Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Kasım '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
536
 

Derin devlet yenileniyor…

Derin devlet yenileniyor…
 

Evrende geçerli tek bir kural vardır. “Denge” Denge kuralının işlemediği hiçbir olay normal sonuca ulaşmaz. Ne artı eksisiz, ne gece gündüzsüz olabilir. Bu olgu nefes alışımızdan tutun da, ülkenin yönetimine kadar aynıdır. “Her şey zıddı ile değer taşır”. Karşılığı olmayan hiçbir şey değerli değildir. Üstelik tehlikelidir de.
Ülkelerin yönetiminde, iktidar karşısında muhalefet vardır. Muhalefetin olmadığı veya zayıf olduğu yönetimlerde boşluğu sivil toplum örgütleri doldurur. Yani doğa asla boşluk kabul etmez. O boşluklar bir şekilde doldurulur. Demokrasi ile idare edildiği iddiasındaki devletlerde iktidar, büyük çoğunluk sahibi bile olsa, muhalif unsurlara değer vererek kendini korur.

Demokratik ülkelerde, ülkenin bütün işini yapan kuruluş devlet adı ile tanıdığımız örgüttür. Seçilmişler değişir. Devlet ise kalıcıdır. Bu kuralı seçilmişlerin içlerine iyi sindirmesi ve davranışlarını ona göre ayarlaması lazımdır. İktidara gelenler, çok uzun zamanda oluşmuş olan devlet ruhunu örselemeye, onu kendi kalıcılığı yönünde değiştirmeye çalıştıklarında kaos ve karmaşa ortamı doğması kaçınılmazdır. İktidarlar, halk tarafından seçildiklerinde, devlete de sahip olduklarını sanırlarsa, bir süre sonra yanıldıklarını anlarlar. Ülkeyi kaosa sürükler, kendilerine de zarar verirler. Başarılı iktidarlar, devletin ruhunu örselemeden ülkeyi ileri götürebilen iktidarlardır.

Oysa tarih gösteriyor ki kimi iktidarlar, ülkenin tamaına yayılmış hantal gibi görünen bu sessiz, kendini koruma olanağı olmadığı sanılan yapıya kolayca sahip olabileceklerini, kendi kalıcılıkları adına onu istedikleri gibi biçimlendirebileceklerini sanıyorlar. İktidar partileri, başa geldiklerinde, kendilerine oy veren bir kısım halkı ülkenin tamamı sanırlar. Oysa bütün ülke insanının içinde fiilen görevler aldığı devlet örgütü kendilerine bu düşüncenin yanlış olduğunu hatırlattığında, devletin ev sahibi kendi iktidarlarının misafir olduğunu unutup, devleti kendi istedikleri biçime sokmaya çalışırlar.

İşte bu sebepten çıkan çatışmalar, devletin kendini savunması için derin devlet denen aslında hiç de istenmeyen örgütlenmelerin oluşmasına neden oluyor. Buna derin devlet diyoruz. Dünya ülkelerine baktığımızda, bu tür kendini göstermeyen yapıların ülke istihbarat teşkilatlarının, ordularının ve daha bir çok kurumların içinde oluştuğunu görüyoruz. Devletin ve onu oluşturan millet adına işlerin iyi gittiği dönemlerde hiç ortada görünmeyen bu örgüt, ne zaman bir devletin ruhu örselenmeye kalksa kendini hissettiriyor.

Her ülkenin bir kuruluş felsefesi vardır. Örneğin Türkiye cumhuriyetinin kuruluş felsefesi, özü, ruhu, Anayasamızın ilk maddelerinde yatmaktadır. Bu o kadar kesin ve açıktır ki, 12 Eylül darbesini gerçekleştirenlerin hangi düşünce ve amaç sahibi oldukları belli iken, ellerinde istedikleri anayasayı onaylatabilecek bir silahlı güç varken bile bu maddelere dokunmamışlardır. Çünkü delvetin ruhunıun o maddelerde yattığının bilincindeydiler.

İktidarlar, derin devleti kendilerine karşıt hissettiklerinde gittikleri yol ise kendi emniyet güçlerinin yakalıyamadığı katilleri derin devletin üzerine atıp, nerede bir faili meçhul varsa, bu derin devletin işi deyip, bir taşla iki kuş vurmaya yani, hem kendi başarısızlıklarını örtmeye, hemde derin devlet denilen olguyu halka bir öcü göstermeye çalışırlar. Derin devletin çıkıp da kendini savunması söz konusu olmadığından beceriksizliklerin faturasını ona kesmek çok kolaydır.
Ülkede meydana gelen her türlü kanunsuz olayı atdınlatmak, suçluları bulup kanun önüne çıkarmak, iç işleri bakanlığının görevidir. Beceremiyorsa, başka suçlu aramak olsa olsa şark kurnazlığıdır.

Bu yazı, bir derin devleti savunma yazısı değildir. Çünkü normal şartlarda bir derin devlet yoktur. Ancak yukarıda belirttiğimiz nedenler sonucu derin devlet ortaya çıkar. Şartlar normale döndüğünde ise yok olur. Bu bir refleksdir. Yapmakta oldukları, ulusun ruhuna aykırı eylemler sonucunda hissetikleri derin devleti bertaraf etmek, kendi görüşlerini ülkenin tamamında mutlak kılmak isteyenler çeşitli yollara başvururlar.

Sayın Abdüllatif Şener’in Ergenekon davasını kastederek, “Burada iki şey söylüyorum; bu dava üzerinden çok sayıda masum insan mağdur edilerek bir endişe ortamı oluşturulmuş olabilir, ikincisi ‘derin devlet yenileniyor’ olabilir” şeklindeki sözleri nin üzerinde durulmalıdır. Zira sayın Şener, AKP nin oluşumunun mimarlarından ve uzun süre yönetim kadrosunun en üst noktalarında bulunmuş biridir.

Ancak sayın Şenerin “Derin devlet yenileniyor” tespitine katılamıyoruz. Zira bu derin devlet olgusunun doğasına aykırıdır. Derin devletin yerine konmaya uğraşılan bir kurum varsa buna ancak “çete” denebilir ve derin devletin yerini de alamaz. Ancak iktidar adına kanunsuz eylemler yapabilir.
Ülkemize derin devletsiz günler dileğimle….

Resim internetten alıntı.

2009-11-22

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir siyasi parti kendini kesinlikle devlet yerine koyamaz. Eğer kendini devlet yerine koymaya kalkarsa HÜKÜMET HÜKÜM'eden, HÜKMEDEN Olamaz. Devlet MİLLİ İRADE'nin emrine BAĞIMLI olarak kendi başına HÜKÜM belirtemez nitelikte ve HÜKÜM EDEN'in HÜKMÜNE tabi kurum ve kuruluşların yekûnudur. Sadece bundan HUKUK MÜESSESELERİ MÜSTAĞNİDİR. Onlarda HÜKÜMET adına değil TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'nden çıkan KANUN'lar muvacehesinde hüküm bildirirken de TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞLARI ADINA HÜKMEDİLMİŞTİR. KARAR diye söze başlarlar. Hülasa HÜKÜMET hüküm bildirirken TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞLARI VEKİLLERİNİN kabul ve takdir yetkisini tek merkezden kullanırken bu kabul yetkisinin leyhte veya aleyhte oluşan tüm katılımlarıyla birlikte bir değer ifade ettiğini ve bunun uygulama makamının da HUKUK NORMLARI MUVACEHESİNDE İCRAİ MAKAMLAR olduğunu bu makamlarında HUKUK ADAMLARI HARİÇ BAŞBAKANLIĞA bağlı oldukları ve hukukunda SİYASİ KARARLAR ve GÖRÜŞ bildiremeyeceği de HÜKME BAĞLANMIŞTIR.

Atila SARUHAN 
 10.12.2009 20:29
Cevap :
Merhaba, "Bir siyasi parti kendini kesinlikle devlet yerine koyamaz." Bu cümlenize canı gönülden katılıyorum. Umarım genç demokrasimiz o günleri de yaşar ve olgunlaşır. Saygı ve selamlar...  11.12.2009 13:21
 

Tabiidirki TERÖRLE MÜCADELE hükümetin işidir ancak İradeyi MECLİS KOYAR. Eğer DEVLET kendi içerisinde bir takım değerlendirmeler yapmış ve TERÖRLE MÜCADELE'nin sadece askeri yol ve yöntemlerle giderilemeyeceği bunun siyasi ekonomik ve yapısal bir takım gerekliliklerinin de olduğunu ortaya koymuş ve DEVLET PLANI olarak açıklamışsa bunuda HÜKÜMETİN BAŞI ve İLGİLİ BAKANLIK'ta bu bir DEVLET PLANI'dır demişse buna da muhalefet etmek ülkenin mi yararına olur. TERÖRİST'lerin mi yararına olur taktir edersiniz..... Hatta bu hususda DEVLETİN BAŞI muhalefet partilerini çağırıp onlara DEVLET NAMINA BİLGİ AKTARMAK için gayret göstermesine karşı duranlar da kime ve neye hizmet ettiklerinin farkında değillermidir.....???? Hülasa BÜYÜK BİR DEVLET PLANINI kamuoyuna siyasi parti pilanı olarak lanse etmek de muhalefet partilerine yakışan bir tavırmıdır....??? DEVLET'in planına karşı yapılagelen bu muhalefet DAĞDAKİ TERÖRİST'in yaptığı tahrifattan daha az bir tahrifatmıdır.....????

Atila SARUHAN 
 08.12.2009 23:30
Cevap :
Merhaba, Eğer bir siyasi parti kendini devlet yerine koyar, istediği her şeyi dikte etmeye kalkarsa sonucun bu olması şaşırtıcı değildir. Bu tür yönetim anlayışına tarih başka bir isim veriyor. Saygı ve selamlar...  10.12.2009 12:54
 

O kendisine çiftçi denilen adamı bir şekilde takip etmenizi isterdim. Bu adam ne yaptı. Bu adama ne oldu. Hiç merak etmedinizmi....???? Bu adam davaların bir çoğundan berat etti. Etti ama bu seferde gidip kendisine berat veren mahkeme heyetine saldırmaya ve küfretmeye başladı. Hepsi bumu tabiki hayır. Bunun üstüne birde SAVCILIK MAKAMI'na küfretme fiili eklenince bu seferde hem mahkeme heyeti hemde SAVCILIK makamı bu adamla ilgilenmek zorunda kaldı.... Üstüne üstelik berat veren makam olarak. ::)) İnanınız bu yazıyı yazarken gülmekten bihalim. Hülasa sevgili ağabeyim. Biz bu adamdan süren davalar hariç kurtulduk. Allah mahkeme heyeti ve Sayın SAVCILARA sabırlar versin. Eğer mahkeme heyeti ve Sayın SAVCI'lar bu adamı bizim başımıza BAŞBAKAN MUSALLAT etti bu adama uyulurmuydu diye dava açsalar inanınız DEVLETİN HUKUK MÜESSESELERİNİ meşgul etmekten dava kazanırlar. Öyle sloganlaşmış sözlerin arkasındaki gerçekler, bazen sloganı çok ama çok aşabiliyor maalesef.....

Atila SARUHAN 
 03.12.2009 19:40
Cevap :
Merhaba, "Bu adamdan kurtulduk" AKPnin benim tasvip etmediğim en önemli yönlerinden biri. Hoşuna gitmeyenden kurtulmak, hangi yolla olursa olsun. Bir siyasi partinin bu tür davranışları olabilir. Ancak eğer iktidarsa, tüm halkı kucaklamalıdır. Saygı ve selamlar...  08.12.2009 10:49
 

Sayın ŞAHİN; Size bir video da göndermiştim bu hususda. ERGENEKON ZANLISI KÜÇÜK'ün TERÖRİST BAŞI'nı öven sözlerini ve KILIÇDAROĞLU'nun bu hususda beyanatını da seyrettiğinizi umarım. Şimdi size soruyorum. Dağlarda yıllarca kalmış ve o doğanın ve çevrenin eğitimi yanında her türlü askeri eğitimi almış ve sırt üstü muharebe denilen ve iki sütre arasında kalmış birinin açılan ateşe karşı nasıl karşı koyabileceğini bilmeyen mayını hayatında hiç görmemiş, TETRİL TETRİTOL, RDX, C3 ve C4 nedir bilmeyen eline bir silah biraz mermi verilmiş dağ başına indirilip HADİ BAKALIM TERÖRİST ARA denilen VATAN EVLATLARI'nı cepheye sürmek her şeyi bir kenara bırakınız SAVAŞANLARIN ADALETİ'ne uyarmı... Gerçekten biz pekaka'yı temizlemek istedikte üç tane dağda konuşlanmış teröristi temizleyemedikmi sizce.... Avrupa ve Amerika dahi arkamızda ve girebilirsin dediği halde her türlü silah ve donanımımız olduğu halde. Dış istihbarat aldığımız halde. BBG evi gibi oldu pekaka diyen bir GENELKURMAY'a rağmenmi...??

Atila SARUHAN 
 03.12.2009 18:05
Cevap :
Merhaba, Dünyanın demokrasi ile yönetilen tüm ülkelerinde terörle mücadele sivil iktidarın sorumluluğundadır. Başarı da, başarısızlıkda ona aittir. Askerden şikayetçi olmak ancak iktidarın o konudaki beceriksizliğini gösterir. Ülkemizde de iktidar istesin bir yıl içinde terör denen bir şey kalmaz. Yeterki bu işi hangi yöntemlerle yapacağını doğru tespit etsin. Saygı ve selamlar...  08.12.2009 10:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1508
Toplam yorum
: 5843
Toplam mesaj
: 265
Ort. okunma sayısı
: 1637
Kayıt tarihi
: 16.07.08
 
 

Yetmişiki yaşında iki çocuk ve iki torun sahibi bir erkeğim.. Lise mezunuyum. Uzun yıllar esnaflı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster