Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Kasım '16

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
219
 

Deniz olmazsa, martılar nereye uçar?

Deniz olmazsa, martılar nereye uçar?
 

En son Bartın Valiliği'nden merkez valililiğine atanan yazar İsa Küçük’ün, kalemi, bürokrat kişiliğinin önünde gidiyor. İsa Küçük dendi mi, ilk önce onu, doğa ve insan sevgisinin nakışlarındaki desenlerinde aramalıyız.

Atlas ve Ateş, kendisinin 3 ncü kitabı. Kendisi iyi bir  Blog okuyucusu. Ki, beni yazılarımdan tanıdı ve “sizi tanıyalım” diye beni Bartın’a davet ettiydi. O zamandan beri de tanışırız. Blog  arkadaşlarımız da komşu kapısı yaptığımız ve bir çok ödül aldığımız yerin valisi için bu sayfalarda yorum da yaptılar. Olduk şimdi bir aile.

“Değerli yazar AYLA KUTLU, İsa Beyin kitabı için bakın ne diyor” ASİ …ASİ “ isimli ırmak kitabında “insanlar doğdukları şehrin yapraklarıdır,  ilk onlara bakılarak anlaşılır şehirlerin kimliği” diyordu Şehirleri güzelleştiren ve yaşanılır kılan o yaprakların sağlıklı, güçlü ve uzun ömürlü olması en büyük dileğimizdir. Bu bağlamda bir “imece çağrısı” olarak göverip gövdelenen Atlas ve Ateş’in, insani ve fiziki coğrafyamızdaki yangını söndürmek işinde de hiç olmazsa bir damla olmasını umalım; sözünü ettiğimiz imeceye katılım çağrımızı, bir kez daha yineleyerek …”

Yazar Ayla Kutlu ki, önemli bir yazarımız. Pek çok ödüllerin sahibi. Sait Faik Hikaye ödülü, Madaralı roman ödüllerinin sahibi, Yunus Nadi roman armağanına değer bulunan bir eseri, 1996 da Altın Portakal ve Altın Koza Film Şenliklerinde 14 ödülün sahibi aynı zamanda.
     

VALİ İSA KÜÇÜK, EŞİ EMİNE HANIMLA BİRLİKTE DAVET EDİLDİKLERİ, MAHALLE ARASINDAKİ BİR MISIR  İMECESİNDELER. BÖYLESİ İMECELERLE ÇOK SIK KARŞILAŞTIKLARI İÇİN, KİTAP İŞİNDE DE ÇEVREDE  BU MUKADDES YARDIM ÇAĞRISI OLARAK  "GELİN İMECEYE" DENİLİYOR YAZDIKLARI KİTAPTA

Bir İMECE’den bahsediliyor dedik sayın valiyle bu sefer karşı karşıya geldiğimizde sorduk kendisine nedir bu imece tutkunuz? Bartın’da vali iken kadınlar, mısır soyma inmecesine çağırmışlardı kendisini. O da eşiyle gidip, aralarında bağdaş kurarak mısır soymuşlardı. İmeceye, yerinden aşina.

Anlattı ki özetle şöyle: "Bartın’da  İBEV isimli bir kuruluş vardı. Bartınlı kız öğrencilere karşılıksız burs vermek üzere kollar sıvandı. Asırlık çökme tehlikesi olan evlerin odunları fırın ve evlerde yakacak olmasın diye, önce tamir edilerek liselilerimize yurt sağlandı. İBEV’in Başkanı İnci Bankoğlu, gelirlerinin 3 de ikisini bu işlere harcadı.” İsa Beye cümleyi şöyle bağladı. Olup bitenlere katkıda bulunmak için bu kitap, onlar için yazıldı.  Gelirin tamamı  onlara  bırakılacaktır dedi ve ekledi “Nüfusun yüzde 65’inin köylerde yaşadığı yerde, liselilerimize yurt bulmak önemliydi. İmdat çığlıklarını duyan duymuş, korkunun karanlığı yıkılmıştı. Çocuklar, okula başladığı ilk gün, artık ağlamayacaklardı.”

İsa Küçük, yorumlar için de  “Sayın Blog Milliyet  yazarları Tülay Eker, Semra Tüfekçi, Ay Şen, Nermin Ayduran İlyas Bayram ve Abdulkadir Güner’e işaretle: “Büyük yangını, bu vatanın evlatları olarak hepimiz söndüreceğiz. Sizin yazınızla "yangını" duyarlı olan bir çok insana duyurduğumuzu gördüm. Yazınızı okuyan ve duyarlılığınız için yorum yapan yorumcuların tümünün gösterdiği hassasiyete teşekkür ederim. Bu arada yorumcuların çoğunun kadın olması yangının söndürülebileceğine olan inancımı da artırdı. Bu durum imece çağrımızın adresine ulaştığını gösterdi.  Kendilerine ayrı ayrı teşekkür ederim. “Mutluluk, insan olmanın telif hakkıdır/ Hak etmişlerdir” diyerek sevgi ve saygı ile selamlarım” dedi.

Dayanamadık, sorduk kendisine. Son kitabında, bir nevi  “potburi” yapıyor daldan dala atlayarak. Kimi yerde lavın akışkanı gibi içine alıyor, önüne ne çıkarsa.

Bir Hasan Tahsin, bu kadar güzel Anlatılabilirdi.  Şöyle diyor; “Yakasında ölü tilki kuyruğu takılı zabitler gecesinde/ Beyazlar giymiş Hasan Tahsin, / Çünkü kuvvacılar yola çıkacak / İğne deliğinden geçilecektir / At sırtında yayan yapıldak / Aç ve susuz / Kurşundan hızlı koşmuş insanların hür ve bağımsız yaşamak sevincidir /  Kurşunun önünden kaçarak değil, kurşuna doğru koşarak yapılmış bu resim-hepimizindir /  Şimdi bir sabah Kocatepe’den saat 15,30 da yürüyüşe başlamak / Ve / On beş günde denize ulaşmak

Yazarın Akdeniz’e olan övgüsü de şöyle: “ Her dudak için bir bahar /  Öpülür / Akdeniz /Alanya Kalesinden atılan taş, denize düşmemiştir daha / Deniz olmazsa / Martılar nereye uçar? /

Sayın Küçük’ün bu son yapıtı, bir his deryası. Bir İsa Küçük ki, martıların nereye konacağını düşünüyor. Hiç konmasa daha çok sevinecek gibi bir hali var. Zaman zaman yüksek dağların karlı tepelerine çıkarıyor bizleri, ve bir anda dümdüz ovaya, yeşillikleri arasına nasıl da indiriyor sizi usulcana. Dedik ya. Biraz ondan, biraz bundan. Potbori yapıyor bir müzik aleti çalar gibi.

Sevgili yazar Ümit Sarıaslan’ın değimiyle, bütün bunca koparılan tatlı kıyametler, “İnci Bankoğlu’nun kız çocukların okumasına destek olmak için veregeldiği kurucu ve koruyucu emeğe Bartın Eski Valisi’nden şiirli bir saygı çelengi yerine, koymak” içindi.
Bartınlı Liseli kızlar, sizleri hayatları boyunca minnetle anacaklar.

Yazar İsa Küçük Beyi konuşturduk.Şöyle diyor:Atlas ve Ateş, insan, çevre, tarih ve kentleşme arasındaki ilişkilere, etkileşime kimi zaman bir başkaldırı kimi zaman bir eleştiridir; yer yer de çözüm arayışıdır aklıma bir soru düşürerek.  Oysa daha cevap bulamadığım soru o kadar çok ki… “kapıda durur her sabah bir çocuk/ (….) Her şey unutulur” (Doğu)

Birinci bölümde, o sorulara cevap vermiş kimi öğretmenleri, adını vermeden andım; okur merak edip araştırsın diye değil yalnızca, kendi öğretmeni de olabileceğini düşünerek sarılıp kucaklasın diye… coğrafyamıza düşmüş bu ateşi söndürmek için ömürlerini vermiş o değerli insanlara bir saygı sunumudur aslında başlangıçta aklımıza düşürdükleri soru “Bir kente ölüm korkusu mu yoksa yaşama sevinci mi biçim verir?”

Kastamonu’nun Ersiz köyünün öyküsünü bilmeden, tarihin sesinin talihimiz olduğunu bilmeden verilecek her cevap eksik kalacaktır… Yağmur, Karadeniz’i maviye boyasa da… İnebolulu kayıkçıların denizden çıkardığı kurtuluş yolunun başında duyduğumuz “Bu memleket bizim/ Türkiye hepimizin” çağrısını (Karadeniz). Bunun için “kadının gülmesi, devletin ve toplumun iyi hal kağıdıdır” demiştir şair… Çünkü “Özgürlük, ışıktan hızlı bir çiçek/Çoğalır ve büyür” (Akdeniz)
 

Bugün gerek kendi coğrafyamızda gerekse çevremizde büyük bir yangın vardır. Para tanrı ve onun meleği mi yoksa şeytanı mı olduğuna bir türlü karar verilemeyen kredi kartı (Marmara) karşısında İnsan, doğa, çevre …canlı ve cansız ne kadar değer varsa yakılıp yıkılmaktadır. Bu yak-yık, yap-sat fırsatçılığının ölçüsüzlüğüne bir dikkat çekmedir ATLAS ve ATEŞ. Sadece yak-yık, yap-sat mı, ya töre cinayetleri, kadın hakları…  Denizden kaçmış bir yağmur damlasını öldürmek (Güneydoğu). Bütün bunları düşüne düşüne “yoldan çıktım” kendimi dağ yollarına, patikalara attım; üstelik yalınayak yürümeyi seçtim. Çünkü “Yanıtlar, çıplak ayakla yürünerek bulunacaktır/ ve Av yasaktır., (İç Anadolu)
 
At kuyruğu kılından yapılmış tuzağa yakalanmış serçe kuşları / Bellerinde kırmız kurdeleli kızlar /Toprağa gömülüyor kanat çırpa çırpa / Havalanıp havalanıp düşüyor
Gözleri bağlı güvercinler / Ve deve dikeni ve leylek
Susuz çöllerden gelmiş (Sekizinci Bayrak)

Büyük yangınlarını söndürmenin bir yolu da karşı ateşler, yangınlar yakmaktır;  yangını belirli bir yerde tutmanın ilerleyebileceği yerlere ulaşıp fazla zarar vermeden yolunu kesip durdurmanın tek yoludur bu. Atlas ve Ateş, bir bakıma da o karşı yangındır, bütün Türkiye’nin, her birinde çalıştığım 7 Coğrafi bölgesinin bana kazandırdıklarından, oralarda öğrendiklerimden, gözlemlerimden yararlanarak yaktığım. Öğrendim ki, yaşamak savaşarak değil, barışarak öğrenilecektir." (Ege)

Sayın yazarımıza teşekkür ederiz.

N O T:  Bundan önceki bu blogla ilişkili olarak aşağıdaki  link'i tıklarsanaız,  önceki yazıdan haberdar olmuş olursunuz.

http://blog.milliyet.com.tr/-mutluluk--insan-olmanin-telif-hakkidir-hep-gec-kalir-/Blog/?BlogNo=544731

 

SEMRA TÜFEKÇİ KÖROĞLU

AY  ŞEN

TÜLAY EKER

İLYAS BAYRAM

ABDULKADİR GÜLER

NERMİN AYDURAN

YAZAR AYLA KUTLU

YAZAR İSA KÜÇÜK - ÜSTTE VE ALTTA-

 

İMZA GÜNÜNDEN - ÜSTTE VE ALTTAKİ RESİMLER-

 

Tülay EKER bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne güzel dolu dolu sevgi, dolu dolu umut...Hasret kaldığımız ...Çok teşekkür ederim onur, gurur verici sözler için de..Valimize ve emeği geçen herkese selam, sevgi ve saygılarımla...İyilik, güzellikler daim olsun.Her ne olursa olsun ille de barış olsun..

Tülay EKER 
 11.11.2016 14:34
Cevap :
Gelin sizi barış elçisi yapalım. Umut dolu sözleriniz bu gün tedavülde pek az. İyi ettiniz de geldiniz sayfama. Umut taşıdınız. Elbet bir gün bir yerlerden sökün eder, bakasını ayağımıza takılarak gelir. Belli mi olur.İlle de barış, barış  11.11.2016 19:28
 

Evren denilen okyanusta bir damla, dağ başında bir zerre ya da gökyüzünde bir nebze nefes olabiliyorsak ne mutlu bize.Ardımızda kalıcı eserler, hoş bir seda bırakabilsek keşke.Değerli valimiz yazarımızı bizlere anlatan, kitaplarının ışığını yansıtan yüreğinize selam olsun Muzaffer hocam. Hep sağlıkla ve mutlulukla yaşayın. Saygılarımla...

Ay Şen 
 11.11.2016 12:17
Cevap :
Onun kitabını görmediğiniz halde,durumu aynen yansıtmışsınız. Siz onu tanımadığınız halde "tanımışsınız" Bu, mümtaz bir ayrıcalıktır sizin için. Seziş, hissediş nüanslar bir araya gelince, şahsiyet ortaya çıkar. Siz şahsiyetinizi işaret ediyorsunuz Sayın Küçük'ü işaretle. Ve onun son yapıtını. İkiniz yan yana gelse " şıp" diye insanlar anlaşılır ya. İşte öyle anlaşırsınız birlikte. Bize anlayışlı insanlar lazımn sizin gibi. Bu genç yaştaki bu olgunluğu bir kere daha alkışlarım. Selam sevgi ve muhabbetle.  11.11.2016 13:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 891
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster