Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mart '19

 
Kategori
Seçim
Okunma Sayısı
139
 

Demokrasinin Olmazsa Olmazları

Winston Churchill'in ünlü bir sözü var: "Demokrasi, diğer tüm sistemleri saymazsak, dünyanın en kötü siyasi sistemidir."

Fisher Ames, durur mu? İnceden bir ironi de o yapmış: “Bütün despotizmler içerisinde demokrasi, en az dayanıklısı olmakla birlikte en kötüsüdür.”

Çeşitli düşünürler demokrasinin temel niteliklerini de saymışlar:

Robert A. Dahl, Demokratik kurumların gelişiminde üç büyük kilometre taşı bulunmaktadır: Oylama yoluyla kamusal kararlara katılma hakkı, temsil etme hakkı ve muhalefet yapma hakkı,” demiş.

Guizot da der ki: "Demokrasinin üç temel öğesi; seçim, özgürlük ve bağımsız yargıdır.

Yani bu temel nitelikler, demokrasinin olmazsa olmazları. Bunlar olmadan o rejime "demokrasi" denmiyor!

***

Halkımın da güzel bir sözü var: "Tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmaz!" demişler. Sanki siyasal seçimler için (de) söylenmiş bir söz. Hakkını vererek işini yapmayan, işinin gereklerini yerine getirmeyen kişi, o işten verimli bir sonuç alamaz, anlamında. Önceleri yolunu bilmezken seçimlerden 3-4 ay önce partisine varıp, "ben seçilmek istiyorum, listede iyi bir sırada olayım," diyenleredir bu söz. Kibarca, "hele dur, önce 'aday adayı' ol, bir görelim çalışmalarını," cevabını alırlar böyleleri.

Daha önce yazmıştım: "Cumhuriyetin kuruluşundan beri ortalama, yaklaşık 2 yılda bir Genel ve Yerel Seçim" yapılıyor. Bu durumda tarla ile harman birbirine giriyor. Hangisi tarla zamanı, hangisi harman zamanı ayırt edilemiyor. Zaten 80'lerden beri Türkiye, Amerikan tipi seçim sistemine sokulmak isteniyor. Bu sistemin birinci özelliği: Politika ile ilgili her şey, son iki ayda yapılacakmış. Ondan sonra köylü köyüne, evli evine! Sonuç: Tarla mevsimi kısaldı! 2 aya indi!

***

Yukarıdaki son iki paragrafta yazdıklarım her iki tür seçim tipi için de geçerli. Ancak, seçim otoriteleri derler ki; "Genel Seçimlerde partiye, Yerel Seçimlerde kişiye oy verilir." Büyük ölçüde doğru bir söz! Hükümete işi düşen vatandaş, sorununu çözmek için başkente gitmek yerine bulunduğu yerden halletmeye çalışır ilkin. Bunun için de, yerel yöneticilerden bir ya da birkaçının tanıdığı, işini gördürebileceği kişilerden olmasını ister, doğal olarak.

Ol sebeple, Yerel Seçimler, sanıldığının aksine Genel Seçimlerden daha zorlu geçer, kimi yerlerde kıran kırana bir yarış yaşanır. Seçime katılacak tüm partiler, adayların seçiminden tut, yörenin gelenek ve göreneklerine saygı gösterilmesi konusuna kadar pek çok alanda titiz davranmak zorundalar. Örneğin, partiler, -aksine bir hüküm olmadığı halde- ötekilerden* aday göstermeye çekinirler.

Sadece birkaç il Belediye Başkanlığı adayı kadın. Engelli aday hiç yok. Oysa, 96 kadın, 5 engelli milletvekili seçilmiş son genel seçimde. Az ama yerel seçimlerde onu da göremiyoruz. Nedeni de partilerin önyargısı falan değildir bence, -deyim yerindeyse- “yakın dövüş” yapılır, yerel seçimlerde. Her parti diğerlerini kollamak zorunda. Kendisi ötekilerden bir aday gösterdiğinde rakiplerinde biri güçlü bir berikiyi* aday gösterirse ne olacak?

Bu ve benzeri gerekçelerle görülüyor ki bu kulvar ötekilere kapalı. Yapılması gereken; ısrarla bu yolda enerji harcamak değil, seçimlerden sonra belediyeler bünyesinde “engelliler komisyonu” gibi alt kurulların oluşturulmasına önayak olup, fiilen içinde çalışmak olmalıdır.

 

 

* öteki ve beriki deyimleri için: http://blog.milliyet.com.tr/beriki-ler----oteki-ler-/Blog/?BlogNo=286692

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Milyonlarca büyük hayallerle üniversite bitirmiş genç insanın işsiz dolaştığı bir ülkede özene bezene Ankara'ya gönderdiğimiz 600 arkadaşa iş bulmak ne benim ne de sizin sorununuz olmasa gerek. Kaldı ki günümüze kadar bir sürü kıyak ihalelerle zenginliklerine zenginlik kattıkları iş adamları o arkadaşlara olan vefa borçlarını bir şekilde öderler diye düşünüyorum. Selamlar

Matilla 
 25.03.2019 9:37
Cevap :
"Meşgale" anlamında söylemiştim. "Yürütme" hükümetin işi, "yargı" zaten "bağımsız", "yasama"yı da bağımsızlaştırırsak bu arkadaşlar neyle meşgul olacaklar? En yüksek devlet memurundan fazla maaş alıp, günlerini okey partisi çevirerek geçirseler olmaz değil mi? Ele güne karşı ayıp olur. Sevgiyle, dostlukla.  26.03.2019 1:49
 

Bence Guizot'un demokrasi tanımı en doğruya yakın olandır. Demokrasi için "bağımsız yargı" elbette ki önemlidir, ancak ne var tek başına bağımsız yargının da fazla bir ehemmiyeti yoktur. En az bağımsız yargı kadar "yasama" nın da siyasetten bağımız ve arındırılmış olması gerekir. Hukuk siyasallaşıyorsa yargının da siyasallaşması kaçınılmaz bir sonuçtur. Selamlar

Matilla 
 23.03.2019 12:44
Cevap :
Sayın Matilla, haklısınız da... O, her 4 yılda bir özene bezene Ankara’ya gönderdiğimiz 600 arkadaşa yapacak iş bulun ben de katılayım size... Bâki selam  23.03.2019 23:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 84
Toplam yorum
: 55
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 466
Kayıt tarihi
: 01.01.11
 
 

Milliyet Bloga taşınmam kolay olmadı.. Varlığını aşağı yukarı başlangıcından beri bildiğim bu dev..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster