Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Aralık '06

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
813
 

Daha fazla ışık

Hayat, ne çalımlarla dolu bir oyundur...
Ve ne kadar hain ve ne kadar bilinmez bir denklemdir.
Olmak istediğiniz yere kavuşamazsınız bir türlü.
Ve hep olmak istemediğiniz yerde olursunuz.
Yakalamak istediğiniz otobüs hep 2 dakika önce gitmiş olur, binmeyeceğiniz otobüsler sıra sıra dizilir...
Sizin için önemli olan otobüs gitmiştir, diğerlerinin pek bir önemi yoktur.
Alman şair Goethe’nin ölümden önceki son lafı şuydu: ‘Daha fazla ışık, daha fazla ışık’...
Hayatımızda hiçbir zaman belki, belki istediğimiz zaman ışığımız çoğalmadı. Daha fazla ışık diyerek tükettik bu yılları, bu yolları...
Karanlık şal gibi serildi ömürlerimizin tam ortasına. Karanlıktan kurtulamadık.
Durakta bekleyen onca insanla, hep kaçırdığımız o otobüse hayıflandık.
İşte bir otobüs daha geldi durağa. Ama umrunuzda değil. Sizin ki kaçtı bir kere. Olmanız gereken yerde olamayacaksınız. O otobüs başka insanları taşıdı. Oysa siz olmalıydınız o otobüste ve gidebilmeliydiniz istediğiniz yere...
Varlık sebebiniz, yokluğa giden ilk bileti kesti size.
Yolunda koştuğunuz, uğrunda yara aldığınız sebebiniz, günü geldi kara kuyulara attı sizi.
Çıkamadınız...
Nefes alamadınız...
İdeallerinizi hayatla eşitleyemediniz. Hep aralık kaldı. Aralıktan yalnızlıklar, yıkıntılar sızdı hayatınıza.
Ve siz olmak istediğiniz yerde, olmak istediğiniz durumda olamadınız.
Kendinize ayıracak vakitleriniz olmadı. Eş, dost sohbetlerinde kaybettiniz güveni, sadakati.
Hava soğuduğunda dışarıda kaldınız, acıktığınızda sofra dışında...
Şahınız kurt, yareniniz sırtlan, dostunuz sansar oldu, kendinizden korktunuz...
Ve olmak istediğiniz insan olamadınız.
Aynaya yansıyan yüzünüzde, görmek istemediğiniz insanı gördünüz.
İğrendiniz...
Tiksindiniz...
Kabul edemediniz...
Ama aynada olan sizdiniz...
Hayat...
Çok bilinmeyenli bir denklemden, çözümsüz bir paradoksa dönüştü.
Paradoks beyninizde büyüdü, kötü düşünceye dönüştü.
Kötü düşünce bedeninizi hırpalayacak yaraya dönüştü.
Ve hayatınız boş bir tenekeden, yıldızsız bir geceye dönüştü.
Karanlık, hep karanlık.
Daha fazla ışık asla olmadı.
Sonra, yalnız kaldınız, kendinizi yokladınız.
‘Cahiller kendini aklar
Kamiller özünü yoklar’...
O durakta, giden otobüsün ardından geçen zaman saçlarınazda Ak’a döndü.
Ama siz beklemekten bıkmadınız.
Hayatı tazelemeyi düüşünmediniz.
Yıllar yok olmuştu.
Zaman devrile devrile yıkılmıştı, en deli çağlarınız karanlık boşluklarda tükenmişti.
Ve gün gelir, musalla taşıyla tanışırsa bedeniniz, ‘daha fazla ışık’ demekten alamayacaksınız kendinizi.
Kör olayım...
Daha fazla ışık.
Daha fazla umut...
Daha fazla yaşam...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hepimiz biliriz, “daha fazla ışık,” daha fazla kaynağı, daha fazla kaynağa ulaşabilmekte, daha çok çaba ve daha zor engelleri aşmamızı bekler. Bu anlamda, daha başarılı olabilmemiz, çok çalışmayı, sabır ve özveriyi ister. Şunu da biliriz; Gerçekten ışıksız mıyız? Yoksa ışıksız olduğumuzu mu düşünüyoruz? Tüm sevdiklerinizle birlikte, “Daha çok ışık”, huzur, sağlık ve esenliklerle dolu mutlu bayramlar ve yeni yıllar.

Canmehmet 
 30.12.2006 8:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 417
Kayıt tarihi
: 17.12.06
 
 

Gazi Üniversitesi Ticaret Turizm Eğitim Fakültesi muzunuyum. Memur olmak istemedim. Gazetecilik yapı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster