Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Haziran '15

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
530
 

Davul bile dengi dengine!

Davul bile dengi dengine!
 

resim görsel netten alıntı


...Sonbahar son günlerinin keyfini çıkarıyordu adeta. Ardı arkası kesilmeyen yağmur ve fırtına insanları evlerine hapsetmişti sanki. Yollar tamamen boşalmış, yerini arada sırada tek tük geçen arabalara, şiddetli yağmura, rüzgara ve soğuğa bırakmıştı. Evlerin önündeki dut, erik, kayısı, elma, şeftali ağaçları ile damlardaki asmalar da sarı kızıl renk tonlarının hakim olduğu yapraklarını tutamaz olmuş, hoyratça esen rüzgara, şiddetli yağan yağmura teslim etmişti. 
Pencereleri sımsıkı kapanmış, perdeleri çekilmiş, kapıları kilitlenmiş evler derin bir sessizliğe bürünmüştü. Tek tük tüten bacalardan çıkan dumanlar simsiyah kümelenmiş bulutlara ulaşmak istermişçesine salınarak gökyüzüne yükseliyorlardı.
 
Evde her zamanki yerimde oturmuş, dışarıyı seyrediyor bir taraftan da düşünüyordum. Buraya geleli tam iki ay olmuştu. Bütün hayatımı derinden etkileyen, her şeyimi yerle bir eden iki ay... İnsan yarın ne yaşayacağını, başına ne geleceğini, onu bekleyen sürprizleri önceden kestiremiyordu.Tıpkı sonbaharda şiddetli yağan yağmurun esen rüzgarın doğa üzerindeki yok edici etkisi gibi. Oysa bir  müddet sonra ilkbaharda her şey yeniden hayat bulacak ve doğa tekrar canlanacaktı. Ya bizim hayatımız?.. Temelden sarsılan bu canlar, doğa gibi bir müddet sonra düzene girip tekrar can bulacak mıydı? Bunu zaman gösterecekti...
 
Anneannemin benimle olan küslüğü hala devam ediyordu. Arada okul dönüşü evlerine uğruyor, ev işlerine yardım etmeye çalıştığımda izin vermiyordu. Yüzündeki derin çizgiler kızgınlığının da etkisi ile daha çok belirginleşiyor ve o tonton yüzü sertleşiveriyordu. Evi süpürmeye çalışsam elimden süpürgeyi alıyor, sert bir ifade ile “bırak işimi ben yaparım" diyordu.
 
Düşünüyorum da, bir insan nasıl bu kadar değişebilir,  anlamış değildim. Eskiden yaz tatillerinde ailecek izne geldiğimizde ne kadar sevecen davranırdı bize. Ağustosun yakıcı sıcağında evin önündeki dut ağacının altına koyduğumuz tahta divanın üzerine oturur, yol kenarındaki küçük kanaldan akan buz gibi suyun etkisiyle serinlerdik. Orada kimi zaman mahalledeki kızlarla birlikte annemin ören bayan ipliğinden başladığı danteli, radyoda çalan dinleyici istekleri programı eşliğinde örerdik. O zamanlar günler ne de güzel geçerdi, anlamazdık. Kimi zaman da  anneannemle dedemin anılarını dinler, onların birbirleriyle takışmalarını seyrederdik. Anneannem biraz huysuzdu. Hemen küsü verirdi. Bazen günlerce küstükleri olurdu. "Anneanne neden böyle yapıyorsunuz, niye basit bir şey için küsüyorsunuz?" diye sorduğumuzda, dedemi sanki azıcık küçümser gibi; "kızım haddini bilsin, ben ağa kızıydım. O kim ki, babamın yanında çalışan bir işçinin oğlu" derdi. Sonra babasından bahsederdi: 
 
"Benim babam adı şanı tüm köylere nam salmış zengin bir ağaydı. Emrinde çalışan işçisi, amelesi, hizmetçisinin haddi hesabı yoktu. Evimizde  ocaktan yemek kazanı hiç inmezdi. Zengini fakiri yemeden gitmezdi. Babamın eli çok açık, çok yardım severdi. Düşküne, fakire, yetime, öksüze, dula, yolda kalmışa yardım etmeyi çok severdi" der sonra dedemle nasıl evlendiklerini anlatırdı. Dedemi göstererek; 
 
"Bunun babası bizim işçimiz di. Babasının yanına gidip gelirken bana gönül koymuş. Bir iki derken, yalnız bulduğu bir yerde beni sıkıştırdı. Niyetini açıkladı. Ben, yok olmaz, babam beni sana vermez dediysem de vazgeçiremedim. Dedem hemen araya girer: "ya ya öyle, yalan söyleme çocuklara! senin de gönlün vardı da söyleyemezdin, istemem yan cebime koy misali... derdi. Dedemle anneannem geçmişlerini yad ederken sık sık takışırlardı. Anneannem babasının zenginliği ile övünür, dedemi küçümserdi. Anneannemin tavırlarından bir insanın mizacının  kolay kolay değişmediğini anlamıştım. Hani derler ya, "bir insan yedisinde neyse, yetmişinde de odur" bu söz çok doğruydu.  
 
Anneannem dedemle babasının itirazına rağmen kaçarak evlendiklerini, o gün bugündür sırt sırta verdiklerini, birlikte mücadele ettiklerini söylerdi. Dedem bazen itiraz etse de etkisiz kalırdı. Belli ki dedemi sindirmişti. "Davul bile dengi dengine çalar" diyenler haklı olmalıydı...
 
Not; Yeni kitap çalışmamdan  bir bölüm... 
 
Muhabbetle,
Hanife Mert
Abdülkadir Güler, Abbas Oğuz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mertçe bin yazı, dilinize sağlık...İyi bayramlar...

Abdülkadir Güler 
 19.07.2015 8:18
Cevap :
Çok teşekkür ediyorum... Saygılar.  19.07.2015 23:48
 

Eski zamanlar duygusu ve düşüncesini şimdinin sürekli değişimleri içinde varoluşun sanatıyla harmanlayıp bilinci geleceğe yeni kapılar açtırmaya yönelten eski-yeni düşünceler ve yaşamlar arası yolculuklara hazırlama yeteneğinin didinip durması ne güzel!..Size başarılar diliyorum yeni kitabınızın yazımında Hanife hanım.Şimdiden hayırlı uğurlu olsun!Merakla kitaptan bölümler okuyacağız ve kitabınızın yayınlanmasını bekleyeceğiz.Selam ve saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 18.06.2015 17:51
Cevap :
Bu gün yapılacak hataları bir nebze önlemek için, ders çıkarabilmek için eskilerin bilinmesi, yenilerle karşılaştırılması gerektiğini düşünenlerdenim Abbas Bey. Bu bağlamda geçmiş ve geleceği irdelemeye çalıştım. Güzel duygu ve düşüncelerinizle desteğinize çok teşekkür ederim... Selam ve saygılar, sağlık ve esenlikler dilerim.  19.06.2015 12:23
 

Öncekiler gibi bu da yine çok güzel bir öykü olacak gibi. Başlangıç gayet güzel. Merak ettiriyor, devamında neler anlatacaksınız acaba..? Sabırsızlıkla bekliyoruz. Yeni kitabınız da su gibi aksın gitsin inşallah. Kolaylıklar diliyorum Hanife Hanım'cığım, gönülden dost selam ve sevgilerimle...

Filiz Alev 
 17.06.2015 18:12
Cevap :
Güzel dilekleriniz övgü dolu sözlerinize çok teşekkür ederim sevgili Filiz Hanım. Yeni çalışmamdan kısa bir yayınladım. Siz değerli dostlarımın yorumları ile katkısı benim için çok önemli. Sevgi ve saygılar sağlık ve esenlikler diliyorum  18.06.2015 21:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 143
Toplam yorum
: 942
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 3852
Kayıt tarihi
: 08.06.12
 
 

Anadolu Üniversitesi İktisat  mezunuyum. Emekli muhasebeciyim. Felsefe, İlahiyat, Sosyoloji ve Ps..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster