Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Nisan '07

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
559
 

Demir gibi Türkiye!

Demir gibi Türkiye!
 

Geçenlerde Türkiye'de ilk defa düzenlenen 2007 Mikro Besin Öğeleri Sempozyumu'na katıldım. Mikro besin öğeleri, vücudumuza çok küçük miktarlarda aldığımız fakat önemi oldukça büyük olan vitamin ve mineraller. Öyle ki eksiklikleri IQ puanında ciddi düşüşlerden ölüme kadar giden sonuçlar doğurabiliyor.

Türkiye'de mikro besin öğeleriyle ilgili en büyük sorunlardan biri iyot eksikliği. Özellikle Karadeniz Bölgesi'nde topraklarımız iyottan fakir olduğu için problem %70'lere varabiliyor. Toplum geneline bektığımızda ise bu oran 1/3'le de oldukça korkutucu. Tuzlarımız iyotla zenginleştirildi ve iyotlu tuz kullanan kesimler önlenmesi oldukça kolay( 1/4 çay kaşığı iyotlu tuz günlük gereksinimi karşılıyor), oysa önlenmediğinde çok ciddi ve onarılamaz mental retardasyona yani zeka geriliğine yol açan bu problemden kurtuldu. Tabii ki hala toplumun tüm kesimleri yemeklerinde iyotlu tuz kullanmaya, gıda sanayicileri de ürünlerinde iyotlu tuz kullanmaya teşvik edilmeye çalışılıyor.

Bir diğer sorun da demir eksikliği. Ne yazık ki 0-5 yaş arası çocukların %50'si, okul çağı çocukların %30'u, hamile ve emziren kadınların %50'sinde demir eksikliği anemisi görülüyor. Devletin müdahale ettiği bölgelerde bu oranlar %7'ye kadar düşürülebilse de, bunun sürekliliği oldukça büyük maliyetler getirmekte. Bu nedenle Sağlık Bakanlığı, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı, çeşitli akademik otoriteler ve UNICEF gibi kuruluşlar ortak bir kararla ekmeğin demirle zenginleştirlmesine karar verdi. Aslında bu fikir yıllardır tartışılıyor fakat tam olarak soru işaretlerinden kurtulamadığımız için bir türlü hayata geçirilemedi.

Bu konudaki soru işaretleri hedef grup ve ekmek tüketimi ile ilgiliydi. Biliyorsunuz ekmek tüketimiyle Guiness Rekorlar Kitabı'na bile girdik. Günlük aldığımız enerjinin genel olarak %44'ü sadece ekmekten geliyor fakat günde 2 dilim ekmek yiyen de var, 2 adet yiyen de. Bu nedenle göz önünde bulundurmamız gereken aralık çok büyük.

Ayrıca Türkiye'de ulusal sağlık ve beslenme araştırmasına büyük ihtiyaç var. Bu araştırma olmadan hedef grubun tam olarak belirlenmesi pek mümkün görünmüyor.

Bu sorulara geçen gün bir soru da ben kattım, bakalım benim gibi düşünen birileri çıkacak mı?

Besin zenginleştirmeye kesinlikle karşı değilim aksine bunun faydasına gerçekten inanan bir sağlık profesyoneli olmama rağmen ekmeğin zenginleştirilmesi benim için oldukça ironik. Nedenine gelince;

Türkiye'deki ölüm nedenlerinin başında %43 ile Koroner Kalp Hastalıkları geliyor. İkinci neden %11 ile beslenmeyle ilişkili kanserler. Sadece İstanbul'da 1 milyon olmak üzere Türkiye genelinde 5 milyon diyabet hastası var. 2004 verilerine göre erkeklerin %21.2'si, kadınların ise %41.5'i obez ve çocukluk çağı obezitede %30'luk bir artış var.

Vee, yukarıda saydığım tüm sorunlara karşı koruyucu etkisi çok güçlü kanıtlarla ortaya konmuş bir besin var.

Bu besin çok pahalı değil, günde 2 hap ile 60 günlük kür de uygulamanıza gerek yok. Bu besin tam taneli tahıl yani tahıl tanesinin rafine edilmemiş hali. Tam tahıllar çoğunlukla kepekli, buğdaylı, çok tahıllı ürünlerle karıştırılsa da, ekmeğin ya da başka bir tahıl ürününün etiketinde "tam tahıllı" ibaresini aramalısınız. Tahıl tanesi E vitamini, folik asit, B vitaminleri, selenyum ve diğer antioksidan özellik gösteren fitokimyasallardan o kadar zengin ki, tüm bu besin öğelerini önce rafinerizasyon ile çöpe atıp ardından ekmeğe demir eklemek benim için gerçekten de ironik.

Devletin zenginleştirmeye gitmeden önce tam tahıllı besin üretimi ve tüketimini desteklemesi daha yerinde olur ve daha fazla sorunun çözümüne yardımcı olur diye düşünüyorum. Bu konuda pek çok ülke harekete geçmişken, bir tahıl ülkesi olarak bizler neyi bekliyoruz? Günde en az 3 porsiyon tam tahıllı gıdalar tüketmeye bir an önce başlayalım. Siz ne dersiniz?

Dyt.Ece Nevra Durukan

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 874
Kayıt tarihi
: 02.04.07
 
 

Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünden 2003 yılında mezun oldum. UNICEF, Dünya Sağl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster