Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Nisan '09

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
47808
 

Dede Sultan Vahdettin kaçtı mı? Hayır yavrum! İşte çıplak gerçek. (son)

Dede Sultan Vahdettin kaçtı mı? Hayır yavrum! İşte çıplak gerçek. (son)
 

Saltanat 1 Kasım'da kaldırıldı. Vahdettin 17 Kasım'da ayrıldı. Sultan olarak değil vatandaş olarak.


Bu güne kadar dikkatlerden kaçan bir husus açıklanmaktadır. Osmanlı Saltanatı, TBMM tarafından, 1 Kasım 1922’de kaldırılmıştır. Sultan Vahdettin’in Ülkeden ayrılış tarihi ise 17 Kasım 1922’dir. Diğer ifadesiyle, (eski) Sultan'ın ayrılmadan önce ne bir hükümdarlık görevi vardır, ne de saltanatı. İşte sultan Vahdettin’in ülkeden ayrılışının öyküsü;

-“Kurtuluş Savaşı 9 Eylül 1922'de İzmir'in Kurtuluşu ve 13 Ekim 1922'de Mudanya Mütarekesi ile sona erer. Bu sırada İstanbul henüz İtilaf Devletlerinin askeri işgali altındadır.

-6 Ekim'de TBMM ordusunu temsilen Refet Paşa (Bele) komutasındaki bir askeri birlik İstanbul'a girer. Bu günlerde basın organları da, Vahideddin aleyhinde geniş çaplı ve kamuoyunda etki yapan yayınlarda bulunmakta, halk arasında bazı gruplar hakaret ve tehdit içeren gösteriler yapmaktadırlar. Bu olaylar Vahideddin'in korkuya kapılmasına sebep olur…

-1 Kasım 1922'de Türkiye Büyük Millet Meclisi, çıkardığı iki maddelik bir kanunla saltanatı lağveder (kaldırır) 4 Kasım'da son sadrazam Ahmed Tevfik Paşa istifa eder. 5 Kasım'da Refet Paşa, Babıali'deki bakanlıklara gönderdiği bir genelgeyle işlerine son verildiğini tebliğ edilir.

-17 Kasım sabahı Vahidettin, küçük oğlu Ertuğrul Efendi ve hareminin mensuplarıyla birlikte Dolmabahçe Sarayından bir kayığa binerek Boğaziçi'nde demirlemiş olan İngiliz zırhlısı Malaya'ya iltica eder… İngilizler Vahidettin'in İngiltere'ye gelmesini kabul etmediği için devrik padişah bir süre Malta'da kalır…

- (Sultan Vahdettin) Bu dönemde başlangıç bölümünü kendi el yazısıyla yazdığı, kalan bölümlerini yakınlarına dikte ettirdiği anılarını kayda geçirmiş, ilginç bilgiler vermiştir… (anılarında) Kaçmadığını, hayatını emniyette görmediğinden vekili olduğu şanı yüce peygamberin yaptığını yaparak " Hicret " ettiğini belirtmiştir. Ve 16 Mayıs 1926'da San Remo'da 65 yaşında hayatını kaybeder.

-Alacaklıları olan yaşadığı semtin manavı ve kasabı cenazesine haciz koydurmuşlardır. Kızı Sabiha Sultan mücevherlerini satarak borçlarını öder ve cenazesi üzerindeki haciz kaldırılarak, damadı Ömer Faruk Efendi'nin nezaretinde Beyrut'a getirilir, oradan Şam'a nakledilir.

-Sultan Vahdettin hakkındaki bir diğer tartışmada şudur. Bazı tarihçi ve araştırmacılar Atatürk"ün Vahdettin için, "Namuslu adamdı, isteseydi giderken Topkapı Sarayı'nı götürürdü" diye bir açıklama yaptığını iddia etmektedirler. Karşıt görüşlüler buna karşı çıkmaktadırlar. (1)

“Vahdettin kalsaydı Ankara’nın niyeti onu idam etmekti…”

-Tarihçi Yazar Mustafa Armağan, Vahdettin'in yurtdışına kaçmadığını, kaçırıldığını söyledi. "Çünkü tehditler, sarayın çevresinde tabanca atmalar vs. ile zaten İstanbul'da yaşaması imkânsız hale getirilmişti. Nitekim "HMS Malaya" savaş gemisiyle Malta'ya gittikten sonra Yıldız Sarayı'na giden Refet Paşa'nın, ağlamakta olan Vahdettin'in yaverlerinden Sadrazam Tevfik Paşa'nın oğlu Ali Nuri Bey'e,

-"Ağlama Ali Bey, gittiği iyi oldu, ya kalsa idi biz onu ne yapardık? Vahdettin kalsaydı, Ankara'nın niyeti onu idam etmekti…" dedi.

Vahdettin’in kaçması için bir sebep yoktur…

-Vahdettin'in kaçması için bir sebep olmadığını, ancak kalmasının işleri zorlaştıracağını, ayak bağı olacağını, bu yüzden de gitmesi istendiğini, Padişah İstanbul'da tahtında oturuyorken Osmanlı'nın bedeni üzerinde gerçekleşecek "Lozan ameliyatının zira kolay olmayacağını belirtti… “ (2)

(1) Vikipedi.
(2) Tarihçi Yazar Mustafa Armağan, zaman.com.tr
Resim:www.flickr.com'dan alıntıdır.

ali adnan inal, ali açıköz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kaçmamıştır... Kaçsa da mazurdur. Çetin Altan, bir yazısında, "geçici olarak ülkeyi terk etmesinin istendiğini" söyler. Tabii ki namuslu adamdı... Gurbette çektiği malî sıkıntıdan bunu anlayabiliriz. Bence, bütün hanedan namusluydu, vatanseverdi... Türkiye Cumhuriyeti, hatta Atatürk aleyhine hiçbir eylemlerini, sözlerini duymadık. Bence, Osmanlı Hanedanı'ndan hain de çıkmamıştır. Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 13.11.2015 15:35
Cevap :
Değerli İsmail Hakkı CENGİZ Bey, Bilirsiniz, bir doğruya ulaşmanın yolu, iddia ile karşı iddianın bir arada değerlendirilmesi, (tez-antitez-sentez) ile mümkündür. Bunlarla birlikte Bülent Ecevit'in, "Sultan Vahdettin hain değildi!" İddiasına, Süleyman Demirel'in; "Halkımız henüz bunları konuşmaya hazır değil" dediğini, meraklıları hatırlayacaktır. Bu ifadenin bir benzerini de; Sabık Sultan'ın torunu, Suade Hümeyra Özbaş İfade eder; “Şahbabam (Vahideddin), İngilizlere inandı. Bu, onun hatası oldu. Bir saltanatın diğerini yıkacağını tahmin edemedi. Şimdi, bizim aile susmak zorunda. Türkiye bazı gerçekleri kabul etmeye hazır değil henüz…” der.(Kaynak; Son Osmanlılar, M.Bardakçı) Başbakanlık /Cumhurbaşkanlığı yapmış, Demirel ile Ecevit, açık-örtülü bir şekilde Vahdettin'i aklamışlardır. M.Kemal Paşa'da, 1922 Aralık ayında Ankara'da konuştuğu İng.Gazeteci Mary Ellison'a,"Kuva-ı Milliye Ankarası"; 'Sultanı biz uzaklaştırdık' der. Görüşlerinize teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.  13.11.2015 21:58
 

Mehmet Bey, ben Vahideddin'in hain olduğuna da inanmıyorum, kaçması veya ülkeyi terketmesini de gayet haklı buluyorum. Aslında son zamanlara kadar Mustafa Kemal ile ittifak halinde olduklarına da inanıyorum. Ancak anlayamadığım bir tek nokta var belki siz anlamama yardımcı olursunuz, o da şu. Neden Vahdeddin Mustafa Kemal kuvvetlerine karşı (Aznavur) birlik veya birlikler oluşturdu ve Mustafa Kemal'in orduları ile çarpışması için gönderdi. Bunu kesin bir hata olarak görüyorum, yapması gereken şey bunun tam tersi idi yani bu kuvvetlerin Mustafa Kemal kuvvetlerine iltihakını istemeliydi çünkü Mustafa Kemal kuvvetlerinin bu mücadeleyi kazanacağı ihtimali artık giderek güçleniyordu. Siz bu konuda ne dersiniz?_

ali adnan inal 
 07.04.2015 19:21
Cevap :
Değerli Ali Adnan İnal, Konuya ilginize ve görüşlerinize teşekkür ediyorum. Bu konuda sözü; 24 Nisan 1920'deki Mecliste (gizli oturumda) konuşan M.Kemal Paşa'ya bırakıyoruz; "...Meselâ cümlemizce malûm olan Anzavur vaziyetini hatırlıyabilirsiniz. Anzavur epiçe zamandanberi İngilizlerin parasile, silâhile, teşvikile ve bittabi Istanbulda mahiyet ve ahlaklarını arzetmeğe çalıştığım kimselerle müştereken icrayi faaliyet ediyordu..." M.Kemal Paşa aynı konuşmada başka ne demektedir? "..Bu temastan millet; ...Makamı Hilâfet ve Saltanatın müstakil ve masun olmasını vicdanî bir emel telâkki etmiştir. Bunun için burada çalışıyoruz ve çalışacağız. Halifei müsliminin bundan başka bir şey düşünmesine imkân tasavvur ediyor musunuz? Ben şahsan hiç bir şey düşünmem. Zati Şahanenin ağzından işitsem mutlaka bunun icbar ve tazyik altında olduğuna hükmederim.." Paşa ne demektedir? "Anzavur'u İngilizler kurdu, Sultan Vahdettin esir, her şey İngilizlerin zorlaması ile..." Sağlıcakla kalınız.  08.04.2015 15:05
 

birde işgal edilecek şehirlere işgale karşı gelinmemesi için vahdettin efendi tarafından oluşturulan Heyeti Nasiha var.. madem bu kadar vatan perver cengaver ve sevri sözde imzalamamış ta bu heyet halkı ikna etmek için neden gönderiliyor..

Eyüp Dane 
 09.11.2013 22:17
Cevap :
Değerli Eyüp Dane, İşgalciler ne istemişse o olmuştur. Mustafa Kemal Paşa'nın 19 Mayıs 1919 Tarihindeki Samsun'a gönderilmesi de buna dahildir. Bugün açıklanan-ulaşılan belgelere göre, Sultan Vahidettin'in, "Ülkenin kurtuluşu için Anadolu'da bir hükümet kurulması" fikri de, gerçeğinde büyük planın bir parçasıymış. "Resmi tarih" ile ilgili son yazılarımızı (www.canmehmet.com) okursanız, orada birçok konu açıklanmaktadır. (11.11.2013)Sağlıcakla kalınız.  11.11.2013 13:47
 

vahdettin hicret etmiş.. güzel de kurtuluş savaşı sırasında yozgat,afyon,konya da çıkartılan ayaklanmalara tepkisi ne olmuştur.. neden halkın ayaklanmasını teşvik etmiştir.. atatürkü ingilizlere şikayet ettiği belgelidir.tarih gerçekleri yamalıdır senaryo ve hikayelerle duygusallıktan uzak kalmalıdır..

Eyüp Dane 
 09.11.2013 22:11
Cevap :
Değerli Eyüp Dane, konuya ilginize ve görüşlerinize teşekkür ediyorum. Osmanlı Hanedanlığı 1909 yılında sonlandırılmıştır. Bunu Mustafa Kemal Paşa'da çok açık olarak ifade etmiştir. (Yazılarımızı takip edenler bu ifadeyi ve kaynağını bilirler) Devam eden süreç, Hanedanlığın ve Hilafetin yıpratılma sürecidir. "Kaçtı!" ifadesinin altında da bu vardır. Gerçeğinde, İşgal altındaki bir ülkede sizin nefes almanız dahi bir izin sonucudur. Nihayetinde öyle de olmuştur. (11.11.2013)Sağlıcakla kalınız.  11.11.2013 13:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 841
Toplam yorum
: 2416
Toplam mesaj
: 241
Ort. okunma sayısı
: 1531
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisinde öğrenciliğim sırasında bir kamu iktisadi kuruluşunda başladığım çalış..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster