Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Temmuz '07

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
456
 

Depresyonda

Depresyonda
 

Akıllı, mantıklı, güçlü ne istediğni bilen ve gerçekleştiren bir kadın sanırdı kendini. Birdenbire hayatı öyle bir değişti ve sallandı ki hiç de zannettiği gibi biri olmadığını fark edince, kendini hayal kırıklığına uğratan insanları da yerli yersiz suçlamaktan vazgeçti. Doğruydu " Değişmeyen tek şey değişim!"

Zamana, mekana ve duruma göre her şey değişiklik gösterirmiş hakikaten. Hayatta en geçerli durum ise en son içinde bulunduğu durummuş insanın. Yaşadığı olaylar,maruz kaldığı davranışlar sonucunda karakter, huyu , düşünce yapısı tamamiyle değişmiş kendi bile kendini tanıyamaz hale gelmişti.

Karakterindeki değişiklikler içinde bulunduğu depresif durumdan mı kaynaklanıyordu bilinmez. Ancak davranışlarından, sarf etmek zorunda kaldığı sözlerden ve yaptıklarından son derece rahatsız oluyor yaşadığı kişilik bozukluğu O'nu nu son derece mutsuz kılıyordu.

Son zamanlarda yaşadığı hem fiziksel, hem duygusal yorgunluklar kendisine konsantrasyon bozukluğu, huzursuzluk, uykusuzluk, karakter değişikliği, çabuk sinirlenme ve kızgınlık, olarak geri dönmüştü.
Her şey son dört ya da beş ayda değişime uğradı hayatında. Her şey yanlış bir aşkı seçmesiyle başladı. Olmayacak bir insana körü körüne aşık olması ve aşkının da vahim boyutlarda sanrılara ve yanılgılara dayanıyor olması tüm yaşam enerjisini, hayata bağlılığını, pozitif düşüncelerini, zaten tam anlamıyla sağlıklı olmayan düşüncelerini aldı götürdü iyice.

Çökkün bir duygu-durum hali oluşmuştu son zamanlarda, kendini mutsuz,ağlamaklı,kederli hissediyordu.Eskiden hoşuna giden pek çok şey , mesela koca yaz geçmesine rağmen deniz kenarına bile inmiş olmamamsı,ve yaptığı her şeyde , her attığı her adımda zorlanması. Dünyayı verseler umurumda değildi artık. Hatta ve hatta kendisini bu hallerle sokan adam bile gelse ve hatta ayaklarına kapansa ve hatta hiç yanından ayrılmasa bile umurunda değildi.

Onca büyük ve masum bir sevginin, önyargılı ve yanlış anlamalar sonucu yanlış hükümlere varan birisi tarafından adeta bir pisliğe , lağıma düşümüş bir paçavraya dönüştürülmesi canını çok yakmıştı.Hayata tahammülünü azaltmıştı.Sevgilisinin sürekli hatalı kararlara varması ve zararlı, mantıksız tehditler ve suçlamalarla üzerine gelmesi,onunla herşeyi açık açık konuşmaya , kendisine ne yapıyor olduğunu anlatmaya ve karşısındakinin nerede hatalı olduğunu izah etmesine rağmen, defalarca kendini ifade etmeye çalışmasına rağmen karşısındakinin acımasızca kendi bildiğini okuması o dahil herkese karşı duyarsız bir hale getirmişti artık kadını.

Hiçbir şey umurunda değildi, ne işi ne aşkı, ne hayat,ne kuşlar ne böcekler ne çiçekler. Hemen her gün ya uykusuzluk çekiyor ya da uykudan başını alamıyordu. Harekete geçme zorluğu yaşıyordu.Uyumak için yatağa gideceğinde bile odadan yatağa gitmekte zorlanıyor genelde oturduğu kanepede uyukluyor, uzun bir süredir yemek yapmıyor, acıktığında mutfağa gidip bir sandviç bile hazırlamak yerine hazır yiyecekler yaratıp (çoğu zaman da bisküvi), yediği bisküvinin paketini bile çöpe atmak ona zulüm gelebiliyordu.

Neydi ki kendisi, milyarlarca insana vardı yeryüzünde, karınca sürüsünde bir tek karınca, çekirge sürüsünde bir tek çekirge, hatta kafka’nın romanındaki o hamamböceği idi.Kaç milyar insan vardı yeryüzünde kendisi gibi ve milyonlarcasının yaşamı bir şekilde son buluyor ve milyonlarcası doğuyordu tekrar.O milyonlarca değersiz,küçük,suçlu,günahkar, mutsuz insandan biriydi sadece.

Her şey bir sanrıydı. Akıl, mantık, güç, mutluluk ve hele hele sevgi en büyük sanrıydı.!!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili caca, yazılarınızı okuyorum ama bu ara yazamadım. Çocuklarım bana geldiklerinde bilgisayara yapışıp kalıyorlar. Arada bir okumaya zaman bulabildim, bu nedenle size de yazamadım. Ancak şunu söyleyeyim ki karamsarlık size yakışmıyor ve depresyon lafı da... Doğru ve çalışkan olmak bir insanın en büyük, en onurlu, en güzel kazanımıdır. Bu sizde fazlasıyla var. Komşularınızın sizi ziyarete gldiklerini konu alan yazınızı okudum ve ne kadar mutlu oldum. ''Ama tabaklar boş gitti.'' diye içlenmişsiniz. Komşu demek akraba demektir; arkadaş demek kardeş demektir. Komşularınızın ziyaretine karşılık vermelisiniz; onlarla daha sık görüşmeli ve dertleşmelisiniz. Komşularımı ben de çok seviyorum, yemek getirdikleri tabakları ben de boş olarak veriyorum. Ama doğallığımız, içtenliğimiz, gizlimizin-saklımızın olmaması yetiyor bizlere... Kendinizi üzmeyiniz; her insan zor günleri de güzel günleri de yaşar... Her zaman çok iyi olmanızı diliyorum... Esen kalınız... Selam ve sevgilerimle...

Cemal Hüseyin Çağlar 
 29.07.2007 13:22
Cevap :
Selam, her zamanki gibi cesaret ve moral verdiniz çok teşekkür ederim bilmukabele güzel dileklerinize esen kalın.  29.07.2007 17:16
 

Karınca sürüsünde tek karınca gibi gözüksekte, paylaştıkça tek olmadığımızı görüyoruz. Zaman, herşey buna bağlı. Bu yaşlara kadar neleri aşmadık ki? değil mi? Tek olmamak umarım biraz güç verir, sevgilerle...

ROSEMOON 
 28.07.2007 12:02
Cevap :
Karınclar da tek değil ki :)  28.07.2007 12:50
 

çok gerçekçi bir anlatış gerçektende.Tebrik ederim sizi.Hepimiz o döngünün içinde yaşama teleşındayız.Ve aslında herkes yalnız.

emel dedeoglu 
 28.07.2007 10:33
Cevap :
Teşekkür ederim,  28.07.2007 12:49
 

:) Bu duygusal hallerin birazda olsa serin karşılanması, yaşanacak olan hayat evrelerinin önceden tanınmasına bağlı sanıyorum.sevgi-saygılar.

Nariçi 
 28.07.2007 10:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 167
Toplam yorum
: 320
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 1800
Kayıt tarihi
: 20.04.07
 
 

01/06/1967 Rize/fındıklı doğumlu olmama rağmen doğum yerimi hiç görmedim. Türkiye'nin hemen her ilin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster