Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mart '15

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
78
 

Cinnet

Son zamanlarda yoğun olarak karşılaştığımız haberler var. Cinnet geçiren baba ailesini katletti. Cinnet geçiren çocuk annesini öldürdü. Cinnet geçiren anne çocuğunu hastanelik etti. İnsanlar da değişen bir şeyler var. Bir şiddet eğilimi var. Trafikte kırmızı ışıkta dururken korna çalan insanlar var. Sürekli bağırıp çağırışlar. Bir hiddet, bir tahammülsüzlük var. Neler oluyor bize? Nedir bu hale gelmemize neden olan şey. Bir baba evlatlarını gözünü kırpmadan nasıl öldürebilir. Bir çocuk, çocukluğu ile nasıl cinayet işleyebilir. Bir insanı öldürmek bu kadar kolay mıdır?

Hayatımızın içine delicesine işlemiş olan bir kavram var ki bunun adı vazgeçmek. Şöyle bir düşünelim. Nelerden vazgeçebiliriz? Ailemizden, işimizden, evlatlarımızdan, hayatımızdan vazgeçebilir miyiz? Sağlıklı düşünüldüğünde hiç birinden vazgeçemeyiz. Fakat çok kolay vazgeçebiliyoruz. İnsanlar evleniyorlar. Her evde mutlaka geçimsizlik, anlaşmazlık olacaktır. Olmazsa sorun vardır diye düşünmek gerekir. Çünkü evlilik bir kurum. Bu kurumun içerisinde farklı insanlar var. Farklı kültürler, farklı alışkanlıklar. Amaç ortak payda da buluşabilmek. Bu niyet ile bir yola çıkılıyor. Anlaşmazlıklar oluyor. Aileler devreye giriyor. Kızım / oğlum boşanırsın biter. Bu kadar kolay mı? Veya tahammülsüzlük boyut değiştiriyor. İnsanlar birbirlerini katlediyor. Ya sonra. Birileri ölüyor, birileri hayatlarını cezaevlerinde geçiriyor. Geriye kalanlara baktığımızda gözü yaşlı aileler kalıyor. Bir yanları buruk. Güvensiz. Öfkeli insanlar. Biz artık ya gerçekten bir şiddet toplumu haline geldik. Ya da istekleri, beklentileri bitmek tükenmek bilmeyen insanlar olduk. Mutsuz. Memnuniyetsiz. Neye sahip olursak olalım mutlu olmayacağız. Tedavisi, telafisi yok.

Acaba dünya artık eskisi gibi olmadığından mı bizler de değişiyoruz. Hep daha fazlası, daha iyisi, daha güzeli diye bilmeyerek bilinçaltımıza kazıdıklarımızdan mı böyle olduk. En basit hali ile telefon sadece evlerimizde acil durumlar için kullandığımız bir iletişim aracıydı. Şimdilerde yeni çıkan ne var. Kaç mp kamerası var. Kaç gb hafızası var. Sosyal paylaşım sitelerini destekliyor mu? Bilgisayar sayılı evde varken şimdi minicik çocukların elinde tablet bilgisayarlar var. Haliyle gelişen teknoloji sayesinde her şey elimizin altına geldikçe bizim sabırlarımız tükeniyor. Tahammülsüzlük burada başlıyor. Bir gün telefonsuz, internetsiz yaşayamayız hiç birimiz. Çünkü beklentilere, isteklere cevap vermemiz gerekiyor. Sana mesaj attım. E-mail yolladım. Whatsapptan yazdım. Bunların hepsi teknolojik terimler. Hayatımızın içine gelip yerleştiler. Ve kabul etmekle kalmayıp yaşıyoruz. Vazgeçemiyoruz.

Teknoloji bize kolaylıklar ve hız katarken. Diğer taraftan tahammülsüzlük, sabırsızlık, sıkıntı ve stres olarak geri dönüşümlerini alıyoruz. İnsanların artık birbirlerine hoşgörüleri yok denecek kadar az. Çünkü her şey teknoloji ile bir tık ötemizde olduğundan o rahatlığa çok fazla alıştığımızdan bekleyemiyoruz. Her şey kusursuz olmak zorunda gibi düşünüyoruz. Buna göre yaşıyoruz. Birileri sesini yükselttiğinde bilgisayar oyunlarında ki gibi asıyoruz, kesiyoruz, biçiyoruz.

Bizler artık bilgisayar oyunlarında ki gibi hayatları yaşıyoruz.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 66
Kayıt tarihi
: 10.10.14
 
 

Deli dolu oturan Boğa, babasını özleyen kız çocuğu, Ahmet'in ekip arkadaşı, tasarım sever, hayatı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster