Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Nisan '10

 
Kategori
Çevre Bilinci
Okunma Sayısı
706
 

Çernobil faciasının 24.yılında "kanser"de ürkütücü tırmanış!

Çernobil faciasının 24.yılında "kanser"de ürkütücü tırmanış!
 

Çevrenize nükleer santral yapılmasını ister misiniz?


Greenpeace’in bayrak gemisi Rainbow Warrior, bugüne kadarki en uzun turunu gerçekleştirmek için bir kez daha Türkiye’ye geliyor. 22 gün sürecek bu ziyareti bizim için daha da anlamlı kılan husus, Rainbow Warrior’ın tarihte ilk defa Karadeniz’e gidecek olması, hem de Çernobil faciasının 24. yıldönümünde...
Geminin İstanbul, İzmir, Antalya, Mersin ve Sinop’ta belirli günlerde halkın ziyaretine açık olacağı bildirilmiş olup, aşağıdaki linke tık’landığında; hem geminin ziyarete açık olduğu şehir ve tarihler görülecek ve hem de ayni sitedeki haritada hükümetin “nükleer santral” yapmayı “hayal” ettiği bölgeleri de görebilirsiniz.

http://nukleer.greenpeace.org/gemituru.php?utm_source=mailing&utm_medium=gpmail&utm_campaign=rainbowheader

Bu arada, 26 Nisan 1986 tarihinin de hiç unutulmaması gereken bir tarih olduğunu, hafızamızalarımıza kazımalıyız; çünkü bu tarihte Çernobil’de öyle korkunç bir nükleer patlama meydana geldi ki; bu patlamanın neticesinde, Hiroşima’nın 100 katına denk gelecek kadar dehşet verici bir facia meydana gelmiştir!

Bu boyutta bir patlamanın dünyanın birçok ülkesini etkilediği görüldüğü halde; ülkemizde o tarihlerde görev yapan siyasi iktidar sorumluları tarafından “Ülkemizde radyasyon yok!” beyanatları verilerek, öylesine sorumsuz bir hava estiridi ki; sanki "Çernobil faciası"da ülkemizi teğet geçti! Halkımıza tehlikeli boyutlarda radyasyon içeren çayları içirdiler, ihraç edilip de radyasyonlu diye iade dilen fındıkları yedirdiler!..

Oysa, bu facia, özellikle Karadeniz ve Trakya bölgelerimizi fazlasıyla etkilemiş ve bu tarihten sonra ülkemizde kanser olayları özellikle de bu bölgelerimizde çok dehşet verici rakamlara ulaşmıştır; buna sanırım birçoğumuz yakın çevresinden de tanık olabilmektedir…

Benim yakın çevremde, sadece 6 ay içerisinde 5-6 kişi kanserden vefat etti; bir o kadar da halen hastalığı sürmekte olan tanıdığım kişi mevcut!
Bu konuda, çeşitli zamanlarda bazı istatistikler yapılmakta ise de; ne yazık ki bunlar hakkında -suni gündemler sebebiyle- gerektiği şekilde analizler yapılarak, çözüm arayışlarında bulunulduğunu görememekteyiz...

Bu çalışmalardan bir tanesini gündeme taşımak istiyorum: Hopa Belediyesi ile Türk Tabipler Birliği’nin ortaklaşa yürüttüğü bir çalışmada ki veriler aynen şöyledir:

(1-30 Eylül 2005) tarihleri arasında Hopa ilçe merkezinde yapılan çalışmada; 1939 evde yaşayan 7 bin 831 kişi üzerinde gerçekleşen araştırma sonucunda 76 kanser vakası saptandı.

Hopa ilçe merkezindeki Sağlık Ocağı’nın kayıtlarına göre 2003 yılında meydana gelen 38 ölümün 21'i, 2004'te 36 ölümün 14'ü, 2005'te 22 ölümün 11'i kanser nedeniyle gerçekleşti. Bu üç yıl içinde meydana gelen 23 ölümün nedeniyse saptanamadı. Yani Hopa’da son üç yılda gerçekleşen ölümlerin yüzde 47.9'u kanserden! Bu Türkiye ortalamasının hayli üzerinde. Çünkü Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre 2004 yılında Türkiye’deki ölümlerde kanserin payı yüzde 11!

Hal böyle iken; hükümet Çernobil faciasının 24. yılında Sinop’a nükleer santral kurmayı planlıyor. Ayni şekilde kanser olaylarının diğer bir artış gösterdiği bölge olan Trakya’da da; “Kırklareli-İğneada” ve “Tekirdağ- Edirne” bölgelerinde 2 tane birden nükleer santral kurmayı tasarlıyor!
Bu kadarı ancak, bizim gibi az gelişmiş ülkelerde olabilir; çünkü hiçbir bilimsel veriyi analiz etmeden, bilim çevrelerinin fikrini almadan yapılması tasarlanan bu santralarla sağlanacak enerjinin ekonomik olabileceği öne sürülebilir, ama halkın ruh ve beden sağlığı hiçe sayılarak, böyle bir karar alınabilir mi?

Acaba bu santraları kurmak için can atanların herhangi bir yakını kanser hastalığına yakalandı mı ve bu acıyı çok yakınlarında hissettiler mi?
Bunu hissetmedikleri o kadar belli oluyor ki; eğer bir yakınları bu ölümcül hastalığa yakalansa ve onun acı içinde çırpındığını görselerdi; bu kadar kolayca çok sayıda “nükleer santral” kurulmasının kararını alamazlardı!
Şimdi bazı arkadaşlar haklı olarak, belki diyeceklerdir ki; Avrupa ülkelerinde bu santrallar kurulu olup, halen enerji elde edilmeye devam edilmektedir.
Doğrudur, ancak şunu da bilmek gerekir ki; bu santrallara sahip birçok Avrupa ülkesinde yıllardır yeni nükleer santrallar kurulmamakta ve bu konuda Almanya, yeni santral yapımını yasaklayan ülkelerin başında geldiği gibi, ayni zamanda da yakın gelecekte tüm nükleer santralların kapatılacağını yasal olarak garanti altına almıştır.

Ülkemizin yeterince kullanamadığı çok önemli enerji kaynakları mevcuttur: hidrojen, rüzgar, güneş ve jeotermal gibi tabii ve yenilenebilir potansiyellerimizin kullanılması, çevre ve insan sağlığıyla da uyumlu olacaktır. Ancak, ne yazık ki AKP iktidarının, bu yönde sağlıklı politikalar oluşturmak yerine, çevre ve insan sağlığının hiçe sayıldığı riskli yatırımlarla gündeme geldiğini görüyoruz!

Çernobil'i unutmamalı ve unutturmamalıyız!..

Kaynaklar : http://www.ttb.org.tr/kutuphane/cernobil_06.pdf 

 

 


 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 52
Toplam yorum
: 57
Toplam mesaj
: 39
Ort. okunma sayısı
: 1879
Kayıt tarihi
: 05.03.09
 
 

Okumayı seviyorum ve okumanın, insanın içindeki havuza taze suların katılmasını sağladığına inanı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster