Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ocak '09

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1440
 

Çocuk şarkıları nasıl kayboldu?

Çocuk şarkıları nasıl kayboldu?
 

Geçen sabah TRT 1'deki sabah programını seyrediyordum. Bir ara ilköğretim çağındaki çocukları gösterdi. Bir masanın etrafında oturmuş pırıl pırıl çocuklardı. Okan Karacan çocuklara ' Hadi bakalım, bir şarkı söyleyin bizlere ' dedi. Çocuklar da Okan ağabeylerini kırmadılar ve neşe içinde şarkı söylemeye başladılar...

Bas gaza aşkım bas gaza.
Kim tutar seni, bas gaza.

O anki duygularımı ifade etmek için; içim çizildi mi desem, yüreğim burkuldu mu desem, böğrüme yumruk yemiş gibi mi oldum desem, ne desem, bilemiyorum...

O iki gün önceki şoku henüz atlatamamıştım ki, dün akşam Beyazıt Öztürk, programına ilköğretim 5. sınıf öğrencisi, son derece sevimli minik Bedirhan'ı çıkardı. Dinleyince inanamayacaksınız dedi, gerçekten inanamadım. Ceza'nın Holocaust'unu söyledi Bedirhan, ama ne söyleyiş. Ağzından saniyede kaç kelime çıkıyor, saymak mümkün değil. Stüdyodaki abileri ve ablaları gerçekten ağızları bir karış açık dinlediler Bedirhan'ı. Konuklardan Güven Kıraç ' Bu Ceza değil, mükâfat ' dedi.

Bütün bunlar olup biterken saat geceyarısını çoktan geçmişti. O yaşta bir çocuğun böyle bir rap şarkısını olağanüstü yorumlaması olağan mıydı diye düşüncelere daldım, hele ki o saatte.

Bende mi bir tuhaflık var, yoksa çocukların yetiştirilme tarzlarında mı? Yaşlanıyor muyum gerçekten, eski kafalı mı oluyorum gitgide? Biz o yaşlarda - bize göre neşe dolu - çiçek, böcek şarkıları söylemez miydik sahi? Her pazar günü koşa koşa rahmetli Remzi öğretmenimizin okulda verdiği - parasız - mandolin derslerine gitmez miydik?

Bak postacı geliyor, selâm veriyor / Herkes ona bakıyor, merak ediyor...O yıllarda postacılar; özel günlerde simli tebrik kartları, diğer günlerde de hasret kokan mektuplar getirirdi. Şimdi ise kredi kartı ekstresi getiriyorlar.

Baltalar elimizde / Uzun ip belimizde / Biz gideriz ormana hey / ormana hey...Gidilecek orman mı kaldı ülkemizde? Kalanına gitmek de yürek ister.

Neşeli ol ki genç kalasın / Bu dünyadan da zevk alasın...Ne neşe kaldı, ne de zevk alınacak bir dünya.

Ey bülbül, güzel kuş / Şimdi sen nerdesin? Bülbül bir yana, yakında serçe bile kalmayacak kirlenen hava yüzünden.

Küçücükken başucumda bana ninni söylerdin / Sabahları uyanınca beni okşar severdin...Ama o eskidendi. Şimdiki anneler babaların maaşı yetmediği için, sabahları çocuklarını kreşe, bakıcıya teslim edip işe gidiyorlar. Onları okşayıp sevecek zamanları kalmıyor.

Biz tam yedi cüceyiz / ondört kollu bir deviz...Birlik beraberlik ruhu varken yedi cüce, ondört kolla dev olurdu gerçekten.

Devir değişti dediğinizi duyar gibi oluyorum. Devir değişse de; çocukluk, ergenlik, olgunluk, yaşlılık gibi dönemler değişmemeli bence. Çocukken çocuk şarkıları söylenmeli, çiçeği, böceği şarkılarla sevmeyi öğrenmeli. Ne yazık ki savaş çocukları ağıt söylemeyi öğreniyorlar çocukluk çağlarında. Hangi birine sızlasın yüreğim? ' Bas gaza aşkım, basa gaza ' diyenlere mi, ülkesine ağıt yakanlara mı?

Ceyhun Atuf Kansu'nun şiiri geliyor aklıma...

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Bütün çiçekleri getirin buraya,
Öğrencilerimi getirin, getirin buraya,
Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer
Bütün köy çocuklarını getirin buraya,
Son bir ders vereceğim onlara,
Son şarkımı söyleyeceğim,
Getirin getirin...ve sonra öleceğim.

Çocukların ' ÇOCUKÇA ' şarkılar söylemesini istiyorum. İstiyorum ki, hep şu şarkıyı söylesinler, coşkuyla;

Bir vatan bırakın biz çocuklara
Islanmış olmasın göz yaşlarıyla

Oynaya oynaya gelin çocuklar
El ele el ele verin çocuklar

Bir bahçe bırakın biz çocuklara
Göklerde yer açın uçurtmalara

Oynaya oynaya gelin çocuklar
El ele el ele verin çocuklar

Bir barış bırakın biz çocuklara
Uzansın şarkımız güneşe ve aya

Oynaya oynaya gelin çocuklar
El ele el ele verin çocuklar

Bir dünya bırakın biz çocuklara
Yazalım üstüne “SEVGİLİ DÜNYA”

Oynaya oynaya gelin çocuklar
El ele el ele verin çocuklar

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Doğa ile iç içe ve onu koruyan, yerli malına öncelik veren ('Nike' yerine 'Esem'), tasarrufu tüketime tercih eden (Kredi kartı yerine kumbara önceliği), ulusunu ve değerlerini her şeyin üzerinde tutan ( 'Önce vatan, önce Türkiye! diyen) bir algı-muhakeme-eğitim ve öğretim anlayışından tam aksi istikametteki değerlere geçiş olunca çocuklar da maalesef şarkılarıyla, marşlarıyla, tekerlemeleriyle bundan paylarını ister istemez alıyorlar...Suç onlar da değil, ters istikamete doğru (d)evrilen sistemde ve büyüklerde. Maalesef böyle! Önemli bir konuya değinmişsiniz. İçten teşekkür, dostça selam ve saygılarımla...

Ersin Kabaoglu 
 23.01.2009 19:10
Cevap :
Ne güzel şeyler yazmışsınız Ersin bey. Öğretmen bir babanın kızı olarak üzülerek bakıyorum bu türlü olaylara. Eğin türkülerini, Sabâ makamında şarkıları, Klasik Batı müziği dinlemeyi hep ailemden öğrendim. Evrilmeyen bir sistemden de başka ne beklenir, bilemiyorum. Sevgi ve selamlarımla...  23.01.2009 21:36
 

Biz çocuğun seviyesine göre şarkı ve türkü seçerdik. Yorum yazan arkadaşların saydığı çocuk şarkılarından anlaşılacağı üzere bizim de çok sayıda çocuk şarkımız var. Asıl mesele o saati başka derslere vererek kaynatmamak. Çocuğun şarkıya, türküye ihtiyacı olduğunu düşünmek. Çok güzel bir konu ilgilenen arkadaşlara teşekkürler.Selam ve sevgiler. Ünal Şöhret Dirlik

Ünal Şöhret Dirlik 
 22.01.2009 22:22
Cevap :
Ünal ağabey. Çok güzel özetlemişsiniz anlatmak istediğimi. Sizin gibi öğretmenler de pek yok şimdi. Benim müzik öğretmenim sizin sevgili arkadaşınız Yekta öğretmendi. Matematik dersini ne kadar ciddiye alıyorsak, müzik dersini de o kadar ciddiye alırdık. Haddimiz miydi almamak, Yekta öğretmen varken:) Saygılarımla...  23.01.2009 16:13
 

Aslında günümüz çocukları çocuk şarkıları öğrenmeye öyle istekli ve öyle eğilimliler k,...Ancak yeni nesil öğretmenlerimiz maalesef kendileri bilmiyor ki öğrencilerine öğretsinler o güzelim çocuk şarkılarını...Hiç bilmiyorlarsa, halk türkülerimiz var çok kolay söylenen, çok neşeli...Ama herkes sisteme boyun eğiyor...Müzik dersinde; matematik, beden dersinde matematik yapmaktan şarkı öğretmeyi akıllarından geçirmiyorlar sevgili meslektaşlerım...Gönlüne sağlık, sevgilerimle...

fatma iyibilgin 
 21.01.2009 10:32
Cevap :
Sevgili Fatma, meslektaşların hakkında öyle doğru bir şey yazmışsın ki...Gerçekten kendileri bile bilmiyorlar ki, nasıl öğretsinler. Ben de kendi çocuklarıma hep türkü öğretmiştim. Önce eğlenceli olanlardan başlamıştım. ' Haydi karpuz kestim yiyen yok ' örneğini verebilirim:) Eğlenerek daha kolay öğreniyorlardı çünkü. Sevgiler...  21.01.2009 15:24
 

Yazını ve bütün yorumları okudum. O şarkıları anımsadım. İlkokulda öğrendiğim bir şarkıyı da ben anımsatayım sizlere: "Telli sazdır bunun adı/ne ayet dinler ne kadı/ onu çalan anlar kendi/ şeytan bunun neresinde.." Öğretmen, mandolinle çalardı bunu bize. Devamı da var: "Abdest alsan aldın demez/ namaz kılsan kıldın demez/, kadı gidi haram yemez/ şeytan bunun neresinde?" Güzelmiş! Sevgiler..

zelinartug 
 21.01.2009 2:00
Cevap :
Sevgideğer Zelin, bu yazıyı yazarken anımsattığınız şarkı hep dilimdeydi. Neden yazıya aktarmadım diye hayıflanmıştım sonradan. Remzi öğretmenimiz öğretmişti çünkü. Yazımı zenginleştirdiniz anımsatarak. Sevgiyle...  21.01.2009 15:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 261
Toplam yorum
: 2348
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2074
Kayıt tarihi
: 23.07.07
 
 

1954 Antalya doğumlu ve Antalyalı'yım. Ülkemin ve özellikle bu şehrin sevdalısıyım. Sanatın pek çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster