Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

perihan reyhan ALKAN

http://blog.milliyet.com.tr/pra

21 Nisan '15

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
309
 

Çok affedersiniz

Çok affedersiniz
 

Çok gerekli olup yerinde kullanıldığında, doğru kullanıldığında sevdiğim, benim de kullandığım kullandığım bir söz.

O yersiz kullanımını da anlamakta zorlanmaktayım doğrusu…

Hep yazsam diye düşünürdüm de, bir türlü sıra gelmezdi ama geçen gün Televizyonda, bir hanımdan söz edilirken, “Çok affedersiniz 50-60 yaşında kadın” denilince dayanamadım artık. Yazmak da şart oldu.

Başlıkla alakası yok ama bahsetmeden geçemeyeceğim…

Eskiler bilir, HELA denilirdi, zamanla kibarlaştık, modernleştik, YÜZ NUMARA demeye başladık, o da olmadı, TUVALET demeye başladık, o da ayıp şimdilerde, LAVABO diyoruz!..

Hela, yüznumara, tuvalet gibi sözleri de ayıp görenler, AYAK YOLU - SU DÖKMEK - İHTİYAÇ GİDERME - TEŞAŞÜR gibi ya da kendilerince uydurdukları sözcükleri de kullanılmaktaydı o zamanlar. Bazılarını da hâlâ kullananlar var. Zamanla değişimleri gayet normal, hepsine de iyi kötü alıştım da, bu lavabo lafını benimseyemedim doğrusu. Bazı kullanımlarda, mide kaldırıyor, yanlış anlaşılmalara da sebebiyet veriyor, hatta komik duruma düşüldüğü de oluyor…

“Çocuğum lavaboya kakasını yaparken çok zorlanıyor” ya da, “Bir türlü alıştıramadım lavaboya yapmaya, sürekli altını kirletiyor” Anında irkiliyorsunuz, acaba bunların evinde, çocuk olduğu için, kakası lavaboya mı yaptırılmakta diye bir soru geliyor aklınıza. “Lavaboda, kitap ya da gazete okumayı seviyorum” diyor birisi, düşünüyorsunuz, lavaboda nasıl kitap okunur diye, çünkü lavaboda ancak el yıkanır ve el yıkarken nasıl becerilir de kitap, gazete okunabilir? Özel bir aksam mı var acaba lavabolarında? “Bu gün lavaboda yaşadığım acıyı anlatamam, canımdan can çıktı ama şükür ki düşürdüm taşı” Yine aklınıza aynı soru takılıyor, “Acaba düşerse göreyim diye, ihtiyacını lavaboda mı gördü?.. Sonradan gerçeği hatırlasanız da, ilk anda iğreniyorsunuz…

Ya da banyoda biri var. Kapıyı tıklatıyorsunuz, içerden “Lavabodayım” diye bir ses geliyor ve siz de yakınız oluşuyla, nasılsa el yıkıyor diye giriyorsunuz. Bir şey alıp çıkacaksınız, sakıncası yok ama o da ne, içerideki ihtiyaç gideriyor ve tersliyor sizi, “Lavabodayım dedim ya, ne diye giriyorsun” Laf tamamlanana kadar siz zaten özür dileyerek ve utançla çoktan çıkmış oluyor, kapının ardından yanıtlıyorsunuz yine özür dileyerek, “Ne bileyim, lavabo deyince, elini yıkıyorsun sandım” Bir mekanda el yıkayacaksınız ve de lavaboyla tuvalet ayrı yerlerde, soruyorsunuz, sizi yönlendiriyor ama bakıyorsunuz ki tuvalet orası ya da tam tersi bir durum…

Sırf bu konuya yer ayırsam olacakmış, daha örneklenecek çok şey var o nedenle uzatmayıp diğerlerine geçeyim…

Bir başka hayvandan söz ederken af ya da özür dilemiyoruz da, neden, eşek, inek, öküz demeden önce diliyoruz, üstelik üçü de bir birinden cefakâr hayvanlar ve de hayatımızdaki önemleri büyük. Ne suçu, günahı ya da ayıbı var o garibanların da adlarını telaffuzdan utanç duyuyoruz? Hiç anlamıyorum doğrusu!..

Bir de yemek ve dedikodu konusu var…

Bir yemekten söz ederken yine, “Söylemesi ayıp” diye başlıyoruz söze. Niye ayol, madem söylenmesi ayıp, neden söylüyorsun o zaman?

Dedikoduda ise, “Allah affetsin - Allah günah yazmasın” ya da “Günahı boynuna” diye başlıyoruz ve de ne var ne yok döküyoruz ortaya, yetmiyor, hatta ilaveler de yapıyoruz!..

Ya hu, madem biliyorsun günah olduğunu, ne diye anlatıyorsun birinin sırrını diğerine ve de bile bile yapıp bir de Allah’a şart koşuyorsun, “Ben bu günahı işleyeceğim ama sen yine de affet” Bile bile işlenen günahın affı bir defaya mahsustur, pişman olunmuş da Allahtan af dilenmiştir. Bile bile yapıp yapıp af dilemenin hiçbir değeri de manası da yoktur. Oh ne güzel, yap yap af dile…

Hele de o başta değindiğim, yazmama sebep olan söz ki ilk kez duydum bunu… Bir kadının yaşının söylenmesinde ayıp olan nedir, çok mu çirkin ya da ayıptır o yaşlarda olmak, utanılması mı gerekir?!

Gerçi bazı kadınlarımız hassastırlar yaş konusunda, uluorta dile gelmesinden hoşlanmazlar, hatta saklar da bazıları ama madem bu hassasiyete karşı duyarlısın, o halde,  affedersin demek yerine, mutlaka belirtmen gerekiyorsa yaşını, orta yaşlarda bir hanım de… Olmaz, kadınları az çok tanıyor hazret, kadına laf da sokması, aklı sıra kendine getirmesi de gerek, e biliyor da kadının içini acıtacağını, zaten amacı da o, söyleyiveriyor yaşını ama af dileyerek de sıyrılmış oluyor hatasından!

Tuhafız vesselam…

p.r.alkan

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 290
Toplam yorum
: 291
Toplam mesaj
: 41
Ort. okunma sayısı
: 532
Kayıt tarihi
: 11.03.08
 
 

İlk ve orta öğrenimimi Gölcük/ Kocaeli, lise ve üniversite öğrenimimi Ankarada gördüm. İlk okuldan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster