun sınırlarını da asla çizemem o muhteşem kaçışlarımda. Kimi şiirlerim de hep bu kaçamaklarda yazılmıştır, itiraf ediyorum. Güzellikler peşinizden hiç ayrılmasın. Sevgiler. NiLgÜn :)

NİLGÜN BURSA 
 18.12.2007 14:18
Cevap :
Mavilerime, kırmızılarla;"elma şekeriyle" katkıda bulunduğunuz için çok teşekkürler. Kırmızıları da çok severim ama bence mutluluğun rengi mavi. Sevgiler, bayram mavileriyle...  18.12.2007 22:09
 

Bana bile iyi geldi senin hayattan, sana ait olanları böylesine güzelce geri alman arkadaşım

kevser şekercioğlu akın 
 12.12.2007 20:11
Cevap :
:)) Canımsın...biliyorum senin de mavilendiğini, tüm yeşilliğine rağmen. Sevgiler, maviyle...hadi yeşillerle de olsun.  13.12.2007 14:25
 

Zamandan çalmayı... bir keşfim oldu... zaman benden dostlarımı çalmış.Hani diyorum belki de onlar calındıysa demek ki gitmeliymişler. Çalınmayacak kadar emekli dostluklar dilerim...

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 12.12.2007 17:24
Cevap :
:)) Ama ben "mavilendiren" çalıntıları anlatmıştım. Bu yazdığınız başka. Üzüldüm adınıza. Ben "dostum" dediğim hiç kimseyi çaldırmadım bugüne kadar.Sevgiler, maviyle.  13.12.2007 14:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 208
Toplam yorum
: 2556
Toplam mesaj
: 478
Ort. okunma sayısı
: 3230
Kayıt tarihi
: 29.03.07
 
 

Yazmak... Öyle güzel, öyle hoş ve öyle derin bir eylem ki!.. Olmazları bile oldurabiliyorsun. "Ke..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster