Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Mart '15

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
385
 

Çözüm süreci BOP'un son ayağı mı?

Çözüm süreci BOP'un son ayağı mı?
 

2011 yılı başlarında,  eski CIA ajanlarından Graham Fuller “BOP tıkır tıkır işliyor” demişti.

Büyük Ortadoğu Projesi’ni, günlük hayatta sık kullandığımız kısaltılmış adıyla “BOP”u bilen biliyor. Bilmeyenler için kısaca özetleyecek olursak BOP; “Ortadoğu’da 25 kadar ülkenin sınırlarının ABD’nin çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendirilmesidir”.  (Bu konuda ayrıntılı bilgilere internet ortamından ulaşabileceğiniz gibi, “Hangi Ortaklık”? adıyla yayımlanmış olan kitabımda dan da yararlanabilirsiniz)

BOP’un temelinin atılması  90’lı yıllara kadar  uzanıyor.

Ancak, başta petrol olmak üzere, 20’nci yüz yılın başlarında bölgede zengin doğal kaynakların varlığının tespit edilmiş olması nedeniyle, Batı’nın bölge üzerindeki planlarının 100 yıl kadar öncesine dayandığı söylenebilir.

Özellikle bu yüz yılın başlarında bölgedeki Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetinin de son bulmuş olması ve savaşlar sonunda yeniden çizilen sınırların şeklinin, bölgede ileride çıkabilecek muhtemel sorunlara davetiye çıkaracak özellikte olması, aynı yüz yılın ortalarında Yahudilerin bölgeye yerleşerek devlet varlığıyla ortaya çıkmış olması, Ortadoğu’da bugün yaşanan olayların adeta ayak sesleri oldu.

Körfez Savaşı Irak’a iç savaşı ve bölünmeyi getirdi. Başrolde ABD ve Koalisyon Güçleri  vardı.

Birinci Körfez Harekâtı sonrasında Irak’ın kuzeyinde konuşlanmış olan ABD “Çekiç Güç”ü, Irak’ın kuzeyinde Irak Kürdistanı’nın oluşumunun temellerini attı.

BOP gereği;  İran, Türkiye ve Suriye’de bulunan Kürt nüfusunda harekete geçmesi gerekiyordu.

İran’da Kürdistan Özgür Yaşam Partisi, yani PJAK (Partiya Jiyana Azad a Kurdistanê) görev aldı.

Türkiye’de PKK olarak bilinen Terör örgütü,  yani Kürdistan İşçi Partisi( Partiya Karkerên Kurdistan) bu rolü üslendi.

Ve Suriye’de ise aynı görev PYD’ye, yani Demokratik Birlik Partisi’ne ( Partiya Yekîtiya Demokrat) verildi.

İran’da 2003 yılında kurulan PJAK, İran’ın sıkı tutumu ve ABD’ye uzak durmasından olsa gerek, 2009 yılında faaliyetlerine son verdi.

1978 yılında kurulan PKK, 80’li ve 90’lı yıllarda etkili olan terör eylemlerinde bulundu. 1980 sonrası ve Birinci Körfez Savaşı dönemleri, örgütün eylemlerini yoğun biçimde gerçekleştirdiği dönemler oldu.

2000 yılı başlarında etkisizleşen örgüt eylemleri, İkinci Körfez Harekâtı dönemlerinde tekrar yoğunlaşarak devam etti. PKK’nın Türkiye’de uzun süreli faal ve etkili olmasının ardında ne olabilir? İran’ın tersine,  ABD’ye yakınlığı olabilir mi? Ya da Türkiye’nin bir NATO üyesi olması? (!)

Bu kapsamda; İkinci Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş Döneminde Türkiye’ye verilen rollere ve görevlere de bakmakta fayda var:

“Soğuk Savaş Döneminin Ortadoğu Jandarması Türkiye”

Ancak bölgede dengeler sürekli değişiyor:

-Dünyanın ikinci Süper Gücü 1991’ den beri Süper Güç değil. Dolayısıyla tek Süper Güç ABD!

- Bölgenin küçük ABD’si bu tarihlerden sonra artık daha büyük…

Ancak İsrail’in daha da büyümesi gerekiyor. Çünkü  BOP böyle diyor, çünkü Tevrat böyle diyor:” Vaat edilen Topraklar” !

Adı; “Büyük İsrail”….

Kamufle edilmiş adı ise “Büyük Kürdistan”…

Kürdistan adına ilk adım Irak’ta atıldı. Barzani’nin peşmergeleri yeni Jandarma Kuvveti ve Kuzey Irak ise ABD’nin bölgedeki yeni Üssü.

İran cephesinde ne olacağını kestirmek bu günlerde çok zor;  İran ve ABD neredeyse müttefik olacaklar…

2010 tarihinde Tunus’ta başlayarak 2011’de Suriye’ye kadar gelmiş olan “Arap Baharı” (!), o günden beri Suriye’yi de alt üst etti. Ancak  Esat devrilmedi ve hala ayakta… Kuşkusuz, ABD’nin niyeti devirmekten yana olsaydı, Rusya ve İran’a rağmen bunu er ya da geç gerçekleştirirdi. Ama demek ki niyet başka…

11 Ekim 2014 tarihli yazımda günün gelişmelerini doğru okuyamadığımı fark ettim…

Bugün ise resmin tamamını görmeye çalışacağım…

Ve IŞİD!

Bu günlerde “BOP”  bölgesinde terör estiren IŞİD…

IŞİD Kobani’ye hakim olduğunda, Büyük Kürdistan’ın (Büyük İsrail’in) planlandığı gibi gerçekleşmeyeceğini düşünmüştüm bir anda…

Yanılmışım…

Yaşanan süreçte hep şunu sorguladım:

- IŞİD’e neden kara operasyonu yapılmıyor?

- IŞİD’e neden örtülü destek veriliyor?

- ABD yıllarca yatırım yaptığı Ortadoğu ve Petrolünü neden bir terör örgütüne bırakıyor?

- İkinci Körfez Harekatında hava harekatının ne kadar yetersiz kaldığı tecrübesini yaşamış olan ABD ve koalisyon ortakları, neden kara harekatı yapmaya yanaşmadılar?

- IŞİD’in hedeflerinden birisi neden Kobani idi? Kobani  IŞİD’e ne kazandıracaktı?  Koca Ortadoğu’da başka hedef mi bulamadılar? IŞİD Kobani’de iken, ikmal yollarını kesmek suretiyle bölgedeki IŞİD üyeleri saf dışı bırakılamaz mıydı?

Konu ile ilgili olarak buna benzer bir çok soru sıralanabilir.

Bazı soruların cevabı tahmin edilebilirken, bazılarını tahmin etmek ve yorumlamak zaman almakta.

Zaman içerisinde bulanık olan resim, zamanla net olarak görüle bilmekte. Tabi ki bu konudaki yorum ve görüşlerin farklı olması gayet doğal. Benim yorumuma gelince:

IŞİD tahmin edildiği gibi muhtemel bir ABD organizasyonu. Değil idiyse bile, kontrolü ABD’nin elinde.

ABD IŞİD’i durdurmak ya da yok etmek istemedi, aksine onu kullandı ve yönlendirdi. Kobani’den güdülen amaç muhtemelen bu bölgedeki Kürt hakimiyetini pekiştirmekti.  Diğer bir ifadeyle Suriye’nin kuzey bölgesinin hâkimiyetini Kürtlere vermekti. Suriye’de  PYD’yi güçlendirmek ve onurlandırmaktı. Suriye’nin kuzeyine sahiplenmelerini sağlamaktı. PYD ve peşmergeyi ağır silahlarla donatmaktı.  Özet olarak; BOP’un Suriye ayağını gerçekleştirmekti…

Graham Fullerin dediği gibi “BOP tıkır tıkır işliyor”…

Sıra BOP’Türkiye ayağında mı?

BOP sürecinin AKP Hükümeti ve Başbakan(Cumhurbaşkanı)Erdoğan ile ne kadar ilişkili olduğunu da vurgulamak gerekir. BOP sürecinin Eşbaşkanlığını kabullenmiş olan dönemin bir Başbakanı var ortada. O halde mantık yürütülürse, çözüm süreci de BOP sürecine doğrudan hizmet edecek.   www.youtube.com/watch?v=K3BSq54B2wo

Malum çözüm süreci de tıkır tıkır işliyor… BOP’da!

Ancak  7 Haziran seçimleri bir dönüm noktası. Her şeyden önemlisi çok kritik!

HDP(PKK)’nin gerçekte sürecin nasıl tamamlanmasını istediklerini duymayan kalmadı gibi. Buna Başbakan ve Cumhurbaşkanı da dahil. Üç gün sonra her şey oldu bittiye getirilirse; “bizi kandırmışlar, önümüze sahte bilgiler koymuşlar, biz onların böyle olduğunu bilmiyorduk” mu diyeceğiz?

- Çözüm süreci nasıl sonuçlanır?

- HDP(PKK) hedeflerine ulaşırlar mı?

- Abdullah Öcalan’a ev hapsi iznin den de öte, bir mevki ve makam verilir mi?

- Büyük Kürdistan hedefinin gerçekleşmesi için aktif birleşme olur mu?

- Çözüm sürecinin sonuçları Türkiye’yi bir iç savaşa götürür mü?

Sonuç: ABD’nin el attığı hiçbir olay, ilgili toplumların ve devletlerin lehine gelişmemiş olduğuna göre, BOP tıkır tıkır işliyorsa sürecin sonu hiç aydınlık görünmüyor…

Olası bir iç savaşta ABD hangi taraftan yana olur dersiniz? Eski müttefiki ve Stratejik Ortağından yana mı? Hiç sanmam. Bunun için tarihe bakmak yeterli olur.

Sağlık ve huzur dolu günler dileğimle…

23.03.2015. 00.01

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 136
Toplam yorum
: 118
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 2705
Kayıt tarihi
: 20.03.11
 
 

Duyarlı olduğum konularda; düşündüklerimi, bildiklerimi ve birikimlerimi paylaşmak üzere burada b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster